9. Ceza Dairesi 2021/6627 E. , 2023/6743 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/326 E., 2015/146 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2015 tarihli ve 2014/326 Esas, 2015/146 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ...'in çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.10.2018 tarihli ve 14-2015/196483 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuğun, mağdurenin on beş yaşından küçük olduğunu bilmediği, mağdurenin kendi rızası ile üstünü çıkarttığı, suça sürüklenen çocuk ile mağdure arasında bir yakınlaşma olmadığı, suça sürüklenen çocuk hakkında Mahkemece lehine olan hükümlerin uygulanmadığı, açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk hakkında verilen kararların bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suça sürüklenen çocuğun savunması, katılanların beyanları, Adli Tıp Kurulu raporları, sosyal inceleme raporu, görüntü CD'si ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mağdure ile suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibari ile lisede okudukları, suça sürüklenen çocuğun, mağdureye arkadaşının evine gitmeyi teklif ettiği, mağdurenin teklifi kabul etmesi ile suça sürüklenen çocuğun arkadaşının evine birlikte gittikleri, suça sürüklenen çocuğun ve mağdurenin elbiselerini tamamen çıkarttıkları, suça sürüklenen çocuğun, mağdurenin vücudunun değişik yerlerini okşadığı, öptüğü, sonrasında "Telefonuma mesaj geldi" diyerek ayağa kalktığı, telefonunu eline aldığında mağdurenin çıplak halde fotoğrafını çektiği, sonrasında giyinip evden çıktıkları, suça sürüklenen çocuğun çekmiş olduğu bu fotoğrafları değişik kişilere göndererek bu görüntüleri ifşa ettiği, suç tarihi itibari ile mağdurenin on beş yaşını ikmal etmediği, bu haliyle suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporla göz önünde bulundurulduğunda suça sürüklenen çocuk hakkında lehine olan 6545 sayılı Kanun ile değişiklik sonrası maddeler tatbik edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine; incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın, olay tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin çıplak fotoğraflarını çekerek telefonuna kaydetmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen müstehcenlik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 inci maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası, 230 uncu madde ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda ilk derece mahkemesince gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınıp reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ile bunun hukuki nitelendirmesinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği, bu haliyle sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği eylemlerin mağdurenin rızası doğrultusunda gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun gerekçede tartışılmasından sonra eylemin mağdurenin rızasıyla gerçekleştiğinin kabulü halinde, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 16.02.2015 tarih 0737 karar nolu raporunda “Mağdurda anksiyete belirtileri ile giden uyum bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği; ancak bu psikiyatrik tablonun yaş farkı fazla olmayan mağdur ve sanığın hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağının belirtilmesi” şeklindeki görüşü de nazara alınarak, suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi uyarınca gerçekleşen fakat kastetmediği neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirle hareket etmiş olması gerektiği ve ağır netice olarak ortaya çıkan mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın suça sürüklenen çocuk tarafından öngörülemeyeceği hususlarının da göz önünde bulundurulmasından sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle tebliğnamede hükmün onanmasını isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2015 tarihli ve 2014/326 Esas, 2015/146 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hüküm yönünden ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı saklı tutularak hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ve 326 ncı maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!