WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/4906 E.  ,  2024/1392 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal istemine ilişkin asıl dava ile kesinleşmiş uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkin birleşen dava nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı - davalı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı - davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Uygulama kadastrosu sırasında, ... Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı - davalı adına kayıtlı bulunan eski 1753 parsel ... 1.640 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 262 ada 10 parsel numarasıyla 1.745,35 m2 yüzölçümlü olarak ve davalı - davacı adına kayıtlı bulunan eski 1752 parsel ... 2.360 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, 262 ada 11 parsel numarasıyla 2.323,92 metrekare yüzölçümlü olarak olarak tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı - davalı ... vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı adına tapuya kayıtlı bulunan ...Köyü eski 1753 yeni 262 ada 10 parsel ... taşınmaza ev yapıp çit çekmek suretiyle haksız müdahelede bulunduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesini, yapıların kalini ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük beş yıllık ecrimisil bedeli 750 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiş ve yargılama sırasında davacı - davalının vefat etmesi nedeniyle dava, mirasçıları tarafından takip edilmiştir.

Davalı - davacı ... vekili dava dilekçesiyle; uygulama kadastrosu ile iki taşınmaz arasındaki sınırların değiştirildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil davası açmıştır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesinde, " uygulama kadastrosu sırasında, zemin sınırları ile pafta sınırları arasında tecvizi aşan ve yaklaşık 7 metreye varan hatalara rastlandığından o günün uygulamalarında hava fotoğrafı desteği sağlanamadığından sınırlandırma hatasının olduğunun tespit edilemediği, zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermeme durumunun olduğu, yola cepheli müşterek sınır noktasının ölçü değerlerinin bulunmadığı, dolayısıyla paftanın dayanağı olan bilgi ve belgesi olmadan bir şekilde paftaya tersimat yapıldığı ve uygulama kadastrosu tespitinin hatalı olduğu, davalı-birleşen davacının bu durumda haksız işgalci konumunda olmayacağı " gerekçesiyle, asıl davanın reddi ile depo edilen 10.355,04 TL'nin davacılara iadesine, birleşen dosya davacısı ...'ın davasının kabulü ile dava konusu 262 ada 10 parsel ... taşınmazın 28.06.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli haritada (C) harfi ile sarı renkle boyalı olarak gösterilen 38,05 m2 yüzölçümlü, (D) harfi ile mavi renkle boyalı olarak gösterilen 298,34 m2 yüzölçümlü olmak üzere toplam 336,39 m2 yüzölçümlü kısımlarının birleşen davalılar adına tapu kaydının iptali ile birleşen davacının malik olduğu dava konusu 262 ada 11 parsel ... taşınmaza ilave edilerek birleşen davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı-davalı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle Kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf dilekçesinde önü sürülen sebeplere, çekişmeli taşınmazlara yönelik tesis kadastro tespitinin 1977 yılında yapılmasına, teknik bilirkişi heyet raporunda çekişmeli taşınmazların ortak sınırının zeminde mevcut olup, sınırın tonç ve kot farkı olduğu, sınırında ağaçlar olduğu ve bu sınırların değişmeyen sınırlar olduğu ve zeminde sabit olduğunun belirlenmesine, tesis kadastrosu paftasının üretim yöntemine göre dayanağı teknik belge olup taşınmazların tesis kadastro tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafı olan 1972 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde ise çekişmeli parsellerin ortak sınırının ağaçlar ile belirgin olduğu ve şu an ki zeminle aynı olduğunun belirtilmesine göre, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı ve yapılan bu sınırlandırma hatasının ise mahkemece düzeltilmiş olması karşısında, birleşen davanın kabulüne, bu nedenle de ana dava yönünden ise çekişmeli taşınmaz bölümüne yönelik meni müdahale ve kal isteminin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf isteminin, 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı - davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince, teknik bilirkişi raporuna göre, uygulama kadastrosunun usul ve Kanuna uygun olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, asıl davanın ise reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; hükme esas alınan raporlar incelendiğinde, ilk tesis kadastrosu sınırları ile yenileme kadastrosu sınırları çakıştırıldığında, yenileme kadastro çalışmalarında ilk tesis kadastrosu sınırlarına uyulduğunun, her iki sınırın çakıştığının, yani tesis kadastrosu sınırı ile yenileme kadastrosu sınırının aynı olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, ekli krokilerde de, rapor içeriğinde belirtildiği şekilde her iki sınırın (tesis kadastrosu sınırı ile yenileme kadastrosu sınırının) üst üste çakıştığı ve krokilerde gösterildiği gözlemlenmiştir.
Anılan bilirkişi raporlarında, yenileme kadastrosu çalışmalarında, dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosundaki sınırlarının bire bir esas alındığı ve tesis kadastrosundan farklı bir uygulama yapılmadığı açıklandıktan sonra, her iki uygulamada (tesis ve yenileme çalışmalarında) esas alınan sınırın, zeminde mevcut sınırlarla uyumlu olmadığı ve tesis kadastrosunun yapıldığı 1977 yılına yakın olan 1972 yılına ait hava fotoğrafları incelenerek iki taşınmaz arasında tonç - kot farkı ve ağaçlar bulunduğu, bunların eski tarihli hava fotoğrafından itibaren varlığını koruduğu, dolayısıyla taşınmazlar arasındaki sınırın sabit olduğu, tesis kadastrosu sırasında zeminde bulunan kırık noktalar ölçülmeksizin düz bir hat şeklinde pafta oluşturulduğu, uygulama kadastrosu çalışmalarında tesis paftası esas alınarak sınırların sabit değil geçerli sınır olarak belirlendiği ve sınırlandırma hatası yapıldığı belirtilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince de, zemindeki kullanım durumu esas alınarak hazırlanan rapora istinaden birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazların, tesis kadastro paftasındaki sınırları ile yenileme kadastrosu paftası sınırlarının aynı olduğunun yani her iki pafta sınırının çakıştığının (üst üste bindiğinin) belirlenmiş olması karşısında, somut olayda herhangi bir sınırlandırma yada tersimat hatası yapıldığından söz edilemez. Birleşen dosya davacısı tarafından davaya konu edilen taşınmaz bölümlerinin, birbiriyle çakışan tesis ve yenileme paftasındaki sınırların dışında kaldığı ve bu haliyle, davalı-davacının söz konusu taşınmaz bölümlerine yönelik talebinin mülkiyete ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; tesis kadastrosunun 29.11.1977 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında dava tarihi itibari ile yasada belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürede geçtiğine göre, tespitten önceki nedene dayalı olarak eldeki birleşen davanın görülme olanağı da bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, birleşen davanın mülkiyete ilişkin olduğu ve bu dava yönünden 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek, birleşen davanın reddine reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi isabetsiz olduğundan, birleşen davanın reddi ile asıl davanın davacılarının talepleri hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle;
Davacı - davalı mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 373/1 inci maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin yatırılan harcın temyiz eden davacı - davalı mirasçılarına iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.