9. Ceza Dairesi 2021/17205 E. , 2023/4583 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
HÜKÜMLER : Düşme, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mağdure ile katılanlar vekilinin reşit olmayanla cinsel ilişki ve bu suça iştirak suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz istemi yönünden; kayden 04.12.1998 doğumlu olup İlk Derece Mahkemesinde ifadesinin alındığı 12.01.2016 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin olaydan dolayı suça sürüklenen çocuktan (SSÇ) şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Mağdure ile katılanlar vekilinin çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan karara yönelik temyiz istemi 5271 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, esasen bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapılarak itirazın reddedildiği anlaşılmıştır.
Sanıklar ..., ..., ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/193 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 73 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davalarının şikayet yokluğundan düşmesine, sanık ... hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 243 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezasının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanıklar ..., ..., ...'nin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mağdure ile Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; İlk Derece Mahkemesi beraat kararlarının bozulması gerektiğini, mağdurenin duruşma sırasında sanıkla birlikte kaldığı için baskı altında beyanda bulunduğunu, sanık ...'ın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi değil de 104 üncü maddesindeki suçu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde dahi mağdurenin şikayetçi olmadığından bahisle düşme kararı verilmesinin doğru olmadığını, kararların bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince; ''Mağdurenin aşamalardaki beyanları, sanıkların tutarlı savunmaları, tanık beyanları ve tüm kapsamı itibariyle; sanık ... *** ve mağdur ... *** arasında duygusal bir ilişki bulunduğu, bu nedenle yüz yüze ve telefonla görüştükleri ve mağdurenin sanığı sevmesi nedeniyle bazen sanığı arayarak onunla çeşitli yerlerde buluştuğu ve ailesinin kendisine kötü davrandığından söz ettiği, olay tarihinde sanık ile mağdurun Feke ilçesinde ikamet eden sanığın teyzesi sanık ... ***'nın evine gittikleri, bir kaç saat orada kalarak yemek yedikten sonra sanık ...'nin çağırdığı taksi ile oaradan ayrıldıkları ve sanık ...'nin evine geldikleri, ...'nin mağduru alarak karakola teslim ettiği, sonraki günlerde mağdurun yine kaçıp sanık ...'ın yanına geldiği ve birlikte ...'ya giderek orada mağdurun rızası doğrultusunda cinsel ilişki yaşadıkları, mağdurenin kollukta vekili huzurunda alınan ilk ifadesinde sanık ... ile rızası ile gittiğini, cinsel ilişkiye girmediklerini söyleyerek şikayetçi olmadığı, bu ifadeden üç gün sonra yeniden müracaat ederek ...'ın tehditleri nedeniyle o şekilde beyanda bulunduğunu aslında ...'ın kendisini zorla kaçırarak tecavüz ettiğini ve şikayetçi olduğunu söylediği, mahkememizde alınan beyanlarında ise, yine her şeyin rızası ile olduğunu, sanık ...'ı çok sevdiğini, ailesinin baskıları nedeniyle ikinci ifadesinde doğruları söylemediğini ve kimseden şikayetçi olmadığını ifade ettiği, sanıkların ve tanık ...'ın mağdure kendilerinin yanında iken vücudunda herhangi bir darp veya cebir izi bulunmadığını, bunları ailesinin yapmış olabileceğini savundukları, mağdurenin aşamalardaki beyanları ve dosya içeriği itibariyle sanıkların bu savunmalarının aksine delil bulunmadığı anlaşılmış, mahkememizce, mağdurenin olaydan hemen sonra alınan ve kovuşturma aşamasında tekrarlanan, samimi olduğu değerlendirilen, somut delilerle desteklenen ve dosya içeriğine uygun olduğu kanaatine varılan ifadelerinin hükme esas alınması gerektiği kanaatine varılmış, buna göre mağdur ile sanık ...'ın mağdurun rızası ile birlikte gittikleri ve cinsel ilişkiye girdikleri hususnda tam bir vicdani kanıya ulaşılmıştır.
Buna göre, sanık ... ***'ın mağdura yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK.nun 103/1.b ve 103/2, sanık ... ***'ın mağdura yönelik çocuğun cinsel istismarı suçuna yardım etmekten TCK.nun 103/1.b, 103/2 ve 39. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanıkların suç tarihi itibariyle 15 yaşından büyük olan mağdura yönelik eylemlerinin TCK.nun 104/1. maddesi kapsamında kaldığı ve bu suçun takibinin şikayete tabi olduğu, mağdurun da sanıklar hakkında şikayetçi olmadığı anlaşıldığından, sanıklar hakkındaki kamu davasının TCK.nun 104/1 ve 73/1. delaletiyle CMK.nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar veriliştir.
