WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2021/18557 E.  ,  2023/3740 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/89 E., 2015/326 K.
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kullanmak amacı ile uyuşturucu bulundurmaktan dava açılmış ise de; yapılan yargılama ve bu dosyaya getirtilen İstanbul Anadolu 75. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/100 Esas sayılı dava dosyasına göre; bu suç yönünden sanıklar hakkında kapatılan 33. Sulh Ceza Mahkemesine dava açıldığı, yargılamanın yapıldığı, kararın verildiği anlaşılmakla, bu suç yönünden iddianamenin mükerrer durumuna düştüğü anlaşılmakla, bu suç yönünden davanın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince reddine,
b) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında katılana karşı cinsel saldırı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı dava açılmış ise de; yapılan yargılama, alınan savunma, katılanın çelişkili beyanları gözönüne alındığında mahkûmiyetleri için şüpheden öteye yeterli delil olmadığından sanıkların ayrı ayrı beraatlerine,
c) Sanık ... hakkında katılanı tehdit suçundan; sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmadan dolayı dava açılmış ise de; dosya içeriğine göre üzerlerine atılı suçtan mahkumiyetlerine yeterli somut delil olmadığından beraatlerine;
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar ..., ..., ... Müdafilerinin Temyiz İsteği
Vekalet ücretine ilişkindir.

B. Katılan ve Vekilinin Temyiz İsteği
Sübuta ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 13.02.2014 tarihli iddianamesi ile kullanmak amacı ile uyuşturucu bulundurma suçundan dolayı dava açılmış ise de, yapılan yargılama, alınan savunmalar ve dosya içeriğine göre sanıklar hakkında bu konuda delil ve belgelerin olduğu anlaşılmakta ise de, aynı suç nedeni ile tüm sanıkların İstanbul Anadolu 75. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/100 Esas sayılı dava dosyasına göre bu sanıkların kapatılan Kadıköy 30. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, yargılandıkları ve haklarında karar verildiği, bu nedenle iddianamenin bu suç yönünden mükerrer durumda olduğu, bu nedenle iddianamenin bu suç yönünden reddi,
2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında katılana karşı cinsel saldırı ve bu suça yardım etmek ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmış ise de, yapılan yargılamada sanıklar baştan beri üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, olayda sadece katılanın çelişkili, tutarsız beyanlarından ibaret kaldığı, dosyada bulunan ve soruşturma sırasında alınan ekspertiz raporuna göre, olaydan hemen sonra katılandan alınan kilot üzerinde DNA incelemesi yapıldığı, dosyada bulunan rapora göre kilot üzerinde sadece sanık ...'in DNA örneğine rastlandığı, bununda katılanın kendi beyanlarından anlaşılacağı gibi sanık ... ile kendi rızası ile cinsel ilişkiye girdiği, sanık ...'in evinden alınan çarşaf ve nevresim üzerinden alınan DNA örneklerinin ise olayın geçtiği evin bu sanığa ait olduğu, çarşaf ve nevresimdeki DNA profillerinin ... isimli kız arkadaşının DNA genotip özellikleri ile uyumlu olduğu, bu nedenle katılanın soyut iddiası mahkeme kabul edilmemiş, beyanlarının çelişkili olduğu sonuç ve kanaatine varılmış; katılanın çelişkili beyanları, ayrıca olayın geçtiği iddia edilen yerde diğer sanıkların herhangi bir DNA örneğine rastlanmaması olayın oluşu, sanıkların tutarlı savunmaları göz önüne alındığında olayın olduğu yere on sekiz yaşından büyük olan katılanın kendi rızası ile gittiği, yine kendi rızası ile sanık ... ile cinsel ilişkiye girdiği, istemi dışında sanık ... tarafından veya diğer sanıklar tarafından cinsel istismara uğradığı konusunda sanıkların mahkumiyeti için somut, inandırıcı kanıtların olmadığı, kendi rızası ile giden ve yine kendi rızası ile sanıklar ile birlikte oturan katılanın Kanun'un anladığı anlamda rızası dışında hürriyetinin tahdit edildiğinin de sabit olmadığı, bu nedenle tüm sanıkların cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından delil yetersizliği nedeni ile ayrı ayrı beraatlerine;
3. Sanık ... hakkında tehdit suçundan dolayı dava açılmış ise de, yapılan yargılama, alınan savunma ve dosya içeriğine göre sanığın mahkûmiyeti için hiç bir delil olmadığı, katılanın tutarsız inandırıcı olmayan beyanlarından ibaret kaldığı, bu nedenle sanığın beraatine;
4. Sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmaktan dolayı dava açılmış ise de, yapılan yargılamada her iki sanığını eyleminin sabit olmadığı, tüm sanıkların ve katılanın on sekiz yaşından büyük oldukları, kendi rızası ile ve kendilerinin birlikte temin ettikleri uyuşturucuyu kullandıkları, bu nedenle bu suçun da sabit olmadığı anlaşılmış, sanıkların beraatine;
Karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre verilen beraat kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, katılan ve vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Bir kısım sanıklar müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin beşinci fıkasında yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.." biçimindeki düzenleme nazara alınarak kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanıklar ..., ... ve ... yararına her bir sanık yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hukuka aykırılık olarak görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçenin (2) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararına yönelik bir kısım sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin "Kendilerini özel vekil ile temsil ettiren ..., sanık ..., yine kendisini özel vekil ile temsil ettirdiğinden ve ayrıca sanıklar

