WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2022/2001 E.  ,  2023/3559 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/111 E., 2021/371 K.
SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Katılan mağdure vekilinin sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteği yönünden; 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun (5237 sayılı Kanun) 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun mağdurunun kaçırılan ya da alıkonulan çocuğun kanuni temsilcisi olması sebebiyle, yaşı küçük katılan mağdureye tayin edilen vekilin bu suçtan kurulan hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2014 tarihli ve 2013/367 Esas, 2014/132 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2014 tarihli ve 2013/367 Esas, 2014/132 Karar sayılı kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2016/10557 Esas, 2021/1264 Karar sayılı kararı ile hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan eksik gerekçe ile mahkumiyet hükümleri kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.11.2021 tarihli ve 2021/111 Esas, 2021/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla ilişki suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın bozulmasını talep etmiş, süre tutum dilekçesi sunmuştur.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğunu, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporuna göre mağdurenin ruh sağlığının kalıcı şekilde bozulduğunu ve mağdurenin hastane doğumlu olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde; '' Mahkememiz kararı sanık müdafi, katılan mağdure vekili ve Cumhuriyet Savcısı tarafından başvurulan temyiz yolu üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 17/02/2021 tarih 2016/10557 Esas 2021/1264 Karar sayılı bozma ilamı ile; '... Sanığın aşamalarda olay tarihinde mağdurenin on dört yaşında olduğunu bilmediği yönündeki savunmaları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 230. maddesine muhalefet edilmesi...' gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunarak uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada;
Mağdurun tüm aşamalardaki tutarlı beyanları, sanığın mağdurla rıza ile cinsel ilişkiye girdiğine dair ikrarı, tanık beyanları, mağdurun bakire olmadığına dair adli tıp uzmanından alınan 19/07/2012 tarihli rapor, Ankara ATK Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 27.07.2012 ve 23/05/2013 tarihli raporları ile tüm dosya kapsamından; sanık ile mağdurun yaz aylarında bodrumda tanıştıkları ve arkadaş oldukları, sonrasında sanığın Ankara'ya giderek mağdure ile görüşmeye devam ettiği, mağdure ile anlaşarak birlikte 16/07/2012 tarihinde Turgutlu'ya geldikleri, Sancaklı Bozköy'de sanığa ait evde birlikte kaldıkları ve ertesi gün cinsel ilişkiye girdikleri sabit görülmüştür.
Her ne kadar mağdure sanığın kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istediğini, olmaz demesi üzerine kıyafetlerini zorla çıkarmak istediğini, benimle ilişkiye girmezsen kendimi keserim, senide keserim diye tehdit ettiğini belirterek zorla ilişkiye girdiklerini iddia etmiş ise de; mağdurun hazırlık beyanında, sanığın arkadaşlık teklifi kabul ettiğini ve birlikte evden kaçtıklarını kabul ettiği, yine savcılık beyanında, bir ara tartıştıklarını ve sanığa bu ilişki bitti dediğinde sanığın kendi kollarını keserek kendine zarar verdiğini bu yüzden ayrılamadığını belirttiği, bu halin gerçek olması durumunda dahi sanığın kendine zarar vermek suretiyle mağdura karşı zor kullanmış olduğunun kabul edilemeyeceği, ayrıca bu halin Turgutlu'ya birlikte kaçmadan önce olduğu, mağdurun cinsel ilişki öncesinde annemlerle tanışmadan ve barışmadan olmaz demesinin de direnme olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki mağdurun savcılık ifadesinde her hangi bir zordan bahsetmediği, talimat ifadesinde de birlikteliğin rızası hilafına gerçekleştiğini belirtmesine rağmen, sanığın kendisini dövmediğini, bu bağlamda cebir kullanmadığını, yardım istemek amacıyla bağırıp çağırmadığını belirttiği, bu ortamda tehdit edildiği iddiasının da samimi olmadığı, ailesinin yanına dönen ve muhtemelen esrarla bağlantısı olduğunu gördüğü sanıktan ümidini kesen mağdurun aile ve çevresel faktörlerin etkisi ile eylemin zorla gerçekleştiğine dair samimi olmayan beyanlarda bulunduğu ve böylece eylemde rızanın var olduğu kabul edilmiştir.
Sanık aşamalarda alınan beyanında, mağdurla cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmekle birlikte, mağdurun yaşını 17 olarak bildiğini, yaşının küçük olduğunu bilmediğini savunmuştur.
Mağdurun Ankara Zekai ... Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12.11.2013 tarihli yazı cevabına ekli poliklinik defter fotokopisi ve doğum raporuna göre; mağdurun 15/06/1998 hastane doğumlu olduğu, olay tarihi olan 16/06/2012 tarihinde 14 yıl 1 gün yaş aldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 04/11/2021 tarihli duruşmasında, mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanlarının bulunduğu CD izlenilerek yapılan mahkeme gözleminde; mağdurun 15 civarında ... bir kız görünümünde olduğu anlaşılmıştır.
Mağdurun yapılan adli muayenesine istinaden Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen 19/07/2012 tarihli raporda; hymen annüler yapıda olup saat kadranına göre 3 ve 7 hizalarında 2 adet kaideye kadar inen, üzeri taze kanamalı 5 günden yeni yırtık olduğu bu haliyle halen bakire olmadığı kanatine varıldığı, büyük dudakların altta birleştiği noktada vajina içinde muhtemelen cinsel ilişki esnasındaki sürtünmeye bağlı 0.3x0.3 cm'lik mukozal erezyon alanı olduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 30/07/2013 tarih 2013/3723 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun zorla organ sokmak suretiyle cinsel istismara uğratarak onun ruh sağlığının bozulmasına sebebiyet vermek suçundan cezalandırılması istemiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de; sanığın, mağdurun kendisine 17 yaşında olduğunu söylediğine ilişkin savunması, mahkememizin 04/11/2021 tarihli duruşmasında mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanlarının bulunduğu CD izlenilerek yapılan gözlemi ile tüm dosya kapsamından, sanığın suç tarihinde mağdurun yaşı hakkında hataya düştüğü ve TCK'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinden faydalanma koşullarının oluştuğu kanaatine varılmakla, sanığın kastına göre eyleminin TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sabit olan eylemine uyan TCK'nın 30. maddesi delaletiyle TCK'nun 104/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 30/07/2013 tarih 2013/3723 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle mahkememizde kamu davası açılmış ise de; sanık savunması ve mağdur beyanı göz önüne alındığında, mahkememizce sanığın, kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutması şeklindeki eyleminin, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu kanatine varılmakla, sanığın sabit olan eylemine uyan TCK'nın 234/3 maddesi uyarınca cezalandırılmasına'' karar verilerek hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure Vekilinin Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun mağdurunun kaçırılan ya da alıkonulan çocuğun kanuni temsilcisi olması sebebiyle, yaşı küçük katılan mağdureye tayin edilen vekilin bu suçtan kurulan hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Sanığın aşamalarda mağdurenin on beş yaşından büyük göründüğü yönündeki savunması, mağdure beyanları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında İlk Derece Mahkemesince olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğuna karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

V. KARAR
A. Katılan Mağdure Vekilinin Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdure vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.11.2021 tarihli ve 2021/111 Esas, 2021/371 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.05.2023 tarihinde karar verildi.