WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2022/5905 E.  ,  2024/3762 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/597 E., 2020/184 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin bir şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma kullanılması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2017/428 Esas, 2018/644 Karar sayılı kararı ile mevcut deliller değerlendirilerek zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/597 Esas, 2020/184 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, zincirleme suç hükümleri uygulanırken kanunun amacına aykırı olarak alt sınırdan artırım yapıldığına ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın hukuka aykırı olup başka bir dosyanın delil olarak gösterilmiş olduğuna, hukuki dayanaktan yoksun olduğuna, herhangi bir rapor aldırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğine, dosya kapsamında cinsel istismar eyleminin tehditle işlendiğine dair bir delil bulunmamasına karşın artırım sebebi olarak gösterildiğine, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, aşamalarda beyanlarını geliştirdiğine, mağdurenin arkadaşının olayın ortaya çıkışına dair farklı beyanlarda bulunduğuna, külotlu çorap üzerinden eylemin gerçekleştirilebilmesinin imkansız olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Tüm dosya kapsamına göre sanığın parmağını mağdurenin poposuna soktuğu hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülmesi, kabule göre de sanığın mağdureye yönelik eylemden sonra "Annene babana bu olanları anlatma, arkadaşın ...'a kötü bir şey yaparım" şeklindeki ifadeleri doğrultusunda hüküm kurulurken şartları oluşmamasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Tebliğnamede onama isteyen görüşe gerekçeye istinaden iştirak edilmemiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/597 Esas, 2020/184 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.04.2024 tarihinde karar verildi.