WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/5534 E.  ,  2024/1178 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/137 E., 2022/291 K.
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/270 Esas, 2018/39 Karar sayılı kararı ile nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.06.2018 tarihli ve 2018/1443 Esas, 2018/1694 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Samsun Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2022 tarihli ve 2021/26195 Esas, 2022/4508 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamına göre kayden 22.02.1992 doğumlu olan mağdurenin nüfus kayıtlarına göre evli ve iki çocuklu olduğu, mağdure hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 15.05.2017 tarihli raporun dosya içeriğiyle çelişmesi sebebiyle mağdurenin dava dosyasıyla birlikte Adli Tıp Genel Kuruluna sevkiyle suç tarihi itibari ile mağdurenin kendisine karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı, var ise rahatsızlığının suç tarihi itibari ile nitelikli cinsel saldırı fiiline mukavemet etmesini engelleyecek akıl hastalığı niteliğinde olup olmadığı, bu durumun suç tarihi itibari ile hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılmayacağı, beden veya ruh bakımından kendisini savunup savunamayacağı hususlarında rapor aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/137 Esas, 2022/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası üçüncü fıkrasının (a) bendi ile aynı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; kararın eksik incelemeyle verildiğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığına, Adlî Tıp Kurumu raporlarına göre katılan mağdurede bulunan zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceğinin belirtildiğine, soyut varsayımlarla sanığa ceza verildiğine ve sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ve sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

3. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; sanık hakkında hüküm kurulurken takdiri indirim maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Sanık aşamalarda alınan birbiri ile tutarlı savunmalarında mağdurenin kendisiyle ilişkiye girmeyi istemesi üzerine, onun rızası doğrultusunda yatak odasına geçtiklerini ve ilişkiye girdiklerini savunmuş, mağdure ise aşamalarda alınan beyanlarında; sanığın, kendisinin kolundan tutarak ve ağzını kapatarak zorla yatak odasına götürdüğünü ve organ sokmak suretiyle kendisine cinsel istismarda bulunduğunu ileri sürmüştür. Mağdure her ne kadar sanığın kendisine cebir kullanarak nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunu ileri sürmüş ise de, olay anında evde mağdurenin eşi ve çocuklarının da bulunduğu, mağdurenin aldırılan doktor raporunda herhangi bir darp ve cebir bulgusunun tespit edilmemesi karşısında, eylemin mağdurenin rızası ile gerçekleştiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin kabulü de bu yöndedir Ancak; İlk Derece Mahkemesi, sanığın eylemini mağdurenin rızası doğrultusunda işlendiği kabul edilmekle birlikte, Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Birinci Üst Kurulu’nun 18.10.2022 tarihli raporu ile "Mağdurdaki zeka geriliğinin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemet etmesine mani olacak mahiyet ve derecede olduğu"nun tespit edilmesi karşısında mağdurenin rızasının geçerli sayılamayacağı gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.

O halde; öncelikle akıl hastası olan mağdurenin, cinsel ilişkiye dönük rıza açıklamasının geçerli sayılıp sayılamayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Akıl hastalığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 133 üncü maddesinde bir “Evlenme engeli” olarak düzenlenmiş, akıl hastalarının evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığını ispatlamaları halinde evlenebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 145 inci maddesinde ise; evlenme sırasında eşlerden birinin akıl hastası olması, evliliğin mutlak butlan sebebi olarak sayılmış ve evliliğin butlanını Cumhuriyet savcısı ve ilgili herkesin isteyebileceği düzenlenmiştir.

4721 sayılı Medeni Kanun'un 133 ve 145 inci maddeleri doğrultusunda Evlendirme Yönetmeliği'nin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 20 inci maddesinin ikinci fıkrasında evlilik işlemi öncesinde tarafların sağlık kurulu raporu aldırmaları zorunluluk olarak öngörülmüş ve sağlık raporu aldırılmaksızın evlenme işlemi yapılamayacağı düzenlenmiş, aynı Yönetmeliğin 15 ve 20 inci maddelerinin üçüncü fıkralarında ise, akıl hastalarının ancak evlenmelerinde tıbbi bir sakınca bulunmadığının sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi halinde evlenebilecekleri hüküm altına alınmıştır.

4721 sayılı Medeni Kanun'un 133 ncü maddesi göz önüne alındığında; kanun koyucu tarafından, evlenmek isteyen taraflardan herhangi birindeki herhangi bir akıl hastalığının, iradeyi doğrudan sakatlayan, dolaysıyla bir evlilik akdi yapmasına engel teşkil eden mutlak bir neden olarak kabul edilmediği, akıl hastaları arasında “Evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunanlar/bulunmayanlar” ayrımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme karşısında akıl hastalarının -aldırılacak sağlık kurulu raporuna bağlı olarak- cinsel özgürlüklerinin bulunduğu ve buna dönük rıza açıklamalarının geçerli olduğu sonucu çıkmaktadır.

5237 sayılı Kanun'un “Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası” başlıklı 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklara ilişkin olarak rıza açıklaması, cezai sorumluluğu kaldıran neden olarak düzenlenmiş, aynı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise cezai sorumluluğu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin olarak kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin bu hatadan yararlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda, dosya içinde bulunan belgeler incelendiğinde;
Adlî Tıp Kurumu BaşkanlığıAdli Tıp Birinci Üst Kurulu’nun 18.10.2022 tarihli raporu ile “Mağdurdaki Hafif-Orta Derecede Zeka Geriliğinin, hayatının ilk yıllarından başlayıp, ömrü boyunca sürecek nitelikte” olduğunun tespit edildiği,
Mağdurenin nüfus aile kayıt tablosuna göre 12.11.2012 tarihinde evlendiği, 2 çocuğunun bulunduğu, bu durumun sanık tarafından da bilindiği,
anlaşılmaktadır.

