WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2021/7362 E.  ,  2023/5752 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/241 E., 2015/94 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli, 2013/241 Esas, 2015/94 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEBİ
Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın eksik tahkikat nedeniyle cezalandırılması gerekirken beraatına karar verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''Her ne kadar SSÇ hakkında Zincirleme Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstasmarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, SSÇ'in yüklenen suçu işlediğini kabule elverişli çelişkili iddia dışında şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-(e) maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiştir.
Ceza Usulü Yasası’nda vicdani delil sistemi kabul edilmiştir. Fiilin sanık tarafından işlendiğine kanaat getirmeyen mahkeme sanığın beraatına karar verecektir. Öte yandan “Bu fiili sanık işlemiştir, başkasının işlemesi için bir neden yoktur, aralarında geçmişte husumet vardır”, düşünceleriyle de mahkumiyet hükmü kurulamaz, mahkumiyet hükmünün kesin delillere dayanması gerekmektedir. Bir iddianın kabulü, kendi içinde tutarlı kanıtlarla doğrulanması halinde mümkündür (Sedat Bakıcı, Olaydan Kesin Hükme Kadar Ceza Yargılaması ve Ceza Kanunu Genel Hükümler).
Ceza Genel Kurulu’nun 19/04/1993 gün ve 81/110 sayılı kararında; “Ceza yargılamasının amacı, hiçbir duraksamaya yer vermeden, maddi gerçeği ortaya çıkartılmasıdır. Sanığın savunmasının aksini kanıtlaması ondan beklenemez, sanığa yüklenen suçun sübuta erdiği, yapılan yargılama sonunda kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkartılmalıdır.” denilmiştir. Yine Ceza Genel Kurulu’nun 10/12/1990 gün ve 257/335 sayılı kararında; “Kanıtları serbestçe değerlendiren yargıç, kuşkulu bir durumla karşılaştığında, kuşkuyu sanık lehine yorumlayacak, kuşkudan sanık yararlanacaktır. (İn Dubiyo Pro Reo). Kuralı, yasada yer almamakta ise de, yargı ve öğreti bu kuralı kabul etmiştir. Öte yandan, Anayasa’da “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” denmekle aynı sonuca ulaşılmıştır. Aynı hüküm, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesinde yer almıştır.” denilmiştir.
Somut dosyada, olayın mağdur ...'in velileri olan ... ve Gül ... tarafından olayın olduğu tarihten uzunca bir süre sonra olayı ...'den duyduklarını beyan ederek şikayetçi olmaları üzere kolluk birimlerine intikal etmiş olması, olaydan sonra düzenlenen Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 17.08.2011 tarihli adli raporunda mağdur ...'da herhangi bir fiili livata bulgusunun tespit edilememiş olması, mağdur ...'nın duruşmada ilk başta SSÇ'nin kendisine bir şey yapmadığını beyan edip, sonraki anlatımında olayı doğrulayarak çelişkili beyanda bulunması, kovuşturma aşamasında dinlenen tanık ...'nın, ...'nın kendisine ameliyattan korktuğu için SSÇ üzerine suç attığını beyan ettiği şeklindeki anlatımları, özellikle mağduru muayene eden ve adli rapor düzenleyen tanık doktor Hülya Akman'ın muayenede fiili livata ile ilgili hiç bir burya rastlamadığını, şüpheli bir durum görse dahi durumu kolluk birimlerine ileteceğine ilişkin anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, SSÇ'in aksi ispatlamayan savunmaları karşısında mağdurun çelişkilerle dolu ve hiçbir yan deliller desteklenmeyen ve kendisi tarafından da çelişkili ifadeyle yalanlanan ifadesinin tek başına, SSÇ'yi cezalandırmaya yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği, zan ve tahmine dayalı olarak mahkümiyet hükmü kurulamayacağına ilişkin Yerleşik Yargıtay içtihatları ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği SSÇ'in beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle sanığın isnat edilen suçtan beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli ve 2013/241 Esas, 2015/94 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdur vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.10.2023 tarihinde karar verildi.