9. Ceza Dairesi 2023/3344 E. , 2023/3267 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine, karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2020 tarihli ve 2019/117 Esas, 2020/10 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 21.05.2020 tarihli ve 2020/634 Esas, 2020/684 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın sanık müdafii, katılan vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi yerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 03.03.2020 tarihli ilâmıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/76 Esas, 2022/157 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eyleminin sabit olduğuna, suçun işlendiği yerin köyün bakkal dükkanı olması nedeniyle insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğu bulunan bir ortam olup sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanması gerektiğine, yine aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının da sanık hakkında uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin tüm aşamalarda ısrarla daha önceden markette gittiği sıralarda sanığın kendisini istismar ettiğini beyan ettiğine, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eylemin ağırlığı ve mağdure üzerinde bıraktığı etki nazara alınarak sanığın üst sınırdan indirim uygulanmaksızın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğuna, mağdure beyanlarının kamera görüntüleri ile uyumlu olmadığına, olay yerinde keşif yapılmadığına, YSTR DNA profilinin uzak akrabalar ile de benzerlik gösterip göstermeyeceğine dair rapor alınmadığına, mahkûmiyete yeter somut delil bulunmadığına ve sanığın beraati gerektiğine, üst sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Kamera kaydı ve tutanağı, ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Adlî Tıp Bilirkişi Kurulunun 14.02.2019 tarih ve 2019/604 Esas sayılı raporu, Adlî Tıp kurumu İzmir Adlî Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesi'nin 15.08.2019 tarih ve 2019/1784-439 karar sayılı raporu, tanık anlatımları, sanık savunması ve katılan beyanları, Yargıtay bozma ilamı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinde mağdurenin sanığa ait bakkal dükkanına gittiği ve sanıktan satın almak üzere ekmek istediği, sanığın ekmeği vermeden önce mağdureye dükkanın arka tarafına geçmesini söylediği ve mağdureyi burada bulunan plastik tabureye oturttuğu, ardından dudaklarından öpmeye başladığı ve üzerinde bulunan eşofmanını iç çamaşırları ile birlikte dizlerine kadar indirdiği, hemen sonrasında sağ el baş parmağını mağdurenin vajinal bölgesine birden fazla kez soktuğu, bu esnada göğüslerini ve kalçasını sıkmaya devam ettiği, mağdurenin sanığı ittirerek kendisinden uzaklaştırması üzerine sanığın eylemine son verdiği kabul edilerek, sanık her ne kadar aşamalardaki beyanlarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında birbiri ile uyumlu beyanlarda bulunması, sanığın aşamalardaki savunmalarında mağdurenin markete girdiği ve ayrıldığı süre zarfında gerçekleşen olaylara ilişkin kendi içerisinde çelişkili beyanlar vermesi, ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Adlî Tıp Bilirkişi Kurulunun 14.02.2019 tarih ve 2019/604 Esas sayılı raporunda "cinsel istismar eylemi ile ilgili olarak 12.02.2019 tarihinde Adlî Tıp Anabilim Dalımız tarafından yapılan Genital muayenesinde: Hymende saat kadranına göre 6 hizasında kenarları ekimozlu ve kanamalı, vajina duvarına varan yırtık saptandığından vücudu vajinal yolla organ veya sair cisim sokulmuş olduğu, kızlık zarındaki yırtığın kanamalı niteliğine göre olay zamanı ile uyumlu olduğu, anal muayenesinde, saat 12 hizasında pilliler arasında 0.4 cm uzunluğunda 0.1 cm genişliğinde zemin kırmızı renkte yüzeyel mukoza sıyrığının anlatımı ile uyumlu olduğu" yönündeki görüşü ile Adlî Tıp kurumu İzmir Adlî Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 15.08.2019 tarih ve 2019/1784-439 karar sayılı raporunda " Katılan ....'ye ait olduğu bildirilen külottan alınan örnekte söz konusu Y-STR DNA profili ile sanığın Y-STR DNA profili ile uyumlu olduğu" yönündeki görüşü göz önüne alınmış, savunmalarda mağdureye ait olduğu bildirilen külottan alınan örneklerde sanığa ait sperm örneğinin ve sanığa ait olduğu bildirilen mendilde mağdureye ait DNA örneğinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de, eylemin cinsel organa parmak sokma suretiyle gerçekleştirildiği ve sanığın ellerini market içerisinde bulunan çeşmede yıkadıktan sonra mendili ile kuruladığı göz önüne alındığında bu yöndeki savunmalara ve sanığın suçtan kurtulmaya yönelik diğer savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülmüş, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda sanığın işlettiği bakkala ekmek almaya gelen mağdureye intikal günü gerçekleştirdiği eylemi öncesinde değişik tarihlerde cinsel istismarda bulunduğuna dair kesin ve inandırıcı delil olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi gerekçesinden de anlaşılacağı üzere suçun yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde sanığın cezasında arttırım yapılabileceği, söz konusu olayda ise suçun bakkal dükkanında işlenmesinden dolayı toplu olarak birarada yaşama koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Mağdurenin aşamalardaki beyanları, güvenlik kamera görüntüleri, savunma ve tüm dosya içeriğinden, sanığın cinsel istismar eylemini cebir ve ya tehditle gerçekleştirdiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanık hakkında belirlenen temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının tatbik edilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Katılan Bakanlık Vekili İle Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında "suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önüne alınarak" şeklindeki gerekçeyle temel cezanın teşdiden "20 yıl" hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin bu husustaki temyiz taleplerinin reddiyle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafilerinin temyiz taleplerinin reddiyle, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/76 Esas, 2022/157 Karar sayılı kararında sanık müdafileri, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!