9. Ceza Dairesi 2023/13672 E. , 2024/1175 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/159 E., 2023/170 K.
SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin sürelerinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda, Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2014 tarihli ve 2010/564 Esas, 2014/244 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanunun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2014 tarihli ve 2010/564 Esas, 2014/244 Karar sayılı kararının katılan mağdur vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2017/4089 Esas, 2021/2112 Karar sayılı kararı ile "suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurun velayet hakkına sahip annesi müşteki ...’nin, davaya katılmasına rağmen yüzüne verilen kararı temyiz etmemesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddine" karar verilmiştir.
3. Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2017/4089 Esas, 2021/2112 Karar sayılı temyiz isteğinin reddi kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2021 tarihli ve 14-2014/321796 sayılı itirazı üzerine Dairemizin, 12.10.2021 tarihli ve 2021/22393 Esas, 2021/8319 Karar sayılı kararıyla itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden dava dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.12.2021 tarihli ve 2021/(kapatılan)14-382 Esas, 2021/702 Karar sayılı kararıyla '' Mağdureyle anne ve babasının Kollukta suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi ve davacı olduklarını belirttikleri, mahkemede; şikâyetlerinin devam etmesi ve davaya katılma talebinde bulunmaları üzerine mağdureyle anne ve babasının duruşmalara katılan olarak kabullerine karar verildiği, duruşma günlerine ilişkin tebligat yapılmadığı hâlde katılanların 2, 10 ve 14. celselere iştirak ettikleri, suça sürüklenen çocuk hakkında Yerel Mahkemece hüküm kurulduktan sonra 27.07.2017 tarihinde düzenlenen vekaletnameyle katılan mağdur ve katılanların bir avukata vekaletname verdikleri, vekalet verilen avukatın 24.10.2017 tarihinde Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi Başkanlığına hitaben yazdığı dilekçede; raporlar arasında çelişki olduğunu, suça sürüklenen çocuğun askerlik yaptığını, dosyanın bozulmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirttiği, katılan mağdur vekilinin temyizi üzerine suça sürüklenen çocuk hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14.06.2017 tarihli ve 321796 sayılı tebliğnamenin 28.07.2017 tarihinde katılan ...’e tebliğ edildiği, 10.12.2019 tarihinde katılan ...’in Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine yaptığı başvuruda özetle; yargılamanın çok uzun sürdüğünü, suça sürüklenen çocuk hakkında akli dengesi tam olmadığı yönünde rapor alındığını ancak suça sürüklenen çocuğun askere gidip askerliğini yaptığını belirttiği olayda; Suçun mağdurunun yaş küçüklüğü nedeniyle ayırt etme gücüne sahip olmadığı hâllerde katılma konusundaki haklarını onun yerine kanuni temsilcisinin kullanabileceği ve baroca atanan vekilin kanun yoluna başvurma yetkisini kazanmasının ancak kısıtlı mağdurun kanuni temsilcisinin iradesine, başka bir deyişle davaya katılmasına bağlı olması, olayın mağdurunun anne ve babasının suça sürüklenen çocuk hakkında şikâyetçi olup davaya katılmış olmaları, Yerel Mahkemece mağdur ile anne ve babasının duruşmalara katılan sıfatıyla devam etmelerine karar verilmesi hususları gözetildiğinde katılan mağdurun, kanuni temsilcilerinin iradesine uygun olarak kanun yoluna başvurma yetkisini kazanan vekilinin suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükümleri temyiz etmeye hakkı olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Kaldı ki, katılan mağdur vekilinin suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümleri temyiz etmesi yönündeki iradesiyle suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi olup cezalandırılmasını talep eden ve haklarında davaya katılan olarak kabullerine karar verilen katılanların iradeleri arasında çelişki oluşmadığı, son celsede katılan mağdur vekili ve katılan ...’nin hazır bulundukları, katılan mağdur vekilinin suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen 16.05.2014 tarihli raporu kabul etmediğini belirttiği, duruşmada hazır bulunan katılan ...’nin raporu kabul ettiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, söz konusu celsede suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve sağlık tedbiri uygulanmasına karar verildiği, katılan mağdur ve katılanlar tarafından davayı takip etmesi için 27.07.2017 tarihinde düzenlenen vekaletname ile başka bir vekilin görevlendirildiği, 28.07.2017 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 2014/321796 sayılı tebliğnamede açık bir şekilde hükmü katılan mağdur vekilinin temyiz ettiği hususunun yazılı olduğu, 28.07.2017 tarihinde tebliğnamenin katılan ...’e tebliğ edildiği, katılan ...’nin 10.12.2019 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine yaptığı başvuru ve içeriği de dikkate alındığında katılanların ısrarlı bir şekilde davayı takip ettikleri, katılanların ne hüküm verilinceye kadar ne de hüküm verildikten sonra katılma taleplerinden vazgeçtikleri, suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükümleri temyiz etmek istemedikleri yönünde hiçbir beyanda bulunmadıkları, tam aksine suça sürüklenen çocuk hakkında karar verilmesinden sonra yeni bir vekil tayin etmek, CİMER’e başvuru yapmak şeklinde tasarruflarla katılan mağdur vekiliyle aralarında, iradelerinin çeliştiği sonucunu doğuracak hiçbir tasarrufta bulunmadıkları, katılan ...'nin, katılan