WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/3730 E.  ,  2023/4517 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 Tarihli ve 2019/122 Esas 2020/261 Karar Sayılı Kararı ile Sanık hakkında
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun ile değişik, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ile dördüncü fıkraları, 43 üncü, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2021/425 Esas 2021/398 Karar Sayılı kararı ile sanık hakkında,
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle hükümlerin özetle; mahkemece mağdurun mahkeme anlatımında iddianamede yer almayan eylemlerle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunularak yeni bir iddianame düzenlenmesi ve dava açılması durumunda bu dava ile iş bu davanın birleştirilerek sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunmasına rağmen mağdurun bir kısım iddianeme dışı mahkeme anlatımlarına dayanılarak hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi, kabule göre de; sanık hakkında hürriyetten yoksun kılma suçuna ilişkin hükümde suçun çocuğa karşı işlenmesine rağmen 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinin gösterilmemesi, nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2022 tarih ve 2022/33197 esas sayılı ve birleştirme talepli iddianamesi ile İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2022 tarih, 2022/256 esas, 2022/236 karar sayılı Birleştirme Kararından sonra

3. Bozma üzerine İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve 2021/322 Esas 2022/415 Karar Sayılı kararı ile sanık hakkında
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 6763 sayılı yasa ile değişik, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ile dördüncü fıkraları, 43 üncü, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü fıkrasının (a) ve (f) bendleri, beşinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 08.12.2022 Tarihli ve 2022/1987 Esas 2022/2359 Karar Sayılı Kararı ile Sanık hakkında,
İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve Katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik, mağdurun bir kısım iddianeme dışı mahkeme anlatımlarına dayanılarak hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
İddianamede yer almayan sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemine dair ek iddianame düzenlenmesine karşın yine iddianamede yer almamasına karşın cinsel istismar eylemine ilişkin de ek iddianame düzenlenilmemesinin usul ve hukuka aykırı olduğuna, dosyada mevcut tibbi raporların tecavüz iddiasını desteklemediği mağdur ile katılan annenin beyanlarının çelişkili olduğuna, sanıkla birlikte kalan on iki kişi olup tecavüz olayının gerçekleşme ihtimali olmadığına, istismar olayının bıçak vasıtasıyla gerçekleştiği iddiasının çelişkili mağdur beyanı incelendiğinde gerçeğe aykırı olduğunun tespit edilebileceğine, tanık beyanlarına göre tecavüz iddiasının maddi menfaat sağlamaya yönelik olduğuna, atılı suça dair hiç bir somut delil olmadığına ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; ''..sanığın yan komşusu olan henüz 12 yaşını tamamlamamış bulunan mağduru elma vererek kendi evinin odasına çağırdığı, sanığın mağdurun ağzını kapatarak bağırmasına engel olduğu, sanığın mağduru yatağa götürerek mağdurun ve kendisinin pantolonunu çıkardığı, sanığın cinsel organını mağdura sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, sanığın mağduru "Bu olanları birine anlatırsan seni döverim" diyerek tehdit ettiği, yaklaşık dört gün sonra mağdurun, kendi abisinin olanları anlamaması için sanığın kaldığı bekar evine tekrar gitmek zorunda kaldığı, mağdurun sanığın evine bu gittiğinde de aynı olayların tekrar yaşandığı, yaklaşık bir ay sonra sanığın mağdurun evine gelerek kapısını çaldığı, sanığın mağdura evde kimse olup olmadığını sorduğu, mağdurun evde kimse olmadığını söylemesi üzerine sanığın "O zaman biz seninle oyun oynarız" diyerek eve girdiği, sanığın mağdurun ağzını kapatarak "Sesini çıkarma" dediği, sanığın elindeki bıçağı mağdura göstererek mağduru tehdit ettiği, sanığın mağduru yatağa götürerek mağdurun ve kendisinin pantolonunu çıkardığı, sanığın livata ilişkinin gerçekleşmesini kolaylaştırmak için cinsel organına tükürdükten sonra mağdura sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, akabinde sanığın evden çıkarak gittiği, mağdurun tuvalete girdiğinde poposundan kan geldiğini gördüğü, akabinde mağdurun annesi olan katılan ...'ın eve geldiği, katılanın mağdurda bir sıkıntı olduğunu fark etmesi üzerine mağdura ne olduğunu sorduğunu, mağdurun önce katılana herhangi bir şey anlatmadığı fakat aradan birkaç gün geçtikten sonra olanları anlattığı, mağdur hakkında düzenlenen 29.01.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda anal yolla cinsel istismar sonrası görülmesi beklenen ekimoz, mukoza veya sfinkter yırtığı gibi travmatik değişimlerin olaydan kısa bir süre sonra iz bırakmaksızın kaybolabileceğinin, mevcut verilerle kişinin fiili livata eylemine maruz kalıp kalmadığının tıbben tespit edilemediğinin, mağdurun mağduru bulunduğu olayda beyanlarına itibar
edilmesine engel olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığının belirtildiği, taraflar arasında herhangi bir husumet bulunmadığı, mağdurun beyanlarının samimi ve istikrarlı olduğunun görüldüğü, katılanın beyanlarının mağdur beyanlarını destekler mahiyette olduğu, sanığın üzerine atılı bulunan suçları işlediğini kabul etmediği, sanığın olay tarihinde yaşananları hatırlayamayacak kadar alkollü olduğunu, kaldığı evde 12 kişi ile birlikte kaldığını bu sebeple kendisine isnat edilen eylemlerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığına dair savunmasına, sanığın üzerine atılı bulunan suç nedeniyle cezalandırılmaktan kaçmak amacıyla inkar yoluna gittiği kanaatine varıldığından bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, sanığın abisi ve ev arkadaşlarının yargılamaya konu olayla ilgili görgüye dayalı bilgisinin olmadığı; böylelikle sanığın mağdurun vücuduna organ sokmak suretiyle cebir, tehdit ve bıçak kullanarak cinsel istismarda bulunma ve cebir, tehdit ve bıçak kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı toplamda 3 kez işlediği'' kabul edilerek sanığın zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak üst sınırdan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 08.12.2022 Tarihli ve 2022/1987 Esas 2022/2359 Karar Sayılı Kararında, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.