WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/10118 E.  ,  2024/2299 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/447 E., 2023/249 K.
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2015 tarihli ve 2011/4 Esas, 2015/280 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen hükmün sanık müdafileri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 25.03.2021 tarihli ve 2019/5092 Esas, 2021/2392 sayılı oy çokluğuyla verilen karar ile mağdurenin soruşturma evresinde alınan 07.05.2010 tarihli savcılık ifadesinde eylemin rızası dahilinde gerçekleştiğini belirtmesine rağmen, Mahkemede bu anlatımından rücu ederek ailesinin sanıktan para alması nedeniyle bu yönde ifade verdiğini bildirmesi suretiyle çelişkili beyanlarda bulunması, olayın gerçekleştiği sırada muayenehanede mağdurenin annesi dahil çalışanlar ile diğer hastaların bulunduğu, dolayısıyla bağırması durumunda müdahale edilebilecek iken mağdurenin hiç bir tepki göstermemesi, aşamalarda bağırmaması konusunda farklı anlatımlarda bulunması, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın olay günü mağdureye cebir ve tehdit kullanmak suretiyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair, soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

2. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2021 tarihli ve 2021/161 Esas, 2021/297 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Yargıtay bozma ilâmına direnilerek sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen hükmün sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/24524 Esas, 2022/4653 Karar sayılı oy çokluğuyla verilen kararı ile, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi maddesinde düzenlenen hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması kavramı ile failin, yazılı veya sözlü bir hizmet akdine dayanarak mağdur üzerinde işe alma, işten çıkarma, ücret gibi sosyal haklarını belirleme şeklinde yetkilere sahip olup bunun verdiği nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi halinin kastedilmesi karşısında, özel muayenehanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev yapan sanık ile ücretli hastası olan mağdure arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde sanık hakkında anılan maddenin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini ve nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı mağdurenin ruh sağlığının bozulması sebebiyle neticenin ağırlığına göre cezanın 5237 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 102 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince 20 yıla kadar artırılmasının mümkün olduğu nazara alınarak, anılan kanun maddeleri ile hakkaniyet kuralları da gözetilerek uygun bir ceza tayini gerektiği halde yazılı şekilde 102 nci maddesinin beşinci fıkrası maddesi uygulama dışı bırakılarak hüküm kurulması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2023 tarihli ve 2022/447 Esas, 2023/249 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafilerinin Temyiz İstekleri
Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi için somut ve yeterli delil bulunmadığına, mağdurenin aşamalarda çelişkili anlatımlarda bulunduğuna, eylemde zor unsurunun tıbbi ve hukuki kanıtının bulunmadığına, olayın mağdurenin rızası ile gerçekleştiğine, eksik soruşturma ile karar verildiğine, lehe olan delillerin değerlendirilmediğine, olay yerinin rıza dışında bu eylemin gerçekleştirilmesine elverişli olmadığına, mağdurenin en ufak bir sesinin, çevredeki hasta ve yakınları tarafından duyulacağına, mahkumiyet kararının yerinde olmadığına, mağdurenin ruh sağlığının bozulmasının olaydan öncesine dayandığına, mahkûmiyet için yeterli deliller bulunmadığına, olayın kuşku aşamasında kaldığına, masumiyet karinesi, kanunilik ilkesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III.GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2023 tarihli ve 2022/447 Esas, 2023/249 Karar sayılı kararında sanık müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2024 tarihinde karar verildi.

(Muhalif Üye)

MUHALEFET ŞERHİ

Dairemizin 18.05.2022 tarihli bozma ilamında belirttiğim üzere, mağdurenin soruşturma evresinde alınan 07.05.2010 tarihli savcılık ifadesinde eylemin rızası dahilinde gerçekleştiğini belirtmesine rağmen, mahkemede bu anlatımından rücu ederek ailesinin sanıktan para alması nedeniyle bu yönde ifade verdiğini bildirmesi suretiyle çelişkili beyanlarda bulunması, olayın gerçekleştiği sırada muayenehanede mağdurenin annesi dahil çalışanlar ile diğer hastaların bulunduğu, dolayısıyla bağırması durumunda müdahale edilebilecek iken mağdurenin hiç bir tepki göstermemesi, aşamalarda bağırmaması konusunda farklı anlatımlarda bulunması karşısında sanığın olay günü mağdureye cebir ve tehdit kullanmak suretiyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair, soyut iddia dışında delil bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.