WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2021/3660 E.  ,  2023/3963 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/278 E., 2014/279 K.
MAĞDURE : ... (Kayaurun)
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,
konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkraları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci, beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinin birinci, dördüncü fıkraları ile aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2012/278 Esas, 2014/279 Karar sayılı kararıyla sanığın nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.12.2017 tarihli ve 14-2015/50924 sayılı, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; kararın haksız, kanuna ve yönteme aykırı olduğuna, dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin kabulü;
1. Sanığın 10.05.2012 tarihinde mağdurenin evine geldiği, kapıyı çalarak mağdureden eski eşini sorduğu mağdurenin eşinin cezaevinde olduğunu söylemesi üzerine sanığın mağdurenin evine girdiği, mağdurenin sanığı evden çıkartmaya çalıştığı sırada mağdureyi itip yere düşmesini sağladığı, sanığın kapıyı kilitleyerek mağdureye saldırdığı, mağdurenin bağırması üzerine ağzını kapatarak mağdurenin üzerini soymaya başladığı, mağdurenin üzerindeki kıyafeti çıkartmaya çalışarak "Seni sinkaf edeceğim dediği, mağdurenin sanığın saçını çekip, sanığı ısırarak elinden kurtulup yardım istediği, sanığın bu sırada evden kaçtığı, yardım için gelen tanıklar .... ve ....'nın sanığı kaçarken gördükleri bu şahsı tanıdıklarını, şahsın adının ... *** olduğunu söyledikleri ancak şikayet üzerine soruşturmaya başlayan Silifke Polis Merkezince sanık olarak (...) T.C. kimlik numaralı ... *** yakalandığı, yakalanan ... ***'in eylemi gerçekleştiren ... *** olmadığı mağdurenin verdiği eşgale uymadığı tanıklardan ....'nın alınan beyanında kendisinin tanıdığı ve olay günü gördüğü ... ***'in (...) mahallesi civarında oturduğu .... isimli şahsın kardeşi olduğu şeklindeki beyanı üzerine sanığın (...) mahallesinde civarında oturan ve ....'nin kardeşi olan ... *** olduğunun anlaşıldığı ve iddianamenin bu bilgiler esas alınarak düzenlendiği Mahkemece sanığın kimliği hususunda meydana gelen tereddütün giderilmesi açısından tanık ....'nın Bor Asliye Ceza Mahkemesinde hazır edilmesi sağlanarak tanığa sanığın cezaevi bilgileri tespit edilip, cezaevinde tespit edilen resmi bulunarak Bor Asliye Ceza Mahkemesi dosyasına aktarılıp, tanıdığı kişinin resimde gösterilen kişi olup olmadığı sorulduğunda, tanığın ... *** isimli şahsın resmini gördüğü şahıs olduğunu tespit ve teşhis etmiştir. Böylece Mahkemece tanığa yaptırılan teşhis ile sanığın kimliğinde meydana gelen tereddüt kuşkuya yer bırakılmayacak şekilde giderilmiştir.

2. Sanığın eylemlerinin hukuki nitelendirilmesine gelince sanık Mahkemece alınan savunmasında mağdureyi tanımadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği beyan etmiş ise de sanığın olay günü mağdure ve tanıkların evinin bulunduğu sokaktan tanık Besim ve Dudu'ya selam vererek geçtiği, tanık ....'nın 15.02.2013 tarihli duruşmada alınan beyanı ile tanık ....'nın 15.02.2013 tarihli duruşmada alınan beyanı ve mağdurenin soruşturmanın başından itibaren özde değişmeyen beyanları dikkate alındığında mağdureye yönelik eylemi gerçekleştiren kişinin sanık olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle Mahkemece sanığın beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanığın olay günü mağdurenin evine kocasını sorma bahanesi ile geldiği kapıyı çalıp mağdureye kocasını sorduğu mağdurenin "Kocam cezaevinde" demesi üzerine "Bakacam" deyip eve girdiği mağdurenin bu sırada sanığa engel olmaya çalıştığı ancak sanığın mağdureyi ittirip yere düşmesini sağlayarak kapıyı kilitlediği böylece sanığın cebir kullanmak suretiyle mağdurenin rızası hilafına konutuna girdiği ve cebir kullanmak suretiyle hürriyetinden alıkoyma eylemini gerçekleştirdiği, sanığın mağdurenin yere düşmesinden faydalanıp mağdurenin üzerine yattığı, sanığın pantolonunun aşağıya inmiş şekilde olduğu ve mağdureye seni "Sinkaf edeceğim" şeklinde söz söyleyerek kastını ortaya koyduğu bir taraftan mağdurenin göğüslerine okşayıp mağdurenin giysilerini çıkarmaya çalıştığı bir kısmını da indirdiği diğer taraftan mağdurenin ağzını kapattığı, sanığın mağdurenin bağırması üzerine sanığın korkup kaçtığı bu haliyle sanığın organ sokmak suretiyle cinsel saldırı eyleminin tamamlayamadığı eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile mağdurenin Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinin 13.08.2014 tarih ve 22 sayılı heyet raporu ile ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmıştır.

