8. Hukuk Dairesi 2023/623 E. , 2024/2936 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/141 E., 2020/108 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne,
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın kabulüne dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Bolu ili Mudurnu ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 105 ada 137 parsel sayılı 3.062,72 metrekare, 105 ada 138 parsel sayılı 3.311,50 metrekare, 105 ada 139 parsel sayılı 3.491,23 metrekare ve 105 ada 140 parsel sayılı 2.474,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, davacılar adına kayıtlı komşu 105 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan tapu, vergi ve emlak kaydı miktar fazlası olarak tarla vasfı ile Hazine adına, 105 ada 108 parsel sayılı 1.056,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise davacılar adına kayıtlı komşu 105 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan tapu, vergi ve emlak kaydı miktar fazlası olarak Köy Tüzel Kişiliği adına, tarla vasfı ile tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak 108 ada 108 parsel sayılı taşınmazın davacılar ... ve ... adına, 105 ada 138 ve 140 parsel sayılı taşınmazların ... adına, 105 ada 137 ve 139 parsel sayılı taşınmazların ise ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/16349 Esas, 2017/7785 Karar sayılı ilamıyla; "Temyize konu taşınmazlar, komşu 105 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan 30.04.1943 tarihli ve 192 nolu tapu kaydı, Mandıra Mevkii, 1937 tarihli ve 244 tahrir nolu vergi kaydı ile 1977 tarihli 26 ve 27 sıra numaralı emlak kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tespit ve tescil edildiği halde, bu kayıtlar mahallinde yapılan keşifte tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutları yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmediği, bu hususta yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanları ile yetinilerek temyize konu taşınmazların doğu sınırında orman parseli bulunmasına rağmen yöntemince orman araştırması yapılmadığı, taşınmazların niteliğinin ve kullanım durumunun tespiti için hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazların tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının tarihleri açıkça yazılmak suretiyle (en az üç adet) Harita Genel Komutanlığından getirtilip dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, teknik bilirkişi, orman mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte uygulanan kayıtların temyize konu taşınmazların tamamını veya bir kısmını kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenerek, tapu ve vergi kaydının iç içe girmesi halinde yüzölçümü daha büyük olan kayda değer verileceği dikkate alınması, taşınmazların kısmen ya da tamamen söz konusu kayıtların kapsamı dışında kalması halinde ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı, taşınmazlarda imar - ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmesi; yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmesi; ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; orman mühendisi bilirkişiden taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığını bildirir, orman yasaları karşısında taşınmazların durumunu açıklar, ayrıntılı rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınması; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "teknik bilirkişiler tarafından ölçüm yapılmadan önce gerek tapu kayıtlarında gerekse vergi beyanlarında arazilerin tahmin üzerine ve daha az vergi ödemek amacıyla eksik beyan edildiği anlaşıldığından kayıtlara değil kadastro tespitinden önceki dönemlere ilişkin fiili duruma itibar edildiği, her biri atmış yaşın üzerinde olan yerel bilirkişilerin 105 ada 1,2,3,4,137,138,139,140 parsel sayılı taşınmazları kendi çocukluklarından beri, bir bütün olarak davacıların dedeleri tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, taşınmazların bir bütün olarak en az elli yıldan beri davacılar ve murisi evvelleri tarafından kullanıldığının anlaşılmakla 105 ada çekişmeli 137,138,139,140 parsel sayılı taşınmazların davacılar ve murisleri tarafından olağan zamanaşımı süresinden daha fazla zaman kullanıldığından bu taşınmazlara yönelik davanın kabulünün gerektiği, çekişmeli 108 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise her ne kadar kadastro tespitinde tarla olarak tespit edilmiş ise de, mahalli bilirkişilerin beyanlarından ve hava fotoğraflarından taşınmazın kadimden beri çayırlık olduğu, mera niteliğinde olduğu, ayrıca mahalli bilirkişi ...'ın beyanından kadastro tespiti yapıldığı tarihte taşınmazın tamamının mera olarak kullanıldığı, davacıların kadastro tespitinden sonra taşınmaza tecavüzde bulundukları anlaşıldığından bu taşınmaza yönelik davanın reddi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!