WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2021/11437 E.  ,  2024/1193 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/67 E., 2015/171 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın mağduru öpmek, cinsel organını ellemek ve elletmek şeklinde gerçekleşen çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Ceza miktarının az olduğuna ve eksik inceleme yapılarak karar verildiğine ilişkindir.

B. Sanığın Temyiz İsteği
Sanığın temyiz isteği bir sebebe dayanmamaktadır.

III. GEREKÇE
1. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından katılan mağdure vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Avukat ...'in mağdure çocuk ...'in yaşı itibarı ile barodan görevlendirilen vekili olduğu, mağdure çocuğun annesi katılan ... ile de aralarında vekalet ilişkisi bulunmadığı dikkate alınmadan, katılan lehine ve sanık aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli ve 2015/67 Esas, 2015/171 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 3.000,00 TL. vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren katılana verilmesine", şeklindeki ibarenin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus sanığın mağdureye karşı basit cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle TCK’nın 103/1, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı olayda suçun sübuta erip ermediği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi ceza muhakemesinde mahkumiyet kararı verebilmek için, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği konusunda,hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde kesin olarak belirlenmesi konusunda tam bir vicdani kanaatin oluşması gerekir.
Cinsel suçlarda, eylemin gerçekleştirilmesi konusunda mağdur beyanının tek delil olduğu durumlarda, mağdur beyanına itibar edilip edilmeyeceği konusunda belli kriterler belirli olacaktır. Bu ölçütlere göz atarsak; intikal zamanı ve şekli, mağdur beyanının başka delillerle örtüşmesi veya örtüşmemesi, mağdur beyanının kendi içinde aşamalardaki tutarlılığı veya çelişkisi, mağdur beyanının ayrıntısı, mağdur beyanının hayatın olağan akışına uygun olması vs hususların gözetilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, her ne kadar intikal şekli doğal ise de, intikal zamanı olaydan 3 ay sonradır. Mağdur olayı intikalden 3 ay sonra annesine anlatmıştır.
Sanık mağdurun olay tarihinde dükkana geldiğini ancak camlı bölmeye girmediğini beyan ile suçlamaları kabul etmemiş, olay sırasında iş yerinde tanık ...'in bulunduğunu beyan etmiş mağdure de bunu doğrulamıştır.
Tanık... ise mağdurenin dükkana geldiğini ancak olayın gerçekleştiği iddia edilen camlı bölmeye girmediğini beyan ile sanığın savunmasını doğrulamıştır.
Olaydan 3 ay sonra intikal eden tek delil olan mağdurenin soyut ayrıntı içermeyen ve başka delille de desteklenmeyen iddiaları dışında sanığın atılı cinsel istismar suçundan cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı, mağdur beyanının başka delil olan tanık beyanı ile örtüşmediği, sanığın savunmasının tanık...'in beyanı ile doğrulandığı, bir taraftan başka delil ile desteklenmeyen ve örtüşmeyen soyut mağdur beyanı ve diğer taraftan savunmanın tanık beyanı ile doğrulandığı bir olayda soyut beyana üstünlük tanımanın makul ve kabul edilebilir bir gerekçesinin bulunmadığı, mahkemesinde tanık beyanına neden itibar edilmediğinin gerekçelendirilmediği, sabıkasız olan sanığın bu ve benzer suçtan da dava ve soruşturmasının bulunmadığı, husumet olmaması ve iftira atması için neden bulunmamasının tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil olarak kabul edilemeyeceği, sanığın beraatine karar verilmesi görüşünde olduğundan sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.

...