9. Ceza Dairesi 2022/15927 E. , 2023/3505 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1059 E., 2021/2603 K.
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 19.07.2017 tarihli ve 2017/1573 sayılı iddianamesiyle sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2017 tarihli ve 2017/385 Esas, 2017/389 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 03.04.2019 tarihli ve 2018/383 Esas, 2019/967 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek sanık hakkında temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulama maddesinin yanlış belirtilmesi, sanığın kayınvalidesi olması nedeniyle, tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkı olan tanık Hanume'ye yasal çekinme hakkı hatırlatılmadan engel hali yok denilerek yeminli dinlenilmesi, sanığın, kızı olan mağdure Ayşe'ye uyuduğu sırada göğüslerini elleyip cinsel organına bakması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturup oluşturmadığı hususu tartışılıp karar yerinde gösterilmeden hüküm kurulması nedenleriyle bozma kararı verilmiştir.
4. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/178 Esas, 2019/413 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2020/1059 Esas, 2021/2603 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin aleyhe istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2022 tarihli ve 9-2022/1685 sayılı onama görüşlü Tebliğnamesi ile Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılan mağdure Ayşe ile katılan anne... ve inceleme dışı mağdure Hazal'ın beyanlarının aşamalarda gerek kendi içinde gerekse de birbirleri ile çelişkili olduğuna, taraflar arasında boşanma davasından kaynaklı husumet bulunduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İddia, sanık savunması, katılanların beyanları, tanık anlatımları, olayla ilgili tutanaklar, mağdureler hakkında düzenlenen adli görüşme raporları, istinaf bozma ilâmı, nüfus ve adli sicil kayıtları ile yapılıp bitirilen yargılama neticesinde toplanan ve açıklanan yasal delillerin mahkeme heyetince tartışılıp değerlendirilmesiyle ulaşılan vicdani kanaate göre; sanık ...’in, mağdure Ayşe'nin öz babası olduğu, olayın meydana geldiği tarihlerde aynı evde anne... ve diğer kardeşler de dahil birlikte ikamet etmekte oldukları, 2016 yılı Ekim-Kasım ayı içinde bir gece sanığın yatağında uyumakta olan kızı Ayşe'nin yanına uzanarak göğüslerini okşamaya başladığı, mağdurenin uyanması üzerine eyleme son vererek yataktan kalkıp gittiği, yine 2017 yılının Ocak ayı içinde bir gün sanığın gündüz vakitlerinde mağdure Ayşe'ye neden namaz kılmadığını sorduğu, mağdurenin adetli olduğunu söylediği, aynı gece sanığın uyumakta olan mağdurenin yanına gelerek iç çamaşırını açıp cinsel organına baktığı, bu eylemlerin babası tarafından yapılmasından duyduğu utanç ve kaygı ile olayın duyulması halinde aile içinde yaşanabilecek durumları düşünerek mağdure Ayşe'nin önceleri bundan kimseye bahsedemediği, ancak bir müddet sonra anne ve babasının geçimsizliği nedeniyle annesinin boşanma kararı alıp çocuklarıyla birlikte evden ayrılması ve başka bir evde yaşamaya başlamaları ile mağdurenin yaşanan eylemleri annesine anlattığı, bu şekilde meydana gelen olayda sanığın öz kızı olan mağdure Ayşe'ye karşı birden çok kez çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddia olunarak cezalandılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; sanık savunmasında özetle, eşi ve ailesiyle aralarında husumet bulunduğundan kendisine iftira attıklarını beyanla suçlamayı reddettiğinin anlaşıldığı böylece tüm dosya kapsamı ve toplanan tüm deliller, tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suç tarihinde sanık ile eski eşi arasında aile içi geçimsizliğin bulunduğu ve bu sebeple aralarında husumetin söz konusu olduğu, sanığın aile fertlerine karşı sert bir tutum içinde olduğunun dosya kapsamındaki beyanlardan anlaşıldığı, sanığın akşamları mağdure Ayşe ile birlikte uyumak istemesi, kız çocuklarının kendisinin yanında açık giyinmelerini istemesi şeklindeki davranış biçiminin de Mahkemece yapılan yargılamada dinlenen tanık beyanları sonucunda şüphe uyandırdığı, ayrıca eski eşin boşanma davasında bu istismar durumunu hiç dile getirmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin
elde edilemediği, mevcut kuşkunun tam olarak izale olunamadığı, sanığın savunmasının aksinin tam olarak ispatlanamadığı ve bir takım varsayımlara dayanılarak ceza verilemeyeceği böyle bir durumun da
sanık lehine yorumlanmasının gerektiği değerlendirilerek sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamada toplanan deliller, sanığın aşamalardaki savunmaları, mağdurenin aşamalardaki anlatımları, polis tarafından düzenlenen tutanaklar, şikâyetçi beyanları, tanık ifadeleri, tutanaklar, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamının incelenmesi ile delillerin değerlendirilmesi neticesinde; mağdure beyanlarını katılan anne ve tanık beyanlarının desteklediği, olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin aşamalardaki eylemlerin temeli yönündeki istikrarlı ifadeleri ile olay örgüsündeki tutarlılık, mağdure beyanlarına ilişkin duruşmadaki psikolog beyanı, failin eylemlerinin benzer tür oluşu, tutarlılık ve olayın inanırlık düzeyi gözetilerek, sanığın mağdureye karşı mağdurenin anlatımlarında "...Bundan 5-6 ay kadar önce babam bir gün bana neden namaz kılmıyorsun diye sordu. Ben de ona adetli olduğumu söyledim. O günün gecesi ben uyurken babam gelip benim iç çamaşırımı yani külodumu açıp cinsel organıma bakmış. Ben bunu kardeşim Hazal ***'den öğrendim. Bu olaydan 2 ay kadar önce ben yatağımda uyurken babam eli ile göğüslerime dokundu. Ben bunun üzerine uyandım. Bu olayı da yine kardeşim Hazal görmüş. Ben bu olayları kimseye anlatmadım. Aradan biraz zaman geçtikten sonra kardeşim...bunları anneme anlatmış.... " şeklinde vücut bulan eylemlerinin oluş itibarıyla sarkıntılık düzeyinde kaldığı ve eylemlerinin karşılığının 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi olduğu, eylemlerin birden fazla ve farklı zamanlarda olması sebebiyle zincirleme suç hükümlerinin de oluştuğu, mağdure Ayşe'nın suç tarihlerinin ilkinde on beş yaşından küçük olduğu sonucuna varıldığı, mağdurenin istikrarlı ve samimi anlatımları, bu anlatımları kısmen doğrulayan sanık savunmaları, diğer mağdure Hazal'ın beyanları, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesinin çocuğun cinsel istismarı suçundan vermiş beraat kararının kaldırılarak sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin aşamalarda gerek kendi içinde gerekse de katılan anne... ve kardeşi olan inceleme dışı mağdure...ile çelişen anlatımları, sanık ile katılan anne... arasında boşanma davasından kaynaklı husumet bulunması, tanık anlatımları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma nedenine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiş ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri reddine karar verilmiştir.
V.KARAR
Gerekçenin (A-1) bölümünde açıklanan nedenle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2020/1059 Esas, 2021/2603 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!