mağdur vekiliyle birlikte hazır olduğu son celsede yüzüne karşı verilen hükmü temyiz etmemesinin katılma isteminden vazgeçtiği yönünde yorumlanmasına hukuken imkân bulunmadığı hususları da göz önüne alındığında katılanların iradelerinin katılan mağdur vekiliyle aynı yönde olduğu hususunda da bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu itibarla haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin temyiz isteminin reddine dair kararının kaldırılmasına ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Ulaşılan bu sonuç karşısında ikinci uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. '' şeklindeki gerekçelerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının birinci uyuşmazlık konusu yönünden kabulüne, Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli ve 4089-2112 sayılı temyiz isteminin reddine dair kararının kaldırılmasına, katılan mağdur vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmesi için dava dosyasının Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Dairemize gönderilen dosyanın incelenmesinde 21.06.2022 tarihli ve 2022/7187 Esas, 2022/6336 Karar sayılı kararı ile '' Soruşturma evresinde Adli Tıp Kurumu Kocaeli Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 23.08.2010 günlü raporda olay tarihinde on dört yaş içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği iddia edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarının farkında olduğunun bildirilmesine rağmen, kovuşturma evresinde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 16.05.2014 tarihli kurul raporunda ise suça sürüklenen çocuğun atılı suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğunun belirtilmesi karşısında, mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dava dosyasının İstanbul Adlı Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesine gönderilerek suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibarıyla üzerlerine atılı suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin var olup olmadığı konusunda rapor alınıp sonucuna göre hükümler kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde kararlar verilmesi,'' nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2023 tarihli ve 2022/159 Esas, 2023/170 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında;
a) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci (d) fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrası ve aynı Kanunun 67 nci maddesinin dördüncü fıkraları uyarınca suç tarihinden hüküm tarihine kadar 11 yıl 3 ay olan olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine,
b) Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü ve altıncı fıkraları ile aynı Kanun'un 31 nci maddesinin ikinci fıkrası ve bu son fıkranın son cümlesi uyarınca 7 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.11.2023 tarihli ve 9-2023/113588 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar ve Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz Sebebi
Özetle, zamanaşımı süresi dolmadığından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan düşme kararının bozulmasına, eksik ceza verildiğine, suça sürüklenen çocuğun her iki suçtan da cezalandırılması ile hükümlerin suça sürüklenen çocuk aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafilerinin Temyiz Sebebi
Özetle; savunma hakkının kısıtlandığına, ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin arttırım maddesinin uygulanamayacağına, suça sürüklenen çocuğun ceza ehliyetinin hatalı tahlil edildiğine, sonradan aldırılan raporda suça sürüklenen çocuğun yirmi yedi yaşında olduğuna, cebir ve tehdide ilişkin arttırım maddesinin uygulanma gerekçesinin bulunmadığına ve zamanaşımı nedeniyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan da düşme kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A.Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve zamanaşımınına ilişkin sürenin doğru şekilde hesaplandığı anlaşıldığından zamanaşımı sebebiyle verilen düşme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Beden Veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu Yönünden
1. Olay tarihinde on iki - on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğa isnat edilen beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun zamanaşımı süresi yönünden lehe sayılıp, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü ve altıncı fıkralarında düzenlenip, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesi gereği 10 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. Bozma öncesi zamanaşımını kesen son işlemin 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca suça sürüklenen çocuğun İlk Derece Mahkemesinde alınan 23.03.2011 tarihli sorgusunun olduğu ve inceleme konusu mahkumiyet tarihinden önce 23.03.2021 tarihinde 10 yılık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir.
2.Aynı gerekçelerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
IV. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükmün İncelemesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2023 tarihli ve 2022/159 Esas, 2023/170 kararlarına yönelik katılanlar ile katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle düşme hükmünün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Beden Veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçudan Kurulan Hükmün İncelemesine Gelince
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2023 tarihli ve 2022/159 Esas, 2023/170 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılanlar ve katılan mağdur vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!