WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/10697 E.  ,  2023/7353 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/61 E., 2023/39 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2018 tarihli ve 2018/169 Esas, 2018/283 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Mağdur ...'a yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Mağdur ...'a yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Mağdur ...'e yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/3447 Esas, 2019/2008 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdur ... vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Samsun Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii ile katılan mağdur ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2020/1308 Esas, 2021/1267 Karar sayılı kararı ile katılan mağdur ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurun velayet hakkına sahip babası şikayetçi Seyfettin’in, ilk derece mahkemesinde davaya katılmasına rağmen istinaf incelemesi neticesinde yokluğunda verilip usulüne uygun şekilde tebliğ edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmemesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine, sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; "Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 29.08.2018 tarihli sağlık kurulu raporunda TCK’nın 32. maddesinden istifade edemeceği belirtilen sanık hakkında Sinop Devlet Hastanesince hazırlanan 27.04.2018 günlü raporda atipik psikotik bozukluk tanısı düşünülmekle birlikte ruhsal muayenesinde aktif psikotik semptom olmayan ve bir süredir ilaç kullanmayıp, muhakeme yeteneğinin kısmen bozulduğu düşünülen hastanın TCK’nın 32/2 kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağının bildirilmesi karşısında, ilk derece mahkemesince tam bir vicdani kanaatin oluşması ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından sanığın tüm raporları, tedavi evrakı ve dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Üst Kuruluna sevk edilerek gözlem altına alınıp, muayenesi yapıldıktan sonra suç tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında rapor aldırıldıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2023 tarihli ve 2021/61 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Mağdur ...'a yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Mağdur ...'a yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Mağdur ...'e yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; kararın eksik incelemeyle verildiğine, sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığına, mağdurların beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdurların sonradan ifadelerini değiştirdiğine, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, suç vasfının yanlış belirlendiğine ve mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığına ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ve sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası ''Bozma sonrası aldırılan Adli Tıp 4. İhtisas Dairesi'nin 23.12.2022 tarihli raporunda sanık hakkında; halihazırda cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre sanık ...’in 2017 ve 2018 yıllarında sanığı bulunduğu cinsel istismar suçuna karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun belirtildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki dilekçe ve beyanlarından sanığın bozma sonrası mağdur çocuklar yönünden üzerine atılı çocuğun cinsel istismar suçlamalarını ikrar ederek suçunu itiraf ettiği görülmüştür. Mağdur ... ve ...'e yönelik eylemler yönünden: Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı inkar etmiş ve mağdurların annesi ile borç ilişkisi olduğunu ileri sürmüş ise de söz konusu borç ilişkisinin anne Songül ... tarafından kabul edilmediği ve ispatlanamadığı, mevcut olduğu kabul edilse dahi düşük meblağlı borç ilişkisinin böyle bir iftira atmayı gerektirir boyutta bir husumet doğurmayacağı, olayların rehber öğretmen tanık ...'in diğer öğrencilerden duydukları üzerine mağdur ...'a sorular sorması üzerine ortaya çıktığı ve Barış'ın kardeşinin adını vermiş olmasının mağdur ...'in soruşturma aşamasında olayları abisi Barış'a anlattığı yönündeki beyanı ile de uyumlu olduğu, yine mağdurların yaşları dikkate alındığında özellikle mağdur ...'in olay çeşitliliği itibariyle eylemleri kurgulamış olamayacağı, mağdurların cinsiyetleri, toplumumuzca eşcinsel ilişkinin özellikle ergin olmayan çevrelerce alay konusu dahi edilir şekilde kınandığı ve mağdur ... anlatımını değiştirmez iken kardeş olan mağdurların kovuşturma aşamasında beyanlarını değiştirmelerinin toplum baskısından çekinmeleri ve utanmalarının sonucu olduğu kanaatiyle mağdurların rehber öğretmenlerine anlattıklarıyla da uyumlu olup sıcağı sıcağına alınan soruşturma aşamasındaki ifadelerine itibar edilmiştir. Mağdur ...'e yönelik eylem yönünden: Mağdur ...'