9. Ceza Dairesi 2023/12291 E. , 2024/1970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/135 E., 2023/357 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanık hakkında mağdurlara karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2022 tarihli ve 2021/301 Esas, 2022/77 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca mağdurlara karşı ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/704 Esas, 2022/789 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ile katılan mağdurlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.12.2022 tarihli ve 2022/12937 Esas, 2022/11650 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazların reddine karar verilerek "Tüm dosya kapsamına göre sanığın eylemlerini cebir, tehdit veya hile ile gerçekleştiğine dair yeterli delil bulunmadığı ve mevcut haliyle fiilin 5237 sayılı TCK'nın 109/1. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanunun 109/2. maddesi ile uygulama yapılması karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2023 tarihli ve 2023/135 Esas, 2023/357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca mağdurlara karşı ayrı ayrı 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca dava dosyası doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle müvekkilinin beraatine karar verilmesine, lehe hükümlerin uygulanmasına, müvekkilinin tahliyesi gerektiğine, somut delillerin dikkate alınmadığına, eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna, mağdur ifadelerinin çelişkili olduğuna, dosya kapsamına göre şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, kararın bozulması talebine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılan Mağdur ... Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle sanık hakkında verilen cezanın sanığın eylemleriyle uyumlu olmayan yetersiz bir ceza olduğuna, kararın kaldırılarak sanığın cezasının arttırılması talebine ilişkindir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle eksik inceleme ve araştırmayla sanık lehine karar verildiğine, kanunun ilgili maddelerinin doğru uygulanmadığına, cezayı ağırlaştırıcı nitelikli hallerin eksik bir şekilde uygulanması sonucu sanık lehine eksik cezaya hükmedildiğine, zincirleme suç arttırımının yetersiz olduğuna, üst sınırdan hüküm kurulması gerektiğine, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve kararın sanık aleyhine bozulması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Kanuni düzenleme dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2023 tarihli ve 2023/135 Esas, 2023/357 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan mağdur ... vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!