9. Ceza Dairesi 2023/11913 E. , 2024/535 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/396 E., 2023/114 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 07.01.1999 doğumlu olup bozmadan sonraki 12.03.2019 tarihli duruşmada reşit olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın mağdureyle cinsel birleşme meydana gelmeksizin cinsel yakınlaşma içerisine girmesi nedeniyle cezalandırılması talebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli ve 2016/211 Esas, 2018/336 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 26 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2018/2982 Esas, 2018/1629 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile hakkında katılma kararı verilen Bakanlığın karar başlığında müşteki olarak gösterilmesinin, katılan ... ile şikayetçi ...'nin dinlenilmeleri yönünde ara karar kurulmasına rağmen bu kararın gereği yerine getirilmeden ve ara kararından dönüldüğüne dair yeni bir karar da verilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasının, lehe yasa değerlendirmesinin hatalı yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinin hatalı olduğundan bahisle hükmün 5271 sayılı Kanun’un 280 ve 289 uncu maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2018/441 Esas, 2019/106 Karar sayılı kararı ile; sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 49 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 26 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.05.2019 tarihli ve 2019/1438 Esas, 2019/1372 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının, Kanun maddeleri uygulamasının hatalı yapıldığı ancak sonuç cezanın doğru hesaplanması nedeniyle sonuca etkili olmadığı hususu hatırlatılarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.05.2019 tarihli ve 2019/1438 Esas, 2019/1372 Karar sayılı kararının, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/785 Esas, 2022/8174 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazlarının reddine, yetersiz gerekçe ile temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tespitinin, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü ve 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yapılan artırımların üst sınırdan yapılmasının ve takdiri indirim uygulanmamasının kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
6. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2023 tarihli ve 2022/396 Esas, 2023/114 Karar sayılı kararı ile sanığın değişik tarihlerde mağdureye yönelik cinsel istismar eylemlerinde bulunduğu kabul edilerek çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.09.2023 tarihli ve 9-2023/91069 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkemece mağdurenin rızasının olduğunun kabul edilmesi nedeniyle sanığın mağdurenin ruh sağlığının bozulacağını ön göremeyecek olması dikkate alındığında taksirle dahi kusurunun bulunmadığını beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstem
Sanığın üst sınırdan takdiri indirim uygulanmaksızın cezalandırılması ve lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Kayden 07.01.1999 doğumlu olup bozmadan sonraki 12.03.2019 tarihli duruşmada reşit olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Ret sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Müdafii ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Ancak;
Tüm dosya kapsamı ve mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu nazara alındığında; sanık hakkında lehine olan 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi ile yapılan değişiklik sonrası 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün ve 2007/5-142 Esas, 2007/240 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sanığın zincirleme biçimde gerçekleşen eylemleri nedeniyle uygulamanın 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları dikkate alınarak, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenecek ceza üzerinden aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin tatbikiyle yapılacak artırım sonucunda bulunacak miktarın aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile tespit edilecek cezaya ilavesi suretiyle yapılması gerekirken anılan madde işlevsiz bırakılarak yazılı şekilde hüküm kurulması sonucunda ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Bozma sebeplerine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
IV. KARAR
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafii ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2023 tarihli ve 2022/396 Esas, 2023/114 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!