ın itibar edilen beyanları itibariyle sanığın mağdurun yanına gelerek pantolonunu indirdiği ve cinsel organını öptüğü, sanığın sürekliliği ve mahiyeti itibariyle sarkıntılık boyutunu aşan eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçuna sübut verdiği anlaşıldığından sanığın suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olan mağdura karşı eylemi gerçekleştirmesi dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi yollamasıyla 103/1 maddesi ilk cümlesi uyarınca alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirir bir durum görülmemekle cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 62'nci maddesi gereğince 1/6 oranında indirim uygulanmış, sanığa verilen hapis cezasının miktarı nazara alındığında Türk Ceza Kanunu'nun 50'nci maddesindeki seçenek yaptırımlara çevirme, Türk Ceza Kanunu'nun 51'inci maddesindeki erteleme hükümleri ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri sanık hakkında uygulanmamış ve sanığın üzerine atılı suçun niteliği, tanık, mağdur beyanları ile dosyaya yansıyan diğer deliller itibariyle adli kontrol uygulamasının yetersiz, tutuklama tedbirinin orantılı olacağı kanaatiyle tutukluluk halinin devamına karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Mağdur ...'e yönelik eylemler yönünden: Mağdur ...'in itibar edilen beyanları itibariyle sanığın farklı tarihlerde mağdurun cinsel organını emdiği, mağdura cinsel amaçlı olarak arkadan sarıldığı ve yine farklı tarihte cinsel organını mağdurun poposuna dokundurduğu, bir bütün halinde sanığın sürekliliği ve mahiyeti itibariyle sarkıntılık boyutunu aşan eylemlerinin çocuğun cinsel istismarı suçuna sübut verdiği anlaşıldığından sanığın suç tarihi itibariyle 12 yaşından küçük olan mağdura karşı eylemi gerçekleştirmesi dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi yollamasıyla 103/1 maddesi ilk cümlesi uyarınca ve 103/1 maddesi 3'üncü cümlesi gereğince alt sınır belirlenerek alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirir bir durum görülmemekle cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığın eylemlerini aynı mağdura karşı aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, birden fazla kez gerçekleştirdiği görülmekle Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 maddesi uyarınca alt sınırdan artırım yapılmış, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 62'nci maddesi gereğince 1/6 oranında indirim uygulanmış, sanığa verilen hapis cezasının miktarı nazara alındığında Türk Ceza Kanunu'nun 50'nci maddesindeki seçenek yaptırımlara çevirme, Türk Ceza Kanunu'nun 51'inci maddesindeki erteleme hükümleri ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri sanık hakkında uygulanmamış ve sanığın üzerine atılı suçun niteliği, tanık, mağdur beyanları ile dosyaya yansıyan diğer deliller itibariyle adli kontrol uygulamasının yetersiz, tutuklama tedbirinin orantılı olacağı kanaatiyle tutukluluk halinin devamına karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Mağdur ... ...'ya yönelik eylem yönünden: Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı inkar etmiş ise de mağdur ...'ın aşamalardaki tutarlı beyanları ile tanığı mağdur ...'in soruşturma aşamasındaki beyanlarının uyumlu olduğu, mağdurun ailesi ile sanık arasında iftira atmayı gerektirir bir husumet bulunmadığı gibi sanığın bu yönde somut bir iddiasının da olmadığı, olayların ortaya çıkış biçimi, mağdurun yaşı ve bir erkeğin başka bir erkek tarafından cinsel istismara/saldırıya uğradığı yönünde iftira ve kurguda bulunmasının toplum yapısından kaynaklanan sosyal baskıya maruz kalma ihtimali itibariyle de beklenilebilir bir durum olmadığı gözetildiğinde mağdur ...'ın beyanlarına itibar edilmiş; sanığın mağdurun pantolonunu indirdiği ve cinsel organını emdiği, sanığın sürekliliği ve mahiyeti itibariyle sarkıntılık boyutunu aşan eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçuna sübut verdiği anlaşıldığından sanığın suç tarihi itibariyle 12 yaşından küçük olan mağdura karşı eylemi gerçekleştirmesi dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi yollamasıyla 103/1 maddesi ilk cümlesi uyarınca ve 103/1 maddesi 3'üncü cümlesi gereğince alt sınır belirlenerek alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirir bir durum görülmemekle cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 62'nci maddesi gereğince 1/6 oranında indirim uygulanmış, sanığa verilen hapis cezasının miktarı nazara alındığında Türk Ceza Kanunu'nun 50'nci maddesindeki seçenek yaptırımlara çevirme, Türk Ceza Kanunu'nun 51'inci maddesindeki erteleme hükümleri ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri sanık hakkında uygulanmamış ve sanığın üzerine atılı suçun niteliği, tanık, mağdur beyanları ile dosyaya yansıyan diğer deliller itibariyle adli kontrol uygulamasının yetersiz, tutuklama tedbirinin orantılı olacağı kanaatiyle tutukluluk halinin devamına karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.'' şeklindeki gerekçelerle hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2023 tarihli ve 2021/61 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Sinop Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.11.2023 tarihinde karar verildi.