9. Ceza Dairesi 2022/14681 E. , 2023/2835 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/316 E., 2022/231 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2014 tarihli ve 2012/1259 Esas, 2014/253 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2014 tarihli ve 2012/1259 Esas, 2014/253 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2016/11638 Esas, 2021/3182 Karar sayılı kararı ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2021/316 Esas, 2022/231 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminde Özetle
Sanığın suçu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığını, mağdurun şikâyetçi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca ceza mahkûmiyetinin kesin ve açık bir ispata dayandığını, sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminde Özetle
Sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmesinin yerinde olmadığı, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, takdiri indirim uygulanmamasını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; ''Sanık ... ***'in savunmasında; olay günü yolda yürüdüğü sırada mağduru gördüğünü, mağdurun iki delikanlı tarafından rahatsız edildiğini, mağdurun rahatsız edildiğini görünce müdahalede bulunduğunu, mağduru rahatsız edenlerle kavga ettiğini, mağdura yönelik herhangi bir eyleminin olmadığını, mağduru rahatsız edenlerin mağduru arkadaşı olduğunu, bu yüzden onları korumak için hakkında böyle bir iddiada bulunmuş olabileceğini, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini savunmuş ise de; mağdurun aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, mağdur ile sanık arasında bir husumet bulunmayışı, yine mağdurun kendi şeref ve onurunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için dosyaya yansıyan bir sebep bulunmaması, mağdurun halası olan tanık Evin'in olayla ilgili anlatımlarının mağdurun beyanları ile örtüşüyor olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, sanık ... ***'in
15-18 yaş grubu içerisinde yer alan mağdurun kolundan yakalayarak mağduru duvara yaslayıp elleri ile mağdurun kalçasını ve göğüslerini okşamaktan ibaret eyleminin Çocuğun Cinsel İstismarı suçunu oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCKyönünden değerlendirilmesinde; Sanığın 103/1-a maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılması, sanığın eyleminin Suç tarihinden sonra 6545 sayılı kanunla yürürlüğe giren kanun değişikliği yönünden değerlendirilmesinde; sanığa TCK 103/1 maddesi gereğince 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılması, Sanığın eyleminin 24/11/2016-6763 S.K./13. Md ile yapılan kanun değişikliği yönünden değerlendirilmesinde; Olayın oluş şekline göre sanık lehine veya aleyhine sonuç doğurmadığı ve 6545 sayılı kanunla hesaplanan ceza miktarı ile aynı miktarda cezayı öngördüğü, bu haliyle sanığa TCK 103/1 maddesi gereğince 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılması gerekecektir. Yapılan değerlendirme sonucunda; Sanık ... ***'in sabit görülen mağdura yönelik cinsel istismar eylemi nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehine olduğu değerlendirilen 6545 ve 6763 sayılı yasalar ile yapılan değişiklikten önceki hali ile TCK'nun 103/1-b maddesi gereğince CEZALANDIRILMASINA karar vermek gerekmiş'' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2021/316 Esas, 2022/231 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!