9. Ceza Dairesi 2021/25576 E. , 2023/3748 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/1366 E., 2018/154 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun reddi, istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
1.İlk derece mahkemesinde ifadelerinin alındığı duruşmada on beş yaşından küçük olan mağdureler ... ve... ile babaları müştekiler... ve ...'in sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri, mağdure ...'ın da on beş yaşından küçük olduğu ve babası müşteki ...'ın sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi nedeniyle mağdurenin talebine istinaden verilen katılma kararının hukuki değerden yoksun olduğu, mağdureler ... ile ... ve kanuni temsilcileri olan babaları müştekiler ... ile ...'e duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde duruşmaya
gelmeyerek katılma iradelerini ortaya koymadıklarının anlaşılması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin belirtilen mağdureler yönünden istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine dair verilen kararın aynı Kanunun 279 uncu maddesi gereğince itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve belirtilen mağdureler vekili ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının mağdure ... yönünden temyiz istemleri 5271 sayılı Kanun 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2.6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, istinaf yargılaması sırasında davaya katılmasına karar verilen Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık müdafiinin süre tutum dilekçesinde temyiz sebebi göstermediği, 02.07.2018 tarihli dilekçesinin ise temyize cevap niteliğinde olduğu, katılan mağdure Döne vekilinin süre tutum dilekçesinde belirtilen mağdure yönünden temyiz talebinin bulunmadığı, gerekçeli temyiz dilekçesinde talebinin bulunduğu belirlenmiştir.
4.Katılan mağdure Döne yönünden Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının, katılan mağdure ... yönünden katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri bakımından İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, katılan mağdureler...'ye karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.01.2017 tarihli ve 2016/83 Esas, 2017/18 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tüm mağdurelere yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 31.01.2018 tarihli ve 2017/1366 Esas, 2018/154 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdureler ..., ..., ..., ... ve ... yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik mağdureler vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine, Bakanlık vekili ile katılan mağdureler... vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.10.2021 tarihli ve 14-2018/74818 sayılı ret ve bozma görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Mağdureler ve Mağdureler Vekilinin Temyiz İstemi
Mahkeme kararının yanlış olduğuna, tanık beyanlarını bulunduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir.
B.Bakanlık Vekilinin Temiz İstemi
Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir.
C.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Süre tutum dilekçesinde temyiz sebebi göstermediği, 02.07.2018 tarihli dilekçesinin ise temyize cevap niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
D.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanığın mağdureler ... ve Döne'ye karşı eylemleri nedeniyle cezalandırılması gerektiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
''Mahkememizde yapılan yargılama, iddia, savunma, müşteki beyanları, tanık anlatımları, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar sanığın atılı cinsel istismar suçları sebebiyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de atılı suçları sanığın işlediğine dair dosya kapsamında sanığın mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı, aşamalarda alınan mağdur, müşteki ve tanık beyanları irdelendiğinde sanığın öğretmen öğrenci ilişkisini aşan sarılma, dokunma, sözlü temas davranışlarının bulunduğunun anlaşıldığı, ancak bu eylemlerini cinsel amaçla ve cinsel hazzı tatmin amacıyla gerçekleştirdiğini gösterir ve mahkumiyet kararı vermeye yeter derecede vicdani kanaati tesis edecek somut delil olmadığı, aşamalarda alınan mağdur beyanlarının birbiriyle uyumlu olmadığı, sınıfta öğrenim gören ve tanık olarak beyanları alanın bir kısım öğrencilerin sanığın aynı davranışları hem erkek öğrencilere hem de kız öğrencilere yaptığını söyledikleri, bu hususun bir kısım mağdurların sadece kız öğrencilere bu tür davranışların yapıldığı iddiasını desteksiz bıraktığı, yine mağdurların ve tanıkların tamamının ortak beyanlarında sanığın sanığın öğretmen öğrenci ilişkisini aşan sarılma, dokunma, sözlü temas davranışlarını sınıf içerisinde gerçekleştirdiğini beyan ettikleri, amacı cinsel istismar olan kişinin bu tür eylemlerini herkesin içerisinde gerçekleştirmesinin bu suçun doğasına ve hayatın olağan akışına ters olduğu, mağdurlardan ... **** beyanlarını diğer mağdur beyanlarından farklı olduğu, tanık olarak beyanı alınan ...'in kolluk beyanlarının mağdur ... **** beyanını doğrular mahiyette olduğu, sanığın risale isimli kitabı sınıfta öğrencilere dağıtmış olmasının öğrenci ve velilerde rahatsızlık yarattığı, bu nedenle de öğrenciler ile sanık arasında mesafe oluştuğunun anlaşıldığı, mağdur ... **** savcılıkta alınan beyanında "Öğretmen sınıfta özellikle sevdiklerine ve isteyenlere risaleyi nur kitaplarından dağıtıyordu, bağzende sınıfın hepsine dağıtıyordu, öğretmen derste sadece risaleyi nur kitaplarından ders işletiyordu, ders kitabından herhangi bir konu işlemiyorduk, biz