Suç tarihinden önce mağdurenin yapmış olduğu resmî evlilik işlemine güven duyarak rıza açıklamaya ehil olduğu zannıyla hareket eden ve bu doğrultuda mağdure ile rızaen ilişkiye giren sanığın 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaçınılmaz bir hataya düştüğü kabul edilmelidir. Aksi yöndeki bir kabul ve uygulamanın, mağdurenin eşinin de ağır bir cezai yaptırımla karşı karşıya kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulamanın kanun koyucunun amacına aykırı olacağı açıktır.

Bu gerekçeler ışığında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Aynı gerekçelerle Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/137 Esas, 2022/291 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Sinop Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/270 Esas, 2018/39 Karar sayılı kararı ile nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci ve üçüncü (a) ile aynı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.06.2018 tarihli ve 2018/1443 Esas, 2018/1694 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.05.2022 tarihli ve 2021/26195 Esas, 2022/4508 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamına göre kayden 22.02.1992 doğumlu olan mağdurenin nüfus kayıtlarına göre evli ve iki çocuklu olduğu, mağdure hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 15.05.2017 tarihli raporun dosya içeriğiyle çelişmesi sebebiyle mağdurenin dava dosyasıyla birlikte Adli Tıp Genel Kuruluna sevkiyle suç tarihi itibari ile mağdurenin kendisine karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı, var ise rahatsızlığının suç tarihi itibari ile nitelikli cinsel saldırı fiiline mukavemet etmesini engelleyecek akıl hastalığı niteliğinde olup olmadığı bu durumun suç tarihi itibari ile hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılmayacağı, beden veya ruh bakımından kendisini savunup savunamayacağı, hususlarında rapor aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozma ilamına uyularak Adli Tıp Kurumu üst kurulundan yeniden rapor aldırılmış, mağdurenin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayıp eylemi ruhsal yönden mukavemet yeteneği bulunmayacak şekilde rahatsızlığı bulunduğunun analışlması üzerine Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/137 Esas, 2022/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin ikinci ve üçüncü (a) ile aynı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf suçun yasal unsurlarının bulunup bulunmadığı, mağdurenin rızasının geçerli sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. Sanığın mağdurenin akıl hastalığını bildiğine ilişkin soruşturma aşamasındaki ikrar içeren savunması, katılanların beyanları, tanık anlatımları ve Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı'nın mağdurun iç çamaşırında sanığa ait meni örneklerinin tespit edildiğine dair raporu, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen mağdurenin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayıp eylemi ruhsal yönden mukavemet yeteneği bulunmayacak şekilde rahatsızlığı bulunduğuna dair raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde olay tarihinde sanıkla katılan ...'nin rızayla cinsel ilişkiye girdikleri hususunda sayın çoğunlukla aramızda ihtilaf bulunmamaktadır. Gerek bozma öncesi gerekse bozma sonrası aldırılan Adlî Tıp Kurumu raporları gözetildiğinde katılan mağdurede Hafif-Orta Derecede Zeka Geriliğinin saptandığı, kendisinde saptanmış olan ve hayatının ilk yıllarından başlayıp ömrü boyunca sürecek olan bu zeka geriliğinin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemet etmesine mani olacak mahiyet ve derecede olduğu dolayısıyla, ...’nin olay tarihinde mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, kendisinde mevcut olan zeka geriliğinin hekim olmayanlarca ilk bakışta anlaşılamayabileceği ancak kendisini yakın tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin tespit edildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarih 2913/14794 esas 20.12.2011 tarih 2011/5230 esas sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere sanığın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayıp eylemi ruhsal yönden mukavemet yeteneği bulunmayacak şekilde rahatsızlığı olan mağdureye karşı cinsel eylemde bulunulması halinde rıza açıklama ehliyeti bulunmayan mağdurenin sanıkla cinsel ilişkiye rıza göstermesinin ve evli olmasının bu eylemleri hukuka uygun hale getirmediği bu haliyle eylemin cinsel saldırı niteliğinde olduğu, sanığın katılan ...'in kızkardeşi ile gayri resmi evli olması, beyanlardan birbirlerinin evine gidip gelen şahıslardan olduğunun anlaşılması, olay tarihinde de beyanlardan hareketle sanığın davet olmaksızın katılanların evine çay içme amacıyla gelebilecek yakınlıkta olduğunun anlaşılması, bozma öncesi mahkemece yapılan gözlemde mahkeme tarafından bir defa görülmesine rağmen konuşmalarından ve davranışından katılan ...'nin akıl sağlığı ve zayıflığı ile ilgili rahatsızlığının herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde olduğunun gözlemlendiğinin belirtilmesi, sanığın Cumhuriyet savcılığındaki ifadesinde katılan mağdurenin zeka geriliğini konuştukları sırada anladığına dair anlatımlarının bulunduğu dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 30'uncu maddesindeki hata hükümlerinin sanık hakkında uygulanmamasının da doğru şekilde tartışıldığı, katılan mağdurenin olaydan önce rıza gösterme ehliyetine sahip olmamasına rağmen bir başkasıyla evli olup olmamasının sanığın cezai sorumluluğunu değiştirmeyeceği, bu tür akıl hastalığı bulunanların cinsel özgürlüğe sahip olduğunun kabul edilemez olduğu,yerleşik uygulamanın da bu şekilde olduğu, usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

...