8. Hukuk Dairesi 2023/4678 E. , 2024/1803 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki yenileme kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
2859 ... Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun (2859 ... Kanun) uyarınca, ... ili Arnavutköy ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan yenileme kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 2251 parsel ... 200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 220 ada 6 parsel numarasıyla ve 207,87 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 2250 parsel ... 225,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 220 ada 7 parsel numarasıyla ve 224,91 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 2327 parsel ... 435,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 220 ada 22 parsel numarasıyla ve 448,31 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; yenileme kadastrosu sonucunda, müvekkiline ait taşınmazların sabit olan sınırları gözetilmeden, davalıya ait taşınmazın sınırları müvekkiline ait taşınmazlara kaydırılmak suretiyle hatalı sınırlandırılma yapıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların sınırlarının yenileme kadastrosu öncesi sabit sınırlara göre düzeltilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazının olduğunu, dava konusu taşınmazı 18.01.2016 tarihinde satın aldığını, taşınmazı satın aldığındaki parsel çizgileri ile hali hazırdaki parsel çizgileri arasında herhangi bir değişikliğin bulunmadığını, taşınmazın hali hazırdaki durumu ile satın aldığını, kötü niyetli olduğunun ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacının yasal mevzuat çerçevesinde kadastro çalışmaları ile ilgili olarak idari yollara müracaat yerine adli yola müracaat etmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddine, bu savunmaları yerinde görülmediği takdirde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, Tapu Sicil Müdürlüğünce yapılan dava konusu tescillerin hukuka uygun olarak mahkeme ilamı veya dayanak belgelere göre gerekli incelemeler yapılmak suretiyle oluşturulduğundan hayatın normal akışı içerisinde tespit edilmesi mümkün olmayan, hatalı yapıldığı belirtilen bu işlemde Tapu Sicil Müdürlüğünün hiçbir kusur ve sorumluluğunun olmadığını, oluşan herhangi bir hak kaybından idarenin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının tapuda kayıtlı yer konusunda mağduriyetini öğrendiği zaman adına tescil edilmesi gerektiğini iddia ettiği kaydırılma suretiyle azalan yüzölcümünü tapu iptali ve tescil davası açmak suretiyle düzelterek zararını giderme olanağının olduğunu, bu nedenle davanın yanlış tescil yapılan kişilere açılması gerektiğini, bir kusur ve sorumluluktan söz edilecek olsa dahi bu zararın ancak mülkiyet hakkının tapuda eksik veya yanlış gösterilmesinden ibaret olduğunu, bunun da tapu kaydından düzeltim suretiyle düzeltilme imkanı olan ve davacının şuanki hak sahiplerine yöneltebileceği bir durum olduğunu belirterek, davanın zamanaşımı, husumet yokluğu ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "yapılan keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen 15.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait eski 2251 yeni 220 ada 6 parsel ile eski 2250 yeni 220 ada 7 parsel ... taşınmazların davalıya ait eski 2327 yeni 220 ada 22 parsel ile ortak sınırında yenileme kadastrosu sebebi ile paftasına göre bir değişiklik olmadığı, davacı ve davalı tarafa ait parsellerin yenileme tutanaklarında paftasına teknik bilgi ve belgeleri göre oluşturulan geçerli sınır olarak kabul edildiği ve yenileme sonrası oluşan çapın tesis kadastrosunda esas alınan özel ifraz haritası ile uyumlu olduğu, gerek tesis kadastrosu, gerek yenileme sonrası oluşan çaplara göre davacıya ait eski 2251 parsel ... taşınmazdaki binanın bir kısmının ( 0,45 m² ) ve arka bahçe duvarının davalıya ait eski 2327 yeni 220 ada 22 parsel ... taşınmaza taşkınlığının yenileme kadastrosu sebebi ile meydana gelmemiş olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "dava konusu taşınmazların bulunduğu ... Mahallesinde tapulama çalışmalarının 766 ... Kanun uyarınca 1980 tarihinde yapıldığı, dava konusu taşınmazların, Çatalca Kadastro Müdürlüğü Komisyonu'nun 27.05.1988 tarihli kararı ile ibraz edilen ifraz haritasının dikkate alınarak oluşturulduğu, söz konusu ifraz haritasında herhangi bir koordinat değeri veya cephe ölçüsünün bulunmadığı, bilirkişi raporunda yer alan 1976 ve 1982 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde, tapulama çalışmaları sırasında taşınmazların fiili sınırlarının bulunmayıp bir bütün halinde boş hali arazi görünümünde bulunduğu, 2859 ... Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi hakkındaki Kanunun, yenilemenin esasları başlıklı 4 üncü maddesi gereğince, parsellerin ilk kadastrodaki sınırları belirsiz olduğundan ilk kadastro pafta ve fenni belgelerden yararlanılarak sınırların tespit edilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda yer alan ilk kadastro paftasıyla yenileme paftasının aynı ölçekte çakıştırılması neticesinde dava konusu parseller arasındaki sınırın hemen hemen aynı olduğu, davacının iddia ettiği bina ve sınırdaki duvarın her iki paftaya göre de eski 2327, yeni 220 ada 22 parsele tecavüzlü olduğu, yapılan yenileme çalışmalarının Kanuna uygun olarak yapıldığı ve bir hatanın bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve Kanun'a uygun olduğu" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!