9. Ceza Dairesi 2021/7099 E. , 2023/7506 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/206 E., 2015/136 K.
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2013/206 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 102 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü
maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Katılan ...'ın kolluk, savcılık ve aile mahkemesinde verdiği ifadelerinin çelişkili olduğu, katılan ...'ın babası ile sık sık tartıştığı bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; ''Dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre 19.10.1991 doğumlu olan mağdurenin suç tarihi itibariyle 18 yaşını tamamladığı ve sanık ile mağdurenin baba kız oldukları anlaşılmıştır. Olay nedeniyle mağdurenin gerek aldırılan Bakırköy ruh hastanesinin 04.09.2012 tarihli raporu ve gerekse ATK 6. İhtisas Kurulunun 25.07.2014 tarihli heyet raporuna göre mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmıştır. Mağdure cumhuriyet savcılığına vermiş olduğu 20.02.2010 tarihli dilekçesinde babasının kendisine cinsel yönden saldırıda Bulunduğunu, banyoda kendisini seyrettiğini, engel olmak istediğini, karşı koyduğunu, bir gece üzerinde babasını gördüğünü, eli ile bacaklarını okşadığını, utandığı için kimseye söyleyemediği, 4-5 defa bu yöndeki eylemlerini tekrarladığını ifade etmiş, kolluk beyanında aynı yöndeki iddialarını tekrarlayarak şikayet edeceğini söylediğinde ise babasının kimsenin inanmayacağını ifade ettiği ve son eylemden sonra teyzesini arayarak intihar edeceğini söylediğinden teyzesi ... in durumu polise bildirmesini istemesi üzerine polise durumu anlattığını, olayın bu şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. Tanık ... mağdurenin bu beyanlarını doğrulamış, ağlar vaziyette kendisini arayan mağdurenin intihar edeceğini söylemesi üzerine sebebini sorduğunda durumu anlattığını, kendisinin de karakola şikayet etmesini istediğini söylediği görülmüş, yine mağdurenin küçük kardeşi ... da ablasını bazen yatakta ağlarken gördüğünü, sebebini söylemediğini, banyoya giderken ablasının kendisini hep yanında istediğini, bir keresinde banyonun bitişik camını açılmaya çalışıldığını, bu sırada evde babası ve kendilerinin olduğunu ifade ettiği görülmüştür. Sanık ile mağdurenin annesinin GOP 3 Aile Mahkemesinde açılmış boşanma davalarının olduğunu, boşanma davasının açılma tarihinin gerçekleşen olaylardan sonra olduğu ve tarafların 2011/992 sayılı dava dosyasında boşanmalarına karar verildiği anlaşılmış yine bu dava dosyası incelendiğinde mahkememizce dinlenen tanıkların bu dosyada da aynı şekilde beyanda bulundukları görülmüştür. Her ne kadar sanık tarafından suçlama kabul edilmemiş ve dinlenen tanıklar ... ..., ... ..., ... ... savunma Doğrultusunda mağdurenin annesi ve kardeşi ile birlikte kaldıkları eve beğenmedikleri, başını örtmek istemediği, bu sebeple sanığa iftira attığı yönündeki beyanları mevcut ise de sanığın kızı olan mağdurenin başlangıçtan beri değişmeyen özünde aynı nitelikteki ısrarlı anlatımları, bunun kardeşi ... ve teyzesi ... in beyanları ile doğrulanması, boşanma davasının sözü edilen olaylardan sonra açılmış oluşu 18 yaşını da ikmal etmiş mağdurenin bu yönde bir iftira atması için belirtilen sebeplerin gerektiriği olmayıp başkaca bir sebep olmayışı, mağdurenin ruh sağlığının eylem nedeniyle bozulmuş olduğunun değerlendirilmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde mağdure beyanları samimi görüşmüş, sanığın öz kızına yönelik birden fazla değişik zamanlarda vücudunu okşamak cinsel bölgelerini ellemek suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu sabit görülmüş, her ne kadar mağdurenin beyanlarında sanığın parmaklamak suretiyle hareket ettiği yönünde ifadeleri mevcut ise de mağdurenin bu yönde alınmış, iddiayı destekleyen raporu bulunmadığından organ sokma yönünden eylem şüphede kalmış, buna göre suç vasfı belirlenmiştir.
Vasıflandırma ve lehe kanun değerlendirmesi;
Sanığın eylemi 6545 sayılı yasa ile değişiklik önceki TCK 102/1 maddesine uygun olduğu, buna göre cezanın alt haddinin 2 yıl olup, 102/3-c maddesi gereği 1/2 artırımla 3 yıl olacağı, TCK 102/5 maddesi gereği ruh sağlığı bozulduğundan cezanın alt haddinin 10 yıldan az olamayacağı, ayrıca TCK 43/1 maddesinin 3 yıl ceza üzerinden de artırılması suretiyle uygulanarak hüküm kurulması gerektiği, 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK 102 maddesi yönünden yapılan değerlendirmede, öncelikle sanığın eylemi 6545 sayılı yasa ile değişik TCK 102/1-son cümlesinde tanımlanan sarkıntılık boyutunu aştığı, sanığın mağdurenin değişik zamanlarda vücudunu cinsel hislerinin birleşme olmadan tatminine yönelik okşamak suretiyle devamlılık arz eder suretiyle kesik olmayan hareketlerle gerçekleşmesi karşısında sarkıntılık olarak değerlendirilemeyeceği, bu durumda eylemin TCK 102/1 maddesinde tanımı yapılan cinsel saldırı niteliğinde olup cezanın alt haddinin 5 yıl olduğu, 102/3-c maddesi gereğince yarı oranında cezanın artırılması halinde 7 yıl 6 ay olacağı, TCK 43/1 maddesinde 1/4 oranında artırımla 8 yıl 16 ay 15 günde kaldığı ve buna göre 6545 sayılı yasa ile değişiklik öncesi TCK 102/1-3-c-5 maddelerinin tatbiki ile ortaya çıkan cezadan daha az olması karşısında sanık lehin olduğu görülmüş ve buna göre uygulama yapmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmalarının toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenlerle İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli ve 2013/206 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!