de bu durumu sevmiyorduk, bu nedenle dersi pek dinlemeyip arkadaşlarla kendi aramızda ders esnasında konuşuyorduk Murat öğretmende bizleri uyarıyordu ve kızıyordu, konuştuğumuz zaman babalarımızdan izin aldığını söyleyerek bizi dövüyordu, elindeki sopa ile bize vuruyordu, ayrıca sınıfımız genel itibariyle yaramazlık yapmaktadır, bu nedenle öğretmen bizleri sürekli uyarmaktadır, biz bu nedenlerle öğretmeni pek kalede almıyorduk" şeklindeki açıklamasının sanık ile öğrenciler arasındaki sorunu gösterdiği, yine müşteki...'in savcılık beyanının suçun oluşup oluşmadığı açısından yapılan değerlendirmede önemli olduğu, bu itibarla sanığın öğretmen öğrenci ilişkisini aşan sarılma, dokunma, sözlü temas davranışlarının bulunduğunun anlaşıldığı, ancak bu eylemlerini cinsel amaçla ve cinsel hazzı tatmin amacıyla gerçekleştirdiğini gösterir ve mahkumiyet kararı vermeye yeter derecede vicdani kanaati tesis edecek somut delil olmadığı kanaatine varıldığı, öğrenciler ile sanık arasında sanığın tavırları ve risale isimli kitabı dağıtması nedeniyle sorun bulunduğunun da anlaşıldığı, mahkumiyet kararı verilebilmesi için somut ve kesin delillere dayanılarak tam bir vicdani kanaatin oluşmasının gerektiği, zan ve tahmine dayalı olarak mahkumiyet kararı verilemeyeceği, en küçük bir şüphenin dahi sanık lehine yorumlanmasının şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gereği olduğu, mahkememizce yapılan araştırma ve yargılama neticesinde mahkumiyete yeterli somut bir delile ulaşılamaması ve sanığın atılı suçu işlediğine dair tam bir vicdani kanaatin hasıl olmaması sebebiyle sanığın CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.''
Şeklindedir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Mağdureler ..., ..., ..., ... ve ... Vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Mağdure ...'e Karşı Temyiz İstemleri Yönünden
İlk derece mahkemesinde ifadelerinin alındığı duruşmada on beş yaşından küçük olan mağdureler ... ve... ile babaları... ve ...'in sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri, mağdure ...'ın da on beş yaşından küçük olduğu ve babası ...'ın sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi nedeniyle mağdurenin talebine istinaden verilen katılma kararının hukuki değerden yoksun olduğu, mağdureler ... ile ... ve kanuni temsilcileri olan babaları...ile...'e duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde duruşmaya gelmeyerek katılma iradelerini ortaya koymadıklarının anlaşılması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince yaş küçüklüğü nedeniyle tayin vekilin edilen belirtilen mağdureler yönünden istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine dair verilen kararın aynı Kanunun 279 uncu maddesi gereğince itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve belirtilen mağdureler vekili ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının mağdure ... yönünden temyiz istemleri 5271 sayılı Kanun 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
B. Bakanlık Vekilinin, Katılan Mağdure Döne Vekilinin, Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 nci maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, istinaf incelemesi sırasında davaya katılmasına karar verilen Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, Bakanlık vekilinin temyiz isteminin aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Katılan mağdure Döne vekilinin süre tutum dilekçesinde belirtilen mağdure yönünden temyiz talebinin bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen on beş günlük kanunî süre geçtikten sonra sunulan gerekçeli temyiz dilekçesinde talebinin bulunduğu anlaşıldığından temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık müdafiinin süre tutum dilekçesinde temyiz sebebi göstermediği, 02.07.2018 tarihli dilekçesinin ise temyize cevap niteliğinde olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Katılan Mağdure Döne'ye Karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının, Katılan Mağdure ...'ye Karşı Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Mağdureler ve tanıkların beyanları, eylemlerin işleniş şekli, sanığın kullandığı sözler ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın katılan mağdureler...'ye yönelik eylemlerini cinsel amaçla gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerekirken delillerin yanılış değerlendirilerek verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan gerekçelerle Tebliğnamedeki düşünceye kısmen iştirak edilmiştir.
V. KARAR
A. Mağdureler ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Mağdure ...'e Karşı Temyiz istemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle mağdureler vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının kanun yolu başvuruları itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine İADESİNE,
B. Bakanlık Vekilinin, Katılan Mağdure Döne Vekilinin, Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin, katılan mağdure Döne vekilinin, sanık müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Katılan Mağdure Döne'ye Karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının, Katılan Mağdure ...'ye Karşı Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) numaralı bendinde açıklanan nedenle katılan mağdure vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 31.01.2018 tarihli ve 2017/1366 Esas, 2018/154 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, itiraz husunda karar verilmek üzere öncelikle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine, itiraz süreci tamamlandıktan sonra Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!