..., ... ve ... özel vekil ile temsil ettirdiklerinden karar kesinleştiğinde 3.000 TL maktu ücreti vekaletin hazineden alınarak bu sanıklara verilmesine," ibaresini içeren paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine; "Kendilerini özel vekil ile temsil ettiren ..., sanık ..., ve Kendisini vekâletnameli vekille temsil ettiren sanıklar ..., ... ve ... için karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/5. maddesi uyarınca takdir edilen her bir sanık yönünden ayrı ayrı 3.000 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara eşit olarak verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Tek bir vekille temsil edilip haklarında nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak ve kabul etmek suçlarından beraat kararı verilen sanıklar ..., ... ve ... hakkında tek bir vekalet ücreti takdirine ilişkin kararın yerinde olduğu ve onanması gerektiği görüşünde olduğumdan; sayın çoğunluğun her bir sanık yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle düzelterek onama kararı verilmesi yönündeki görüşüne katılmıyorum
Şöyle ki;
CMK'nın "Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider" başlıklı 327. maddesi; "(1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, hakkında bir ceza davası açılan kişi ile ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda, kişinin beraatine karar verilmiş ise yargılama giderleri sanığa yüklenemez. Ancak sanık, kendi kusuru ile sebep olduğu giderleri ödemeye mahkûm edilir. Sanığın önceden ödemek zorunda kaldığı yargılama giderleri de Devlet Hazinesince karşılanır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesine göre de beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına ve Hazine aleyhine yargılama gideri olarak kabul edilen maktu avukatlık ücretine hükmedileceği kabul edilmiş olup CMK ile Tarife arasında bu yönüyle paralellik bulunduğu söylenebilir.
Avukatlık Kanunu'nun "Yargı mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı" başlıklı 169. maddesi; "Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Diğer taraftan, anılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, avukatlık ücretinin sınırlarını belirleyen 3. maddesi; "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur." hükmünü içermektedir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde yargı mercileri tarafından karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti; avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak Tarife'de yazılı miktardan az ve bu miktarın üç katından çok olamayacak şekilde belirlenecektir.
Diğer yandan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde veya ayrılmasında ücret" başlıklı 8. maddesi ise; "Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur." düzenlemesini içermektedir.
Avukatlık Kanunu'nun 171. maddesinde ise "Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder." şeklinde bir düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre avukat, iş (yani avukatlık sözleşmesi) son bulana kadar takiple mükelleftir. Öte yandan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesindeki "Bu tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır." hükmü de göz önüne alındığında ceza yargılamasında işin, kesin hüküm elde edilince sona erdiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekâlet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 16.10.1978 tarihli ve 324-350 sayılı, 12.11.1979 tarihli ve 299-477 sayılı, 26.01.1981 tarihli ve 439-9 sayılı, 14.03.2019 tarihli ve 6-214 sayılı kararlarında da bu sonuca varılmıştır. Dolayısıyla aynı dava dosyasında iştirak hâlinde işledikleri aynı suçtan yargılanan birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi hâlinde sanıklar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 18.03.2021 Tarih 2021/19-11 Esas 2021/128 Karar Sayılı ilamı)
Bu açıklamalardan sonra;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin vekâlet ücretinin tayininde sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyalarının sayısını esas ve ilke olarak alması, taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmesi, ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı belirlenmesinin ve sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesinin mümkün bulunmaması, avukatlık ücretinin temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığı olması, her ne kadar Tarife'nin 14. maddesinin dördüncü fıkrasında sanık yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrasında yer alan "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." ve Tarife'nin 3. maddesindeki "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti..." şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunun kabul edilmesi, yine bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacak olup sanık sayısının tek başına ücretin belirlenmesinde kriter kabul edilmemesi hususları gözetildiğinde, yargılandıkları aynı dava dosyasında iştirak hâlinde işledikleri aynı suçtan yargılanan birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi sebebiyle, müdafi tarafından sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin sanık sayısınca bölünmesi mümkün olmadığından sanıklar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte Avukatlık Kanunu'nun 169. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesi uyarınca avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde avukatlık ücretinin belirlenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

Hükme iştirak eden üye ...'un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK'nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.