WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/13650 E.  ,  2024/2097 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/15 E., 2023/1540 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma

Suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karara karşı temyiz istemi yönünden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin bir şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma kullanılması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 53 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2023 tarihli ve 2022/192 Esas, 2023/128 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a), (b), (f) bentleri, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmen temyiz ret kısmen bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuklar hakkında eksik cezaya hükmedildiğini, takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, lehe olan hükümler suça sürüklenen çocuk aleyhine olacak şekilde eksik uygulandığını, mağdurun beyanlarının çelişkili olduğunu, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi uyarınca esaslı hata hükümleri kapsamında suç vasfının değişme ihtimaline binaen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesi gerektiğini, mağdurenin yaşını on altı on yedi olarak söylediğini, duruşma aşamasında mağdurenin tamamen kendi rızası ile hiçbir zorlama ya da hileli olarak kandırılma olmaksızın birlikte olduğunu beyan ettiğini, üzerine atılı olan suç kapsamında suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını, mevcut deliller dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk açısından nitelikli olarak cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığının ortada olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunu, müşteki anne ve babasının da mağdurenin yalan söyleme huyu olduğunu beyan ettiğini, atılı suçlamayı kabul etmemekle birlikte ilk defa olay günü gördüğü mağdurun yaşı ile ilgili olarak esaslı surette hataya düşen suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurun yaşına ilişkin bu hatasından yararlanması gerektiğini, beraat kararı tesis edilmese dahi 5237 sayılı Kanun uyarınca 104 üncü maddesi kapsamında kaldığını beyan ederek suça sürüklenen çocuğun tahliyesine karar verilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğa atılı suçun unsurlarının oluşmadığını, suça sürüklenen çocuğun DNA profilinin elde edilmediğini, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunu, mağdurenin ailesinin de kızlarının daima yalan söylediğini beyan ettiklerini, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığını beyan ederek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği kararın bozularak suça sürüklenen çocuğun tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mağdurenin ve şikâyetçilerin aşamalardaki beyanları, Mahkemenin yaş konusunda gözlemi, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocukların mağdur ile cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka nedene dayalı olarak cinsel ilişkiye girdiğine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren rızaen cinsel ilişkiye girme eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de; Tüm dosya kapsamından, suç tarihinde mağdurenin direnci kırılarak fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden suça sürüklenen çocuklar haklarında koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve ayrıca aynı kasıt altında mağdura karşı aynı suçu birden fazla işledikleri gerekçesiyle mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde tayin edilen cezalarının aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği artırılması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 18.09.2023 tarihli ve 2023/1513 Esas, 2023/1540 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın Başkan ... ve sayın üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla oy çokluğuyla BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan TAHLİYELERİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmelerinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.03.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

KARŞI OY

Mağdurenin hazırlıkta verdiği ayrıntılı beyanın, suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin zorla olduğu yönündeki açıklamaları, doktor raporları, kovuşturma aşamasındaki beyanlarından suça sürüklenen çocukları suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kabulü ile eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

KARŞI OY

Dairemiz Sayın heyetin “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan kurulan hükmün “Mağdurenin kovuşturma aşamasındaki beyanları, müştekilerin beyanları, mahkemenin yaş konusunda gözlemi, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocukların mağduru cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka nedene dayalı olarak cinsel ilişkiye girdiğine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren rızaen cinsel ilişkiye girme eylemlerinin 5237 Sayılı Kanun’un 104. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğu, kabule göre de, tüm dosya kapsamından, suç tarihinde mağdurenin direnci kırılarak fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden suça sürüklenen çocuklar hakkında koşulları oluşmadığı halde TCK.’nın 103/3-a ve ayrıca aynı kasıt altında mağdura karşı aynı suçu birden fazla işledikleri gerekçesiyle mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde tayin edilen cezalarının aynı Kanun’un 43.maddesinin birinci fıkrası gereği arttırılması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunduğu gerekçesi ile bozulması” kararına mağdurenin Suça Sürüklenen Çocuklar ile yaşadığı cinsel birlikteliğin rızaya dayalı olmadığı kanaatinde olduğum için çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Suça Sürüklenen Çocuklar kovuşturma aşamasında mağdure ile cinsel ilişkiye girmediklerini savundukları, soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan beyanlarında birbirlerinin beyanları ile çelişkili savunmalarda bulundukları, soruşturma aşamasında SSÇ. ...’in mağdur ... ile cinsel birliktelik yaşamadığını iddia ettiği, ancak diğer suça sürüklenen çocukların ...’in bu savunmasını doğrulamadıkları, suça sürüklenen çocuk ...’ın ilk önce ...’ın ... ile cinsel birliktelik yaşadığını, daha sonra ...’in, en son da kendisinin cinsel birliktelik yaşadığını beyan ettiği, diğer suça sürüklenen çocukların bu beyanı doğrulamadıkları, ayrıca ...’ın ...’un yerden cam alarak koluna falçata attığını beyan ettiği ancak diğer suça sürüklenen çocukların bunu doğrulamadıkları, Manisa Şehir Hastanesi Adli Tıp Polikliniğinin 26.02.2021 tarihli raporunda, mağdurenin vücudunda belirlenen lezyonların mağdurenin soruşturma aşamasında belirttiği anal yoldan cinsel istismar eylemi ile uyumlu olduğunun tespit edilmesi, yine mağdurenin cinsel organından alınan sürüntü örnekleri ve elbiseleri üzerinde yapılan DNA incelemeleri sonucunda İzmir ATK Grup Başkanlığının 16.12.2021 tarihli raporunda SSÇ’ler ... ve ...’a ait DNA profillerinin bulunduğu yönündeki tespitlerin karşısında SSÇ’lerin mağdur ile cinsel ilişkiye girmediklerine ilişkin kovuşturma aşamasındaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, soruşturma aşamasındaki mağdurun isteği ile suça konu yere gittikleri ve mağdurun rızasının olduğuna ilişkin savunmalarının da yine suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun mağdurun hazırlıkta verdiği ayrıntılı beyanlar, suça sürüklenen çocukların çelişkili beyanları, doktor raporları ile de sabit olduğu kanaati ile suça sürüklenen çocukların 5237 sayılı Kanun'un 103/2,3-a,4 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerektiği görüşündeyim.

...