WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/1016 E.  ,  2023/6565 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1955 E., 2020/1982 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/533 Esas, 2020/51 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2020/1955 Esas, 2020/1982 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.11.2020 tarihli ve 14-2020/98331 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi, mağdurun yaşı, olayın oluş şekli ve zamanı dikkate alınarak sanığın üst sınırdan cezalandırılması ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece mağdur ve katılanın kendi içinde ve birbirleri ile uyumlu anlatımları, sanığın çelişkili ve tutarsız anlatımları , adli rapor içeriği, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde : katılan ...'nin işlettiği berber dükkanına sanığın tıraş olmak amacıyla gelip gittiği ve bu şekilde katılan ve mağdur ile tanıştıkları, sanığın 28.02.2018 günü katılanların ikametine motorsiklet ile giderek mağduru babasının çağırdığını ve babasına götüreceğini söyleyerek katılan ...'i ikna ettiği ve mağduru ikametlerinden alarak motosikletine bindirerek kendi ikametine götürdüğü, mağdurun boğazına bıçak dayayarak sanığın vücuda organ sokmak suretiyle mağdura fiili livatada bulunduğu, mağdura "Birine söylersen senin başını keserim" diyerek tehdit ettiği ve daha sonra mağduru evine götürüp bıraktığı, bu şekilde sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiş, mağdurun suç tarihinde on iki yaşından küçük oluşu ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi yollaması ile 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza tayin edilmiş, sanığın atılı suçu mağdurun boğazına bıçak dayamak ve "söylersen başını keseceğim" diyerek mağdura karşı cebir ve şiddet kullanarak işlediği sabit olduğundan aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası suretiyle arttırım yapılmıştır. Sanığın mağduru hile ile motoruna alarak zorla kendi evine götürmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işlediği Mahkemece sabit görülmekle eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza tesis edilmiş, sanığın eylemini çocuğa karşı işlediği sabit olmakla aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca ve cinsel amaçla suçu işlediğinden beşinci fıkrası uyarınca cezasında arttırım yapılmasına karar verilmiştir. Sanığın, küçük yaştaki mağdur üzerinde yarattığı olumsuzluklar, fiilden sonraki davranışları ve yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak Mahkemece uygulanmasını gerektirir olumlu sebep bulunmadığından sanık hakkında üzerine atılı tüm suçlar yönünden takdiri indirim uygulanmamasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği ve 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin Kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin de yerinde olduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, kararda hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2020/1955 Esas, 2020/1982 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.10.2023 tarihinde karar verildi.