8. Hukuk Dairesi 2023/794 E. , 2024/3909 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/72 E., 2021/100 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün, asli müdahil Hazine vekili, dahili davalı ... ve ... vekili, davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Fethiye ilçesi ... Kadıköy Köyü çalışma alanında bulunan 124 ada 7, 11, 127 ada 7 ve 140 ada 35 parsel sayılı sırasıyla 32.812,63 m2, 362,81 m2, 60.308,91 m2 ve 17.475,66 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı ... vekili tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine, Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu kaydına dayalı müdahalenin men’i davası, davaya konu parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Fethiye Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında müdahil Hazine, dava konusu yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmış ve ayrıca davacı ...’ın ölümü nedeniyle bir kısım mirasçıları dahili davacı olarak davaya katılmışlardır.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde verilen önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Davacı ...'ın dayandığı Mart 1314 daimi, 43 sıra numaralı tapu kaydı bir mülkiyet belgesi olup, ... karar ile oluştuğuna göre müdahil Hazineyi de bağlayıcı nitelikte olduğu, mahallinde yapılan keşifte, davacının dayandığı tapu kaydının, dava konusu taşınmazları kapsadığının mahalli bilirkişi tarafından beyan edilmiş ve fen bilirkişi tarafından dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmazlarla birlikte çevre taşınmazları da kapsadığı yönünde rapor tanzim edilmiş ise de, tapu kaydının yöntemince uygulandığından söz edilemeyeceği açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılarak davacının tutunduğu Mart 1314 daimi 43 sıra numaralı tapu kaydı ve tüm tedavüllerinin sınırları tek tek okunup, mahalli bilirkişi ve tanıklardan tapu kaydının sınırlarını zeminde göstermelerinin istenilmesi, fen bilirkişi tarafından gösterilen sınırların kroki üzerinde işaretlenmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutlar için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması ve bu şekilde davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının kesin olarak belirlenmesi, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsamını belirtir ve keşif takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda ; " çekişmeli 124 ada 7 ve 127 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların dayandığı Mart 1314 tarih 43 sıra numaralı tapu kaydının taşınmazlara uyduğu, tapu maliki ...’ın mirasının taksim ile davacı ...’a kaldığı, davalıların taşınmazda bulunan zilyetliklerinin nizalı olduğundan davacıların dayandığı tapu kaydına ve taksim iddiasına üstünlük tanınması ve buna bağlı olarak davacıların davasının kabulüne karar vermek gerektiği, 140 ada 35 ve 124 ada 11 parsel sayılı taşınmazların 1. derece arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde kaldıkları, özel mülkiyete elverişli olmayıp, zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduklarının anlaşıldığı, bu nedenle bu parseller yönünden asli müdahil Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle, davacı ... ve davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nın davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahil davacı Hazinenin davasının kısmen ve kabulüne kısmen reddine, 127 ada 7 ve 124 ada 7 parsellere ilişkin kadastro tespitinin iptali ile davacı ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, davacıların 140 ada 35 ve 124 ada 11 parsellere ilişkin davalarının feragat nedeniyle reddine, asli müdahil davacı Hazinenin davasının kabulüne ve 140 ada 35 ve 124 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahil davacı Hazine vekili, davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ...'nın temyiz itirazlarının incelemesinde; Bir mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 1/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak oluşabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu doğabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturmaktadır (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin, 28.03.2012 tarihli ve 2008/175 Esas, 2012/407 Karar sayılı kararı ile davacı ...’ın açtığı davanın 124 ada 11 ve 140 ada 35 parseller yönünden feragat nedeniyle, 124 ada 7 ve 127 ada 7 parseller yönünden ise esastan reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu kararın, sadece davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz incelemesi yapılmış ve hüküm, temyiz başvurusunda bulunmayan davalı ... yönünden kesinleşmiş ve böylelikle davacı ve asli müdahil yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durum karşısında, davalı ... , bozma sonrası verilen hükmü temyiz etme ... bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dahili davalı ... ve ... vekilinin, dava konusu 140 ada 35 ve 124 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalı ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Asli müdahil Hazine vekilinin, dava konusu 124 ada 7 ve 127 ada 7 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın dayandığı Mart 1314 tarihli ve 43 sıra numaralı tapu kaydının, dava konusu 124 ada 7 ve 127 ada 7 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; yerleşik yargısal içtihatlara göre bir kaydın bir yere uyduğundan (aidiyetinden) söz edilebilmesi için, köy ve mevkisinin yanında en az üç sınırının uyduğunun kanıtlanması gerekmektedir. Davacı taraf, "paşa harkı", "palaz taşı", "kuru dere" ve "pınar" hudutlarını ihtiva eden tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Sözü edilen tapu kaydı, sınırları itibariyle gayri sabit hudutlu olup, kaydın hudutları olarak belirtilen "dere ve pınar" isimsiz yerler olduğundan bu sınırların her yerde bulunabilecek sınırlar olduğu, yine kayıtta okunan "palaz taşı"nın nokta sınır olduğu, bu haliyle söz konusu tapu kaydının uygulama kabiliyetinin bulunmadığı ve göz önüne alındığında, davacının dayandığı tapu kaydının, dava konusu taşınmazlara uyduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki, 05.07.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda da, tapu kaydının geniş bir alanı kapsadığı, özellikle "paşa harkı" olarak adlandırılan yerin doğuda, gölün içerisinde bir yerde kaldığı, yerinin tam olarak tespit edilemediği belirtilmiş olup, bu tespit de anılan tapu kaydının hudutlarının taşınmazlara uymadığını ortaya koymaktadır.
Diğer yandan dosya arasında yer alan ziraat mühendisi bilirkişi raporunun içeriği ve ekinde yer alan fotoğraflar ile mahallinde alınan beyanlardan, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacının iktisaba elverişli zilyetliğinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının taşınmazlara uyduğunun kanıtlanamadığı ve davacının dava konusu taşınmazlarda iktisaba elverişli zilyetliğinin de bulunmadığı gözetilerek, davanın reddi ile dava konusu 124 ada 7 ve 127 ada 7 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle kabul karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, hükmün bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) no.lu bentte açıklanan sebeplerle, davalı ...'nın temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Dahili davalı ... ve ... vekilinin, dava konusu 140 ada 35 ve 124 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle REDDİ ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden ONANMASINA,
Asli müdahil Hazine vekilinin, dava konusu 124 ada 7 ve 127 ada 7 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (3) no.lu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca bu parseller yönünden BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ...'ya iadesine,
427,60 TL onama harcının dahili davalı ... ve ...'den alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!