WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/5482 E.  ,  2024/1738 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, hükmün onanmasına karar verilmiş olup, davalı ... vekili tarafından onama ilamına karşı kararın düzelme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili 25.10.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesinde bulunan, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği tapusuz taşınmazda müvekkili olan davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.

Davalı ... cevabında; davanın reddini savunmuş ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun)
713/6 maddesine dayanarak karşı tescil talebinde bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne ve fen bilirkişilerinin 01.12.2014 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 2.373,78 m2'lik taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve 2016/9578 Esas, 2018/5915 Karar sayılı ilamıyla; " 6360 sayılı Kanun uyarınca Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması " gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; " Dava konusu edilen yerin orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu " gerekçesiyle, davanın kabulüne ve fen bilirkişileri Mehmet Yiğit ve Sezai Şahin'in 01.12.2014 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterdiği 2.373,78 m2'lik taşınmazın hükmen davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 02.05.2023 tarih ve 2021/12456 Esas, 2023/2645 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş ve bu defa, davalı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.

Dava, tapusuz taşınmazın tescil istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu yerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, taraf teşkili sağlanmadan esasa girildiği gibi, yapılan araştırma ve inceleme dahi hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; tapusuz taşınmazın tescili davalarında, ilgli kamu kurumlarının davada taraf olması gerekmekte olup yörede orman kadastrosu çalışması yapılmış olduğu anlaşılmakla, öncelikle Orman İdaresinin de davaya katılımı sağlanmalı, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmelidir.
Öte yandan; hükme esas orman bilirkişi raporunda, dosya kapsamına göre 1972 yılında orman olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılan dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 2013 yılında orman kadastrosu yapıldığından bahsedilmesine rağmen, dosya arasına söz konusu orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar getirtilmemiş, yine belgelerin tamamı dosya arasında olmadığından net anlaşılamamakla birlikte 1987 yılına ait orman kadastro tutanaklarının bir bölümünün dosya kapsamında bulunduğu görülmüş, ayrıca Yargıtay incelemesinden geçen yöreye ait dosyalarda 1999 yılında yapılan orman kadastrosundan bahsedildiği tespit edilmiş olup, sonuç itibariyle; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede hangi tarihlerde ve kaç adet çalışma yapıldığı hususlarında tereddüt oluştuğundan yörede yapılan çalışmalara ilişkin bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak dosya arasına getirtilmesi ve dava konusu taşınmazın bu çalışmalara göre konumunun net olarak belirlenmesi gerektiği halde bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır.
Bundan ayrı olarak, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 1956 tarihli memleket haritası incelenmekle birlikte bu memleket haritasının dayanağı olan en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmamış ve ayrıca, fen bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın en yakın komşularının 601, 602, 603 ve 604 nolu parseller olduğundan bahsedilmiş ise de, haricen parsel sorgu sayfasından yapılan araştırmada, dava konusu taşınmaza en yakın komşu taşınmazların 3576, 3526, 3525, 3527, 3528, 3524 ve 3529 sayılı parseller olduğu anlaşılmakla, çekişmeli taşınmaza komşu başka taşınmazlar bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi, bu parsellerin komşu parseller oldukları belirlendiği taktirde ise bunlara ilişkin bilgi ve belgeler de dosya arasına getirilmemiş ve yapılan keşif sırasında tanık ve mahalli bilirkişilerden somut verilere dayalı ayrıntılı beyan alınmadığından, dava konusu taşınmazın hangi bölümünde ne şekilde imar ihya yapıldığı hususu ortaya konulmadan karar verilmesi cihetine gidilmiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılması için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada taraf olarak yer alması gereken Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi için davacıya süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde, adı geçen dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı; akabinde, dava konusu taşınmazın hangi mahalle sınırları içinde kaldığı, fen bilirkişi tarafından belirtilen Hacıağalar Mahallesinin Önsen Mahallesinden ayrılarak mı oluştuğu, öyle ise ne zaman ayrıldığı saptanıp, yörede - Önsen ve Hacıağalar Mahallesinde - yapılan orman kadastro çalışmaları belirlenerek her bir orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ayrı ayrı dosyaya getirtilmeli; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3 er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte; yörede yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışması ya da çalışmalarının mevcudiyetinin tespit edilmesi halinde, bu çalışmalardaki orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 - 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.
Yörede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığının anlaşılması halinde ise, keşifte getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; dava tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesi hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz incelemesi sırasında hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği halde, maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşıldığından, Dairemizin onama ilamının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı ... vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 02.05.2023 tarihli ve 2021/12456 Esas, 2023/2645 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.