9. Ceza Dairesi 2023/10473 E. , 2023/7310 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2340 E. 2023/147 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
Katılan mağdure ... açısından; sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince mağdureler ... ve ...'ya yönelik çocuğun cinsel istismarı ve sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2021 tarihli, 2021/7450 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve çocuğun cinsel istismarı suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli, 2021/462 Esas, 2022/260 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure ...'ya yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdure ...'ya yönelik sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; mağdure ...'ya yönelik sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/2340 Esas, 2023/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri
Sanıkla mağdurelerin annesi arasında miras meselesi nedeniyle husumet bulunduğuna, şikayetin de bu olay neticesinde yapıldığına, aldırılan rapordaki hususların yasak delil olarak değerlendirilmesi gerektiğine ancak her iki yargılamada da sanığın cezalandırılmasına delil gösterildiğine, rapor içeriğindeki bulgunun sanık lehine olmasına ve tartışmaya açık olduğu belirtilmesine rağmen kararda tartışılmadığına, sanığın eylemini parmak sokma şeklinde gerçekleştirmediği sabit olmasına rağmen kararda tartışılmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Sanığın mağdureler ... ve ...'nın öz dedesi olduğu, diğer mağdure ... ile de akraba oldukları, sanığın ...'ya karşı cinsel eylemlerinin on bir - on iki yaşlarındayken başladığı, sanığın elini mağdurenin özel bölgelerine götürerek kalça ve cinsel bölgesini eli ile okşadığı, yine mağdurenin göğüslerine içeriden eli ile dokunduğu, bacaklarına dokunduğu, bu ellemelerin sıkmak şeklinde olduğu, daha sonra eli ile ön özel bölgeye dokunduğu, ön özel bölgesine ve arka bölgesine sürtünme şeklinde dokunduğu, kıyafetleri üzerinde iken cinsel organı ile ittirir gibi mağdurenin arka özel bölgesine temas ettirdiği, sanığın elinin arka özel bölgesine gittiği, ilk zamanlar kıyafetlerinin üstünden daha sonra kıyafetlerinin içerisinde arka özel bölgesine dokunduğu, kıyafetlerini açmaya sıyırmaya çalıştığı, sanığın eli dışında cinsel organı ile de mağdurenin ön ve arka özel bölgesine dokunduğu, bu dokunmaların mağdure ...'nın 11-12 yaşlarındayken (2017-2018 yıllarında) yaşandığı, bu durumun birden fazla kez tekrarlandığı, belirtilen bu eylemlerin ani kesintili şekilde değil, süreklilik gösterecek şekilde olduğu, bu eylemlerin bazısının mağdurenin evindeyken gerçekleştiği, bazılarının ise mağdurenin dedesinin evine gittiğinde yani sanığın evinde gerçekleştiğinin kabul edildiği, 2017-2018 yıllarında mağdureler sanığın evindeyken oyun oynadıkları, oyun sırasında sanığın mağdure ...'nın göğsüne 2-3 ... kadar dokunduğu ve arka bölgesini ellediğinin kabul edildiği, sanığın torunu olan ...'ya yönelik olarak oyun oynarken göğüsüne dokunduğu, bu eylemi diğer mağdureler ... ve ...'nın da gördüğünün kabul edildiği, sanığın mağdureler ... ve ...'ya yönelik eylemlerinin ani nitelikte olup süreklilik arz etmediğinden bu eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde kaldığının kabul edildiği, her ne kadar sanık üzerine atılı bu suçlamaları inkar mahiyetinde savunmada bulunmuş ise de; mağdureler ... ve ...'nın sanığın öz torunu olması, diğer mağdurenin ise yakın akrabası olması, bu yakınlıktaki mağdurelerin sanığa iftira atmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunmaması, sanığın bu eylemleri gerçekleştirdiğine yönelik mağdurelerin soruşturma ve kovuşturma beyanlarının genel itibariyle benzer nitelikte oluşu, yine mağdurelerin beyanlarının kendi aralarında da birbirini teyit eder nitelikte olması, mağdureler ile ilgili düzenlenen adli görüşmeci raporlarına çocukların beyanlarına itibar edilebileceğinin tespit edilmiş olması, olayın açığa çıkış şekli, mağdure ...'nın tüm bu olanları en sonrasında annesi olan ...'ya anlatış şekli, annesi ...'nın anlatımına göre kızı ...'da değişiklik gördüğünü kendisi ile konuşmak istediğini, ilk başta mağdurenin konuşmak istemediğini ancak biraz üstüne düşünce konuşmaya başladığını, mağdurenin bu yaşanan olaylardan çok olumsuz etkilendiğini, sanığın evlerine geldiği zaman kızı ...'nın odasının kapısını kilitleyerek uyuduğunu ifade etmesi, yine mağdureler ... ve ...'nın babası olan yani sanığın damadı olan katılan ... 'nun anlatımına göre bu olayı öğrendiği zaman sanık ile yüzleştiğini, kızları ... ve ...'ya yaptığı şeyleri sanığa sorduğunu, sanığın da kendisine cevaben "Yaptıysak sinkaf etmedik ya, şeytana uydum, yaptım." dediğini daha sonra aralarında arbede yaşandığını ve karakola müracaat ettiğini ifade etmiş olması, ... ve ...'nın velileri olan katılanlar ... ve ...'in kendi çocukları ile alakalı böyle bir konuda asılsız beyanda bulunmaları veya yalan beyanda bulunmalarının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, mağdure ...'nın annesi olan katılan ...'nın beyanında kızı ...'nın anlatımlarını doğrulayacak şekilde beyanda bulunduğu ve yine bu kişinin beyanında sanığı karı kıza düşkün biri olarak bildiğini ifade etmesi, yine katılan ...'nın kendi çocuğu ile alakalı böyle bir konuda asılsız beyanda bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, ayrıca sanığın savunmasında da ikrar ettiği üzere bir keresinde kendi cinsel organının fotoğrafını çekip bu fotoğrafın whatsapp üzerinden mağdure ...'nın kullanmış olduğu telefona gönderdiğinin anlaşılmış olması, dosya kapsamındaki tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde mağdurelerin beyanlarına itibar edilerek sanığın suça inkara yönelik savunmasına itibar edilmeyerek sanık hakkında mahkumiyet kararları verildiği anlaşılmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mağdure ... Açısından Kurulan Hükme Yönelik
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Mağdure ... ve ... Açısından Kurulan Hükümlere Yönelik
1. Gerekçeli karar içeriğinde suç tarihinin 2017-2018 yılları kabul edilmesine rağmen, karar başlığında 13.09.2021 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş, sanığın mağdure ...'ya yönelik eylemini cebir ve tehditle gerçekleştirdiği kabul edilmesine rağmen, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, eleştirilen hususlar dışında, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Mağdure ... Açısından Kurulan Hükme Yönelik
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Mağdure ... Ve ... Açısından Kurulan Hükümlere Yönelik
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/2340 Esas, 2023/147 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.11.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!