3. Her ne kadar Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/147 sayılı iddianamesi ile sanığın kasten yaralama eyleminden dolayı cezalandırılması istenmiş ise de cinsel saldırı suçunda cinsel saldırı eyleminin yapılmasına mağdurun rızasının olmaması gerekir. Bu husus madde gerekçesinde de "Cinsel saldırı suçunun özelliği, bu suçu oluşturan fiillerin mağdurun iradesi dışında gerçekleştirilmesidir. Mağdura karşı cebir ve tehdit ya da hile kullanılabileceği, örneğin bilincin yitirilmesine neden olmak veya örneğin uyku hali dolayısıyla bilincinin kapalı olmasından yaralanmak suretiylede bu suçlar işlenebilir." biçiminde ifade edilmiştir. Burada geçen cebir, fiziken zor kullanmaktır.Yaralama eyleminden ceza tayin edilebilmesi için yerleşik Yargıtay kararlarına göre de eylemin mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebrin kullanılmasıdır. Somut olayımızda ise mağdurenin olayın gerçekleştiği gün alınan Silifke Devlet Hastanesinin 10.05.2012 tarihli raporunda sol baldırda ağrı olduğu darp cebir izinin olmadığı basit tıbbi müdahale (BTM) gerektirmediğinin belirtildiği olayın üzerinden yaklaşık bir ay süre geçtikten sonra alınan Silifke Devlet Hastanesinin 08.06.2012 tarihli raporunda her iki bacakta ağrı ve hassasiyet olduğu BTM ile iyileşebileceğinin belirtildiği dikkat edilecek olursa iki farklı raporun olduğu olayın üzerinden süre geçtikten sonra alınan rapora itibar edilemeyeceği ancak her iki raporda da mağdurede tespit edilen hususun mağdurenin bacaklarındaki ağrı olduğu, aslında bu tespitin oluşa da uygun olduğu sanığın eylemini gerçekleştirmek için mağdurenin üzerine yattığı bu nedenle bacaklarında ağrının olduğu, başka yaralanmasının olmadığı mağduredeki ağrının mağdurenin direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesine geçmediği mağdurede başkaca darp-cebir izine rastlanmadığı dolayısıyla mağduredeki yaralanmanın cinsel saldırı eyleminin zor unsuru içerisinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak Mahkemece sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle cinsel istismar eylemine teşebbüs, cebir kullanmak suretiyle hürriyetten alıkoyma ve cebir kullanmak suretiyle konut dokunulmazlığını ihlal etme eylemlerinden cezalandırılması yoluna gidilmiş, hukuki süreç başlığında belirtildiği şekilde hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

B. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurenin iradesiyle hareket etme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurenin hareket etme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın olay öncesi ve sonrası mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, suçun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında yargılama konusu eylem için, 5237 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. Aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 19.12.2014 tarihli mahkumiyet hükmü olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiş, bu nedenle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2012/278 Esas, 2014/279 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle, Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2012/278 Esas, 2014/279 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2014 tarihli ve 2012/278 Esas, 2014/279 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.06.2023 tarihinde karar verildi.