9. Ceza Dairesi 2021/14444 E. , 2023/7521 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/325 E., 2016/80 K.
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî temyiz ret, kısmî bozma
Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin incelenmesinde; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz istekleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2014/325 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararı ile sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Cinsel istismar suçunun sabit olmasına karşın kurulan beraat hükmünün hukuka uygun olmadığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel istismar suçunu işlemek için işlediğinin sabit olduğuna ve anılan suçtan ötürü alt hadden uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.
B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Katılan mağdurenin ayrıntılı ve istikrarlı beyanları, husumet yokluğu, adli muayene raporundaki tespitler karşısında sabit olan cinsel istismar suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan üst hadden ceza tayini ile hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Katılan mağdurenin sanığın yanında tanık ... ile birlikte rızası dahilinde bulunması, bu süre zarfında tanığın rızası ile anılan mahalden ayrılıp konutun kapılarının kilitli olmaması, katılan mağdureye karşı cebir, tehdit ya da iradesini etkileyecek bir davranışın bulunmayışı karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ile kayda göre on dört yaşında bulunan katılan mağdurenin bir süre arkadaşlık yaptıkları, olay tarihinde katılan mağdurenin yanında kuzeni tanık ... bulunduğu halde sanık ile buluşarak bir süre birlikte vakit geçirdikleri, akşam vakitlerinde sanığın daveti ile adı geçenlerin sanığın kullanımında bulunan ikamete giderek anılan mahalde konakladıkları, sabah vaktinde tanık ...'un katılan mağdurenin babası katılan ...'i arayarak bulundukları mahalli bildirmesi ile adı geçenin bildirilen adrese gelmesi ile sanığın kaçarak ikameti terk ettiği, katılan mağdureyi alan katılan ...'in durumu kolluk kuvvetlerine bildirmesi ile intikalin gerçekleştiğinin kabulüne dair Mahkeme gerekçesinde her ne kadar sanığın katılan mağdureyi öpmeye çalışması sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, katılan mağdurenin bu hususa dair çelişkili
beyanlarda bulunması ve tanık ...'un bu hale dair bilgi ve görgüsünün bulunmaması, sanığın inkara dayalı savunması ve katılan mağdurenin beyanlarını destekleyecek adli muayene raporu vb. maddi delillerin bulunmaması karşısında atılı suçun işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, olay tarihinde on beş yaşından küçük olan katılan mağdurenin rızasının hukuken geçersiz olması karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibariyle oluşması ile birlikte sanığın katılan mağdureyi alıkoyması sırasında ve sonrasında cebir ve tehdit eyleminin bulunmadığı kabul olunarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde katılan mağdurenin yirmi iki yaşında olduğunu söylediğini beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasındaki beyanında katılan mağdure ile olay günü tanıştığını beyan etmesi, olayın gelişimi ve sanığın katılan ...'in ikamete gelmesi üzerine camdan atlayıp olay yerinden kaçması, çelişkili savunmaları karşısında yaşa dair itirazları samimi görülmeyerek hata hükümlerinin tatbik edilmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından temyiz isteğinin reddedilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Mağdure Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İsteklerinin İncelenmesinde
Mahkemesince kararın hüküm kısmında koşulları oluşmadığından bahisle hata hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiş ise de; suçun vasfına etkisi bakımından kayden 04.04.1999 doğumlu olup, suç tarihi itibarıyla on dört yaşı içerisinde bulunan katılan mağdureye ait mernis doğum tutanağı getirilerek resmî kurumda doğup doğmadığı araştırılıp, doğmadığının belirlenmesi halinde yaş tespitine esas olacak kemik grafilerinin çektirilmesinin ardından içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulundan rapor alınıp, gerektiğinde Adli Tıp Kurumundan da görüş sorularak katılan mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak saptanması, katılan mağdurenin on beş yaşını bitirmediğinin belirlenmesi veya resmî kurumda doğduğunun tespiti halinde ise; sanığın soruşturma aşamasındaki beyanında katılan mağdurenin yirmi yaşında olduğunu söylediği yönündeki savunması ile tüm dosya içeriği nazara alınarak katılan mağdureden de yaşı hususunda sanığa beyanda bulunup bulunmadığı sorulmak ve katılan mağdurenin aşamalarda alınan beyanları sırasında alınan kamera kayıtlarının izlenilmesi ile Mahkemesince gözlem yapılarak, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle görünüm itibarıyla yaşının küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılmasından sonra karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdure Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İsteklerinin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle; Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2014/325 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!