WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2022/12727 E.  ,  2023/4472 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı (Mağdurelere karşı ayrı ayrı)
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasında bulunan “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda 291 inci maddesinin birinci fıkrasındaki temyize ilişkin on beş günlük kanuni sürenin belirtilmesinin yanı sıra süresinde verilen temyiz dilekçesiyle talep edildiği

takdirde gerekçeli hükmün tebliğinden işlemeye başlayan yedi günlük süresi içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesinin zorunlu olduğuna dair 295 inci maddesinin birinci fıkrasının da yer alması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinin de süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18.08.2016 tarihli iddianame ile sanığın mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2016/315 Esas, 2016/361 Karar sayılı kararıyla sanığın mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına dair hükmün istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 20.03.2017 tarih ve 2017/660 Esas, 2017/629 Karar sayılı kararıyla esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 05.06.2018 tarihli ve 2018/4886 Esas, 2018/4245 Karar sayılı kararıyla hükümlerin "...İlk derece mahkemesinin gerekçesinde, sanığın eylemlerini cinsel amaçla gerçekleştirdiği kabul edildiği halde bu husus delillerle ilişkilendirilerek tartışılmadığı gibi cinsel amacın tespitinin neye dayandırıldığının da gösterilmemesi karşısında, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 230. maddesindeki gerekçeyi içermediği görülmekle, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek özellikle savcılık beyanında, aralarında daha önce husumet bulunan tanık ...'in kışkırtması sonucu hakkında bu şekilde iftiralarda bulunulmuş olabileceğini, çok sayıda çocuğun kursa geldiğini, çocukların terleyip terlemediklerini kontrol için enselerinden dokunduğunu belirtmesine rağmen savunmanın doğruluğunun araştırılmadığı, suçun işlendiği iddia edilen yer ile mağdurların durumuna ilişkin dinlenmesini istediği tanıkların hiçbirinin ifadesi alınmadığı gibi mağdure ...'nın, kendisine yapılan eylemi gördüğünü belirttiği ... isimli arkadaşının da dinlenmediği anlaşıldığından, sanığın özellikle savcılık beyanında belirttiği hususların araştırılması, dinlenmesini istediği kişiler ile özellikle sanığın, çocukların terleyip terlemediklerini kontrol ettiğine ilişkin savunmasının doğruluğunun tespiti hususunda mağdurlar ile aynı dönemde kursa gidenlerin ve mağdure ...'nın beyanında adı geçen ... isimli çocuğun tanık olarak dinlenmesinden sonra toplanacak delillere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile eylemlerin sübutu halinde sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığının tespiti gerekirken ilk derece mahkemesince CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyecek şekilde gerekçesiz kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi,..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, 05.11.2018 tarihli ve 2018/2486 Esas, 2018/1747 Karar sayılı kararıyla sanığın mağdure ...'ya karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un

53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, sanığın mağdure ...'a karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 29.06.2022 tarihli ve 2021/26554 Esas, 2022/6833 Karar sayılı son tevdi kararı ile "...Suç tarihinde onbeş yaşından küçük olan mağdure ...'ın velayet hakkına sahip annesi ... ile mağdure ... Hilal'in velayet hakkına sahip annesi ... ve babası ...'in bozma öncesi ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada sanıktan şikayetçi oldukları ve davaya katılmalarından sonra mahkemece kurulan ilk hükümlere yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair verilen kararın temyiz incelemesinde bozulmasının ardından Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ilk hükümlere göre hapis cezalarının indirilmesi suretiyle verilen yeni mahkumiyet hükümleriyle ilgili temyiz yoluna başvurma hakkı bulunan mağdureler ile katılanların vekaletnameli vekili olan Av. ...’ya yokluğundan verilen gerekçeli kararın tebliği gerekirken buna dair dosyada herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığından, varsa dosyaya konulması, aksi halde söz konusu tebligat noksanlığı usulünce giderilerek tebellüğ belgesi ile verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenip, hükümlerin katılanlar vekili tarafından temyizi halinde bu konuda ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,..." karar verilmiştir.

6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, sırasıyla 02.11.2021 tarihli, 14-2018/100022 sayılı ve 03.10.2022 tarihli, 9-2022/124163 sayılı, onama görüşlü Tebliğnameler ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. GEREKÇE
1. Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükümlerin gerekçe bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaatin, suç oluşturduğu sabit görülen fiillerin ve bunların nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezaların şahsîleştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan hükümler kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.

2. Bozma sebeplerine uygun olarak Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 05.11.2018 tarihli ve 2018/2486 Esas, 2018/1747 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.