WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/4878 E.  ,  2023/5507 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2897 E., 2023/135 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer vermediği anlaşıldığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2022/64 Esas, 2022/135 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı
Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 16 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2022/1617 Esas, 2022/1446 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek duruşmasız yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 inci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3.Trabzon Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ile katılanlar vekilinin tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/11342 Esas, 2022/10000 Karar sayılı kararı ile özetle sanığın eyleminin tek sefer olduğu, suçun zincirleme şekilde işlenip işlenmediği ve buna bağlı olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin tatbik edilip edilmeyeceğine dair yapılacak değerlendirmenin suçun işleniş şekline ilişkin olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılarak söz konusu maddenin uygulanmasının gerekip gerekmediği hususunda karar verilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin tatbikinin hatalı olduğundan bahisle anılan maddenin hükümden çıkarılması suretiyle vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddedilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30/01/2023 tarihli ve 2022/2897 E. 2023/135 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 inci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın bozulması isteğiyle temyiz edildiğini belirten süre tutum dilekçesi sunmuştur.

B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, mağdurun beyanlarında olayın birden fazla gerçekleştiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Bölge Adliye Mahkemesi Savcısının Temyiz İstemi
Suçun zincirleme sureti ile incelendiği yönünde dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince duruşma açılarak sanığın zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın cezalandırılması cihetine gidilmesi gerekirken sanık hakkında daha önce verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde;''Sanığın, yeğeninin kızı olan mağdurun arka cinsel bölgesine cinsel organı ile sürtündüğü ve boşaldığı, mağdurun suç tarihindeki yaşı gereği cinsel şemasının oluşmaması sebebiyle bu eylemi sanığın üzerine işediği ve slime gibi katı bir maddenin geldiği şeklinde anlattığı, sanığın da savunmasında olayın bir kez gerçekleştiğini beyan ederek eylemini ikrar ettiği, mağdurun annesi olan katılan ...'in de mağdurda ıslaklık fark etmesi üzerine mağdura sorduğunda olayı anlattığını beyan ettiği, tanık ...'nın da katılan ...'in olay günü kendisine mağdurun anlattığı olayı aynı şekilde aktardığını beyan ettiği,
Mağdurun yaşı dikkate alındığında bu olayları yaşamadığı sürece detaylı olarak anlatamayacağı, olayı kurgulayamayacağı, olayın hemen ardından mağdurun olayı ailesi ve arkadaşlarına anlatması, bundan sonra olayın rehber öğretmene iletilmesi ve hemen akabinde de kolluk görevlilerine müracaat edilmesi hususları birlikte gözetilerek, sanığın üzerine atılı bulunan Çocuğun Cinsel İstismarı suçunu işlediğinin sabit olduğu,
Buna karşın mağdurun sanığın kendisine yönelik eylemini anlattığı Rehber Öğretmen ...'nun gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasındaki beyanlarında mağdurun sanığın kendisini sadece 1 kez istismar eyleminde bulunduğunu beyan etmesi, sanığın savunmasında 1 kez istismar eyleminde bulunduğunu beyan etmesi ve sanığın birden fazla kez istismar eylemini gerçekleştirdiğine dair mağdurun soyut beyanı dışında delil bulunmaması dikkate alındığında, sanığın mağdura karşı 1 kez istismar eyleminde bulunduğunun kabulü ile sanık hakkında TCK 43/1 maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dairemizce kabul edilen bu oluş şekline göre; sanığın sübut bulan eylemine uyan TCK 103/1-1. cümlesindeki cezai yaptırımın alt ve üst sınırı, suçun işleniş şekli, mağdur ve sanık arasındaki yaş farkı, akrabalık ilişkisi hususları dikkate alındığında, sanık hakkında teştiden 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sabıkasız geçmişi, yargılamaya yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmaması, suçunu ikrar etmesi ve pişmanlığına dair beyanları dikkate alınarak TCK 62/1 maddesi uyarınca lehine takdiri indirim yapılmak suretiyle sonuç cezanın belirlenmesine ve sanığın bu şekilde cezalandırılmasına, hükmedilen sonuç ceza miktarı göz önüne alınarak tutukluluk halinin devamına karar vermek gerekmiş'' hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanık müdafiinin yüzünde verilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde 08.07.2022 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak usulüne uygun yapılan tebligata rağmen aynı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmiştir.

B. Katılanlar Vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
1. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin hükümden çıkarılması suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bu husustaki değerlendirmenin duruşmalı yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına müteakiben Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açıldıktan sonra önceki kararda direnilmesine karar verilerek yeninden İlk Derece Mahkemesi hükmünün düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 2020/211 Esas, 2023/62 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere "...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkemelerce direnme kararı verilirken CMK'nın 230, 231 ve 232 nci maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunludur. CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca, aynı Kanun'un 223 üncü maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır. Öğretide de ''Yargıtay’dan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından direnme kararlarında da 5271 sayılı CMK’nın 230, 231 ve 232. maddeleri gereğince yeniden hüküm kurulmalı ve kurulan bu hüküm sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşmalıdır. Bu nedenle direnme kararlarında da olay özetlenmeli, neden bu sonuca ulaşıldığı gerekçelendirilmeli ve hukuki nitelemeye yer verilmelidir' (Nur Centel/Hamide ..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 12. Baskı, 2015, İstanbul, s. 812.) şeklinde görüşlere yer verilmiştir. Bu husus bölge adliye mahkemeleri kurulduktan sonra da geçerliliğini sürdürmekte olup ilk derece mahkemesi için yeni bir hüküm kurulması zorunlu olduğu gibi bölge adliye mahkemeleri için de bu kural geçerlidir.
Yargıtay, temyiz edilen hükmü temyiz başvurusunda gösterilen hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma kararı, hukuka aykırılık nedeniyle bölge adliye mahkemesinin son kararının kaldırılmasıdır (Fidan Balcı/Seyithan ..., Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s.462.). Ancak bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulmasıyla ilk derece mahkemesi tarafından kurulan ilk hükmün de bozulduğu kabul edilmelidir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı tek başına infaz yeteneği bulunan ve hukuk düzeninde sonuç doğuran bir hüküm değildir. Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı ilk derece mahkemesince verilen hükme sıkı sıkıya bağlı olduğundan Yargıtayın bozma kararıyla ilk derece mahkemesi hükmü de tamamen ortadan kalkar. CMK'nın 223. maddesinde hükümlerin neler olduğu açıkça sayılmış olup istinaf başvurusunun esastan reddi gibi kararlar hüküm olarak kabul edilmemiştir. Bölge adliye mahkemesince verilen kararda anılan maddede sayılan hükümlerden biri kurulmamış ve bu karar da temyiz incelemesi sonucu bozulmuş ise direnme kararı verilirken ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm yeniden kurulmalıdır."
şeklindeki açıklamalar da gözetildiğinde Dairemizin 07.11.2022 tarihli ve 2022/11342 Esas, 2022/10000 Karar sayılı bozma ilamı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir hüküm tesis edilmeden İlk Derece Mahkemesi hükmünün düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Bu nedenle Tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılanlar Vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekili ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 30.01.2023 tarihli ve 2022/2897 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2023 tarihinde karar verildi.