8. Hukuk Dairesi 2023/5694 E. , 2024/2522 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/7 E., 2023/36 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, Seferihisar ilçesi Orhanlı Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacılar ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan eski 1280 parsel sayılı 41.460,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 201 ada 195 parsel numarasıyla 41.572,08 m2 yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1305 parsel sayılı 36.908,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, uygulama kadastrosu sırasında ifrazla ikiye ayrılmış ve bu parselden ifraz edilen 202 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 1.398,01 m2, 204 ada 56 parsel sayılı taşınmaz ise 37.084,50 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilerek taşınmazlar arasında yol bırakılmıştır.
Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; tapuda adlarına kayıtlı bulunan Seferihisar ilçesi Orhanlı Mahallesi 201 ada 195 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olup kullanımlarında bulunan taşınmaz bölümünün uygulama kadastrosu sırasında 202 ada 1 parsel numarasıyla tespit edildiğini ileri sürerek, bu taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; " Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve davacı tanığının, zemindeki mevcut yolun eski 1280 parselin eski malikleri tarafından, tesis kadastrosundan sonra kendi parselleri içerisinden açıldığını beyan ettikleri, davalı tanığının ise, eski 1305 parselin eski maliki olduğunu, zemindeki yolun 1305 parsel içerisinden açıldığını ifade ettiği, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisi, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmadığı; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmadığı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, dava konusu 202 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kimin tasarrufunda olduğu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmadığı, tesis kadastrosu öncesinde bu taşınmazın hangi taşınmazın devamı niteliğinde olduğunun net olarak belirlenmediği açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine " değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “Tesis kadastro paftasında bulunmayan, 3402 sayılı Kanun' un 22-a maddesi uygulama çalışmalarında yol olarak tespit edilen 202 ada 1 parsel ile 204 ada 56 parsel arasında bulunan keşif sırasında asfaltlanmış yol olarak görülen kısmın tesis kadastrosunun yapıldığı 1989 yılında sonra yapıldığının ve kadim yol olmadığının 1987 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinden anlaşıldığı,30576 sayılı Kadastro Güncelleme Yönetmeliği'nin 15/6 ncı maddesinde tapulama veya kadastrodan sonra açılan yolların paftasında yol olarak tespit edilebilmesi için sınırlandırma ve tespitler sırasında ilgili taşınmaz maliklerinin zeminde fiili kullanıcı / kullanıcılarının yazılı muvafakatinin sağlanması gerektiğinin belirtildiği, dosya kapsamında göre 12.04.2016 tarihinde ve 31.10.2022 tarihlerinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarınca eski 1280 yeni 201 ada 195 ile eski 1305 parsel yeni 204 ada 56 parsel maliklerince muvafakat doğrultusunda açıldığı hususunun sabit olduğu, yolun zeminde mevcudiyeti hususunda taraflarca bir ihtilafın olmadığı, bu yol kısmının zeminde fiili olarak bulunmasına da bir itiraz olmadığı, 2016 ve 2023 tarihli bilirkişi raporlarında da teknik bilirkişilerce zeminde ölçülen yolun 3402 sayılı Kanun' un 22-a maddesi çalışmalarında da fiili durumuna uygun olarak ölçüldüğü ve halen kullanılmakta olduğu, bu haliyle 3402 sayılı Kanun' un 22-a maddesi uygulama ekibince bu kısmın paftasında yol olarak gösterilmesinin doğru olduğu " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 201 ada 195 parsel ile 202 ada 1 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptalleri ile teknik bilirkişi heyetinin 14.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporu eki krokisinde (A) harfiyle gösterilen uygulama kadastro tespitinde yol olarak tescil harici bırakılan 561,45 m2'lik kısmın iptal edilerek ve (B) harfiyle gösterilen 872,01 m2'lik kısmın 202 ada 1 parselden ayrılarak davacıya ait 201 ada 195 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 201 ada 195 parselin 43.005,54 m2 yüzölçümüyle; teknik bilirkişi heyetinin 14.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporu eki krokisinde (D) harfiyle gösterilen 367,61 m2'lik kısmın ise 202 ada 1 parsel olarak tapuya kayıt ve tescillerine, çekişmeli 204 ada 56 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, Mahkeme kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!