9. Ceza Dairesi 2023/14147 E. , 2024/3621 K.
"İçtihat Metni"TUTUKLU
BOZMA ÜZERİNE
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/92 E., 2023/117 K.
Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. SSÇ hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın SSÇ müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının SSÇ ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.03.2023 tarihli ve 2022/14784 Esas, 2023/1489 Karar sayılı kararı ile suç tarihi itibarıyla sekiz yaş içerisinde bulunan mağdurun aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma, mağdura ait raporlar ile tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurun anüsüne sürtme şeklinde sübuta eren eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu nazara alınıp, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli ve 2023/92 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile SSÇ'nin çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca dava dosyası doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurun beyanlarından SSÇ’nin eylemin nitelikli halini gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını, SSÇ hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmasının kanuni olmadığını, katılan mağdur zorunlu vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanuni olmadığını beyanla, SSÇ’nin üst sınırdan cezalandırılmasına ve kararın bozulmasına karar verilmesine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurun beyanlarından SSÇ’nin eylemin nitelikli halini gerçekleştirdiğinin anlaşılmasına rağmen basit istismardan ceza verilmesinin kanuni olmadığını, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanuni olmadığını, SSÇ lehine 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanarak cezadan indirim yapılmasının kanuni olmadığını beyanla kararın bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Katılan Mağdur Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi halinde, yargılama sırasında kendisini vekaletnameli müdafi ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedileceğinden, katılan mağdur vekilinin Baro tarafından atanıp, vekaletnameli avukatı olmadığı anlaşıldığından katılan mağdur lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Katılan Mağdur Vekili ve Katılan Bakanlık Vekilinin Sair Temyiz İstemleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin SSÇ tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
IV. KARAR
Gerekçenin (A), (B) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli ve 2023/92 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Bayburt Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!