WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/2506 E.  ,  2023/4430 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Hükmolunan ceza miktarları ile kanuni süresinden sonra yapılmış olması nazara alındığında sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2021 tarihli ve 2019/427 Esas, 2021/371 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/1898 Esas, 2022/684 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.02.2023 tarihli, 9-2022/76611 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın hukuka aykırı olduğuna, katılan mağdurenin beyanlarını aşamalarda genişlettiğine, yaşı konusunda Mahkemece yapılan gözlem ile kendilerine ait gözleminin farklı olduğuna, hata hükümlerinin yeterince tartışılmadığına, sanığın katılan mağdurenin yaşını bilebilecek durumda olmadığına, eylemlerin katılan mağdurenin rızası ile gerçekleşmiş olması sebebiyle hata hükümlerinden faydalanması gereken sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerektiğine, atılı suçlamayı kabul etmemekle beraber eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığına, gene kabul etmemekle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinin uygulanması gerektiğine, katılan mağdurenin beyanları incelendiğinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığına, bu hususta bölge adliye mahkemesinin vermiş olduğu iki hüküm arasında çelişkiye düştüğüne, katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında atılı suçlardan takdiri indirim hükümlerinin uygulanması ve teşdit hükümlerinin tatbik edilmemesinin hukuka aykırı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmamasının çelişkiye yol açtığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan mağdurenin ortaokulda öğrenci olduğu, sanığın ise bekar olup işçi olarak çalıştığı, sanık ile katılan mağdurenin şikayet tarihi olan 21.12.2016 tarihinden yaklaşık 1 ay önce tanıştıkları, bu bir aylık süre zarfında sanık ve katılan mağdurenin bir çok kez değişik yerlerde buluştukları, iki kez de sanığın katılan mağdureyi Geyve ilçesindeki bekar evine götürerek dudaklarından öptüğü, kolunu, bacağını, göğsünü, kalçasını ve cinsel organını uzun süre okşadığı, sanığın bu suretle üzerilerine atılı suçları işlediği Mahkemece kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2. Suç tarihinde on üç yaşında olan katılan mağdurenin sanığın çağırması üzerine iki farklı tarihte Geyve İlçesine gittiği, buluşmaların bir tanesinde topluma açık yerlerde gezdikleri, diğerinde ise sanığın davet etmesi üzerine katılan mağdurenin sanığın evine gittiği anlaşılmıştır.. Katılan mağdure her ne kadar istinaf aşamasında alınan beyanında sanığın ailesine ve kendisine zarar vereceğini söyleyerek tehdit etmesi nedeniyle Geyve İlçesine gitmek zorunda kaldığını söylemiş ise de, hazırlık beyanı ve bozma öncesi kovuşturma aşamasındaki beyanlarında bu husustan hiç bahsetmediği, tehdit ve şantaj iddialarının sonraki döneme ait olduğu ve o tarihten sonra sanıkla katılan mağdurenin buluştuğuna dair iddia ve delil bulunmadığı anlaşıldığından katılan mağdurenin cebir veya tehdit iddiası ile ilgili beyanlarına itibar edilmeyerek sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca sanığın katılan mağdureye karşı eylemini bir kez gerçekleştirdiği kabul edilerek şartları oluşmadığından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; katılan mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, savunma, tanık beyanları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın, olay günü evine gelen katılan mağdurenin dudaklarından öpmek, kolunu, bacağını, göğsünü, kalçasını ve cinsel organını okşamak şeklinde sübuta eren eylemi dışında farklı tarihlerde benzer şekilde istismarda bulunduğuna dair katılan mağdurenin zaman belirtmeyen yetersiz ifadeleri dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden müsnet suçtan belirlenen temel cezanın zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile artırılması karşısında anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve açıklanan nedenle onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/1898 Esas, 2022/684 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/1898 Esas, 2022/684 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.06.2023 tarihinde karar verildi.