Yine sanıklar ... ***, ... *** ve ... ***'nın mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK.nun 109/1, 109/3.b.f ve 109/5. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda yer alan mağdurun rızası ile sanıkların yanlarına gelip, orada kaldığının anlaşılması nedeniyle, sanıkların eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, sanık ...'nin aşamalardaki beyanlarında mağdurun çeşitli kereler kaçarak evlerine geldiğinde kendisinin onu alıp, ailesine ya da karakola teslim ettiğini ifade etmesi, sanık ...'ın annesi olan sanığın beyanlarını doğrulaması, mağdurenin itibar edilen beyanlarında ve özellikle 15.03.2016 tarihli celsedeki ifadesinde sanık ...'nin savunmalarını doğrular nitelikte beyanda bulunması, sanık ... ile mağdurenin ...'ya giderek cinsel ilişkiye girdikleri sırada sanık ...'nin yanlarında olmadığının anlaşılması, diğer sanık ...'nin mağdure ile sanığın evlerine geldiğinde mağdurenin gezmek için rızasıyla geldiğini söylediğini, yemek yedikten ve bir süre oturduktan sonra taksi çağırarak onları gönderdiğine ilişkin beyanlarının sanık ..., mağdur ve tanık ... tarafından doğrulanması, yine sanık ...'ın, mağdure ve sanığın evlerine geldiği sırada evde olmadığı ve onları hiç görmediğine ilişkin savunmalarının ise, sanıklar ... ve ... ile mağdure tarafından doğrulanması karşısında, adı geçen sanıkların mağdurun evi terkettiğini bilerek ve suç işleme kastı ile hareket etmek suretiyle ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanlarında tuttuklarına dair, inkar yönelik savunmalarının aksini gösteren cezalandırılmalarına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, atılı suçlardan CMK'nın 223-2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
Sanık ... ***'ın ise, evi terkeden mağduru rızası dahilinde ...'ya götürerek kimseye haber vermeden burada bir süre tuttuğu ve yine rızası dışında cinsel ilişkiye girdiği, daha sonra mağdurla birlikte annesinin anına döndüğü ve sanık ...'nin mağduru kararkola götürerek teslim ettiği, buna göre her ne kadar sanık ... hakkında, mağdura yönelik kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan TCK.nun 109/2, 109/3-b.f ve 109/5. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda yer alan mağdurun rızasının bulunması nedeniyle eylemin bu suçu oluşturmadığı ancak TCK.nun 234/3. maddesinde tanımlanan evi terk eden çocuğu, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutmak suçunu oluşturduğu, mağdurun kanuni temsilcileri olan müştekilerin ise eylemi nedeniyle sanık ...'dan şikayetçi oldukları, sanığın böylece atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır.
Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suçun işlenmesindeki özellikler ile sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak, takdiren sanığın alt sınırdan cezalandırılması cihetine gidilmiştir.
Sanığın dosyaya yansıyan kişiliği, fiilinden sonra ve yargılama sürecinde tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmaması ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak, takdiren TCK.nun 62/1. maddesi uyarınca sanığın cezasında indirim yapılmıştır.
Sabit olan suç nedeniyle giderilmesi gerekli maddi zararın bulunmaması, sanığın kişilik özellikleri ile duruşma tutanaklarına yansıyan tutum ve davranışları göz önüne alındığında ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşması ve sanığın da rıza göstermesi sebebiyle CMK.nun 231/5-6. maddesi kapsamında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek'' şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Mağdure ile Katılanlar Vekilinin Reşit Olmayanla Cinsel ilişki ve Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçları Yönünden Temyizinin İncelenmesinde
1.Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
Kayden 04.12.1998 doğumlu olup Mahkemede ifadesinin alındığı 12.01.2016 tarihli duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin olaydan dolayı sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2.Çocuğun Kaçırılması veya Alıkonulması Suçundan Kurulan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Yönelik
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan karara yönelik temyiz istemi 5271 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip, esasen bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapılarak itirazın reddedildiği anlaşıldığından, söz konusu karara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Mağdure ile Katılanlar Vekilinin Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyizinin İncelenmesinde
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Mağdure ile Katılanlar Vekilinin Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ile Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçları Yönünden Temyizinin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve
2015/193 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararına yönelik mağdure ile katılanlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Mağdure ile Katılanlar Vekilinin Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlere ilişkin Temyizinin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/193 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararın mağdure ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden mağdure ile katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!