9. Ceza Dairesi 2021/4446 E. , 2023/4997 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/296 E., 2015/7 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçundan dava açılmıştır.
2. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2013/296 Esas, 2015/7 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdure ile katılanın beyanlarının hayatın olağan akışına uymayıp çelişkili olduğuna, sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen tespit edilecek hususulara ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanığın eyleminin sarkıntılık boyutunu aşmadığından 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanması gerektiğine ve re'sen tespit edilecek hususulara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece "...Mağdurenin tüm aşamalarda tutarlı ve annesi müştekinin beyanları ve ruh sağlığına ilişkin rapor içeriği ile desteklenen ifadesine göre gece yarısı sanığı yolcu ederken birlikte yürüdükleri sağlık ocağına doğru vardıklarında sanığın aniden mağdurenin elbiselerini çıkartmaya yeltenmeksizin, elbiseleri üzerine göğüs, kalça ve vajinal bölgesine elleri ile temas etmek suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin bu hareket üzerine sanığı ittirerek olay yerinden kaçtığı, sanığın suçunu inkar etse de alkollü bir şekilde mağdure ile gece geç saatlerde birlikte yürüdüğünü ve mağdure ile kendi beyanına göre bir erkek sevgili muhabbeti yaptığı, böylece müsnet suçu işleyebilecek ortamı yakaladığı anlaşılmış, diğer delillerle desteklenen mağdurenin beyanı samimi görülerek savunmaya itibar edilmemiştir.
Sanığın eylemi TCK nın 103/1 maddesinin 2. cümlesinde yer alan sarkıntılık boyutunu aşmıştır. Sanık daha evde iken mağdurenin elinden tutmuş, sevgili olduklarını beyan etmiş, dışarıda sağlık ocağının yanına geldiklerinde ise vücudunun üç ayrı cinsel bölgesine temas etmek suretiyle süreklilik arz eden hareketleri ile şeheri duygularını tatmine yönelmiştir. Bu sebeple eylemin sarkıntılık boyutunu aşarak basit cinsel istismar şeklinde oluştuğu kabul edilmiştir.
Mağdurenin nüfus kaydına göre suç tarihinde 15 yaşını ikmal ettiği görülmektedir. Hastane raporu incelendiğinde ise 1999 doğumlu görülmekte olup henüz 15 yaşını ikmal etmemiştir. Olay sırasında sanık mağdureye zor kullanmamış, mağdurenin istemediğini ortaya koyan bir hareketle onu ittirip olay yerinden uzaklaşması üzerine onu takibe yeltenmemiş ise de, mağdurenin boş bulunmasından istifade ederek aniden ve karanlıkta ıssız bir yerde gerçekleştirdiği bu eylem sırasında mağdurenin rızasının olduğu da söylenemez. TCK nın 103/1-a maddesine göre 15 yaşından küçük mağdurelere yönelik tüm cinsel istismar eylemleri bu fıkra kapsamındadır. Eğer bu mağdurelere ayrıca zor kullanılmış ise 103/4 maddesindeki arttırım söz konusudur. TCK nın 103/1-b maddesine göre ise, 15 yaşından büyük mağdureler yönünden suçun oluşumu için cebir ve tehdit kullanılmalıdır. Olayımızdaki gibi mağdurelerin rızasına dayalı olmayan onların korkmasından veya boş bulunup tedbirsizliklerinden istifade ile gerçekleşen sonradan mağdure böyle bir fiile razı olmadığını ortaya koyunca ona karşı zor kullanmaya dönüşmeyen eylemlerde bu fıkra kapsamındadır. Başka bir deyişle mağdure 15 yaşından büyük olsa da her halükarda sanığın bu eylemi sebebiyle TCK nın 103/1 maddesi gereğince cezalandırılması gerekecektir. Yani yaşının düzeltilmesi sanığa uygulanacak sevk maddesinde bir değişiklik yaratmayacak sonuca tesirli olmayacaktır. Ceza Mahkemesinin mağdurenin yaşının düzeltmesi için aranan ön koşul suçun sübutuna yahut suç vasfına etkili olmasıdır. Bu sebeple mağdurenin yaşı düzeltilmemiş, nüfus kayıtlarında 15 yaşını yeni ikmal etmiş gözüken mağdureye karşı rızası hilafına basit cinsel istismar suçunun işlendiği kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2013/296 Esas, 2015/7 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!