9. Ceza Dairesi 2023/13314 E. , 2024/4971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2. madde ve fıkrasında yer alan “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 34/2. madde ve fıkrasında bulunan “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Mahkemece verilen kararda 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ve yoklukta kurulan hüküm için tebliğden işlemeye başlayan bir haftalık kanuni süre ile başvurulacak kanun yolu ve mercilerinin yer alması gerektiği gözetilmeden temyiz süresinin yanlış belirtilmesi karşısında, sanık müdafiinin temyiz başvurusu süresinde kabul edilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1.Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının bozma üzerine yapılan yargılaması sonucunda, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/417 Esas, 2022/486 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104/1, 43/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3,2. cümlesi, 252/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz talebinin reddi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstekleri
Özetle; sanığın atılı suçu işlemediğine, suçlamanın asılsız olduğuna, katılan mağdurenin beyanının soyut olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi ve hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, hükmün bozulması isteğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 104/1. maddesince belirlenen ceza üzerinden aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca 1/3 oranında artırım yapılırken artırım miktarının 1/3 yerine 1/13 olarak gösterilmesi mahallinde Mahkemesince düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş olup, ayrıca basit yargılama usulünün uygulanması neticesinde verilen karara yalnızca sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi nedeniyle yeniden yapılan yargılama sonrası kurulan hükümde 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3.Tekerrüre esas alınan ilamda yer alan 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçunun, hükümden önce yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı, ayrıca sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas başka ilamlarının da bulunduğu nazara alınıp, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 gün ve 2011/10-214 Esas, 2011/270 Karar sayılı kararı da gözetilerek bu hususların infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
4.Dairemizin tevdi kararı sonrası sanık 16.10.2023 tarihli dilekçeyle açıkça temyiz iradesini belirttiğinden Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/417 Esas, 2022/486 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!