WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2022/8544 E.  ,  2023/6858 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1 E., 2022/474 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiş olup, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 06.10.2016 tarihli ve 2016/154 Esas, 2016/178 Karar sayılı kararı ile; sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Anılan karara karşı katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 26.01.2017 tarihli ve 2016/116 Esas, 2017/162 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 281 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrasıyla ikinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2017/7766 Esas, 2018/683 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” düzenleme ile aynı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” düzenlemeleri kapsamında 5271 Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararları kaldırıldıktan sonra yapılan 26.01.2017 tarihli duruşmada, olayın tek görgü tanığı konumundaki katılan mağdurenin dava konusu olayın meydana geliş biçimine ilişkin ayrıntılı beyanının alınıp önceki ifadeleri ile arada çelişki bulunması hâlinde bu hususun sorulması suretiyle toplanacak delillerin hükümde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, duruşmada hazır bulunan katılan mağdurenin önceki ifadelerine atıfta bulunulması ile beyanının alınması suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurularak 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (I) bendine muhalefet edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 15. Ceza Dairesinin 19.04.2018 tarihli ve 2018/737 Esas, 2018/795 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’un 236 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır” hükmü kapsamında soruşturma aşamasında 27.05.2016 tarihinde, kovuşturma aşamasında 05.10.2016 tarihinde istinabe yoluyla katılan mağdurenin usulüne uygun şekilde ayrıntılı beyanlarının alınmış olması, hükmün esasını sadece katılan mağdurenin beyanlarına dayanmaması karşısında ikinci eylemle ilgili beyanı alınmak üzere duruşmaya davet edilen katılan mağdurenin önceki beyanlarını tekrarla doğrulaması karşısında ruh sağlığı bozulduğu tespit edilen katılan mağdurenin ayrıntılı beyanının alınmasına gerek görülmemesi gerekçesiyle bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir.

5. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili, sanık ve sanık müdafiinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2018/8783 Esas, 2019/9112 Karar sayılı kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince kurulan direnme ilâmında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden reddiyle, 6763 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10 uncu maddesinin üçüncü bendine istinaden anılan direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesine karar verilmiştir.

6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2019/14-266 Esas, 2021/411 Karar sayılı kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünün olayın tek görgü tanığı konumundaki katılan mağdurenin ayrıntılı beyanları alınmadan kurulması gerekçesiyle temyiz incelemesinde bozulması üzerine 19.04.2018 tarihli oturumda bozma ilâmı okunarak sırasıyla hazır bulunan taraflara diyeceklerinin sorulmasından sonra Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanığa esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliğinden, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

7. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2022/1 Esas, 2022/474 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin birinci fıkrasıyla ikinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

8. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.05.2022 tarihli ve 9-2022/64743 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturmasına karşın suç vasfında hataya düşülerek hüküm kurulduğuna, eylemin mahiyeti gözetilerek üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğuna, sanığın atılı suçları işlediğine dair tanık beyanları ile çelişen ve soyut mahiyetteki katılan mağdure beyanı dışında başkaca delil bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, katılan mağdurenin babası olduğu ve katılan mağdure altı aylıkken sanığın eşi ile evlilik birliğini sonlandırarak katılan mağdurenin bakımını üstlendiği, 07.05.2002 tarihinden bu yana da katılan mağdurenin velayet sahibi olan sanığın bakım ve gözetim altında büyüdüğü, 2008 yılında tam olarak tespit edilemeyen bir vakitte katılan mağdure ile sanığın evde bulundukları sırada adı geçene ders çalıştırmakta olan sanığın katılan mağdureyi gıdıklamaya başlayıp devamında adı geçenin cinsel bölgelerine dokunmaya başlayınca bu durumdan rahatsız olan katılan mağdurenin odadan çıkmak istemesi üzerine, sanığın ''ne oldu şakalaşıyorduk" şeklinde sözler sarf ederek katılan mağdurenin kolundan tutup çekiştirmesi üzerine dengesini kaybeden katılan mağdurenin baş kısmını yakınındaki koltuğun ahşap kısmına çarpmasıyla yere düştüğü, yine 2015 yılında tam olarak tespit edilemeyen bir tarihte sanık ile katılan mağdurenin ikametlerinde şakalaştıkları sırada iddiaya girmeleri üzerine sanığın iddiayı kazanması halinde "eğer ben kazanırsam seninle sevişirim'' şeklinde sözler sarf ettiği iddiasıyla görülmekte olan yargılama neticesinde sanığın aşamalarda değişmeyen tutarlı savunmalarına karşın katılan mağdurenin aşamalarda çelişkili anlatımlarda bulunması, 2008 yılında yaşandığı iddia olunan olaydan sonra katılan mağdurenin intikal tarihine kadar sanığın yanında kalmaya devam etmesi ve anılan tarihteki olaya dair ayrıntılı anlatımda bulunmasına karşın sonrasında sanığın kendisine cinsel maksatla yaklaşıp yaklaşmadığını unutkanlığı sebebiyle hatırlamadığını beyan etmesi, soruşturma aşamasında dile getirdiği cinsel taciz iddiasına dair kovuşturma aşamasındaki beyanında anlatımda bulunmaması, katılan mağdurenin o dönemler birlikte yaşadığı babaannesi ve dedesi yada ara ara görüştüğü annesine olaylara dair anlatımda bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmesi, sanığın ekonomik sıkıntı içinde olması sebebiyle katılan mağdure ile anlaşmazlık yaşayıp yine katılan mağdurenin maddi geçimsizlikten arkadaşlarına yakınması, sanığın anne ve babasının vefatından sonra katılan mağdure ile yalnız yaşamaya başlamasına karşın eylemini devam ettirmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olması hususları değerlendirilerek katılan mağdurenin soyut beyanı dışında başkaca delil bulunmadığından sanığın atılı suçları işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde sanığın soruşturma aşamasında savcı huzurunda alınan beyanında emniyet görevlilerince katılan mağdurenin iç beden muayenesinde yırtık tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine şiddet görme ihtimalinden korkarak görevlilere şifahi olarak "Evet yaptım" şeklinde söylemde bulunduğunu beyan ederek sorgusunda da benzer şekilde anlatımda bulunup sonraki beyanlarında suçu inkara dayalı anlatımda bulunarak aşamalarda değişen, birbiriyle çelişen ve hayatın olağan akışına uygun olmayan şekilde beyanlarda bulunması, katılan mağdurenin yaşadığı cinsel istismar eyleminin gerçekleştiği tarihte yaşı ve içinde bulunduğu psikolojik durumu gereği olayların farkına varamamasının hayatın olağan akışına uygun olması, olayın intikalinden sonra katılan mağdurenin aşamalardaki tutarlı ve ayrıntılı beyanlarda bulunup 02.02.2022 tarihli celsede alınan ifadesi sırasında ağlamaklı şekilde anlatımlarına devam ederek şikayetini devam ettirmesi, katılan mağdurenin babası olan sanığa iftira atması için somut ve mantıklı bir sebebin tüm yargılama sürecinde dosyaya yansımadığı gibi abartılı bir ifadelerin de bulunmaması, katılan mağdurenin intikalden önce maruz kaldığı eylemleri anlattığının birbirleriyle tutarlı tanık anlatımları ile doğrulanması, Denizli Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 02.06.2016 tarihli raporunda yer alan "..kızlık zarının ereksiyon halindeki bir penis ya da sair bir cismin vajinal yoldan duhulüne yırtılmaksızın izin verecek olduğu, hymende saptanan kum saatine benzer yapıdaki görünümün hymenin normal doğal yapısı olabileceği gibi şahsın ifadesinde belirttiği olayın dokuz yaşında iken olması, bu dönemde hymenin infantil yapıda olması ve aradan geçen uzun süre nedeniyle biyolojik gelişim sürecinde bu bölgede cinsel ilişkiyle oluşmuş deflorasyonun benzer
görünümü oluşturarak iyileşmiş olabileceğinin gözardı edilmemesi gerektiği, bu iki hususun ayrımına tıbben olanak bulunmadığı..." şeklindeki tespit, Pamukkale Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen raporlarda katılan mağdurenin olaydan etkilendiği belirtilerek psikolojik durumu üzerine yapılan tespitler ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığın eylemleri sabit görülmekle birlikte 2008 yılında meydana gelen eylemde cinsel ilişkinin yaşandığına dair katılan mağdurenin beyanlarına dair mevcut delil durumu itibarıyla cinsel ilişkinin gerçekleştiğinin tespit edilememesi karşısında basit cinsel istismar olarak kabul edilmekle 2008 yılı içinde sanığın katılan mağdurenin cinsel bölgelerine dokunarak çocuğun cinsel istismar suçunu ve 2015 yılında bedensel temasta bulunmadan cinsel içerikli sözler sarf ederek cinsel taciz suçunu işlediğinin kabulü ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptanarak eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin ve temel ceza tayinine dair gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2022/1 Esas, 2022/474 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.10.2023 tarihinde karar verildi.