WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/4528 E.  ,  2024/1140 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/381 E., 2021/428 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/175 E., 2019/541 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın tapu iptal ve tescil yönünden kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın tazminat yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının İstanbul Beykoz ... civarı mevkiinde kain 4 pafta 214 parselinde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, 2003 yılında Hazine Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2003/792 Esas sayılı davayı ikame ettiğini, bu davada söz konusu yerin orman olduğundan bahisle özel mülkiyete konu olamayacağını iddia ettiğini ve tapunun iptalini talep ettiğini, yapılan yargılama sonunda; "dava konusu İstanbul Beykoz Dereseki köyü 214 nolu taşınmazın davalı ... Adına olan kaydının iptali ile... 5.880 m² lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına, 10.620 m² lik kısmının 2/b arazisi olarak tesbiti ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline " karar verildiğini, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince onandığını ve kesinleştiğini, bu süreçte 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun)
çıktığını ve taraflarınca Kanun gereğince söz konusu taşınmazın bedelsiz iadesinin talep edildiğini, bu talep üzerine çeşitli yazışmalar yapıldığını en son Deftardarlık Anadolu yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 05.09.2012 tarihli yazısı ile görüşünü Tapu Müdürlüğüne bildirdiğini, buna göre işlem yapıldığını, 10.620 m² lik için 400 nolu parselin oluşturulduğunu ve buranın tapusunun müvekkiline verildiğini, bu kısım ile ilgili bir sorun kalmadığını, ancak 6292 sayılı Kanun ve Medeni Kanunda düzenlenen tapuya güven ilkesi gereğince müvekkiline ayrıca 399 nolu parsel olarak tapuya kaydedilen 5880 m² lik yerin de iadesinin veya bunun rayiç bedelinin ödenmesinin gerekeceğini, bunun yapılamaması nedeniyle dava açtıklarını, Kanunun çıktığı anda müvekkilinin aleyhine sonuçlanın davadaki ilamın infaz edilmediğini, 214 parselin müvekkili adına kayıtlı iken parselin bölünmesi sureti ile oluna 5880 m²lik 399 sayılı parselin Hazine adına olan kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, taşınmazın rayiç bedelinin müvekkiline ödenmesine, alacak tutarının belirsiz olması nedeni ile şimdilik 1.000-TL sinin ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu edilen Beykoz İlçesi, Dereseki Mahallesi, 4 pafta 399 parsel sayılı 5880 m² yüz ölçümlü taşınmazın Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/792 Esas 2011/286 Karar sayılı 20/09/2011 tarihli kararının Yargıtay tarafından onanması sonrasında 10/05/2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine hükmen tescil ve ifraza dayalı olarak Dereseki köyü 214 parselden ifrazen oluşan bir yer olduğu, bu kararda dava konusu 5880 m² lik 399 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içinde ve orman vasfında olduğu kabul edilerek orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olduğu, bu sebeple görülmekte olan bu davada davacı tarafın ilk talebi olan 399 sayılı parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi istemi bakımından Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/792 Esas 2011/286 Karar sayılı kararı kesin hüküm dava şartı engeli teşkil ettiği, bu talep bakımından bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında aynen iade talebi bakımından ise yapılan keşif sonrasında dosyaya sunulan bilirkişisi raporu içeriklerinden ve Mahkemenin 2003/792 Esas 2011/286 Karar sayılı kararı ve dosyası içeriğinden anlaşılacağı üzere, dava konusu 399 parsel sayılı kısmın 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/b maddesine göre yapılan 24/07/1990 tarihli zabıt ile Hamam deresi ve Sırmakeş Devlet ormanları sınırları içerisinde bırakıldığı, 2/b sınırları içerisinde kalmadığı, olayımızda 399 parsel bakımından 6292 sayılı Kanun'un 7/a ve b maddeleri kapsamında bedelsiz olarak iadesi gereken bir taşınmaz durumunun söz konusu olmadığı, davacı tarafın buna ilişkin talebinin de reddi gerektiği, davacının terditli olarak ileri sürmüş olduğu son talebi olan TMK'nun 1007. maddesi gereğince tazminat talebi bakımından ise, davacı tarafın bu kapsamdaki tazminat talebinin haklı olduğu, mahkemece bu doğrultuda aldırılan bilirkişi raporları, istinaf kaldırma ilamı ve 28.08.2019 tarihinde icra edilen keşif esnasındaki gözlemden de anlaşıldığı üzere davaya konu olan alanda 2 adet sulama havuzu bulunduğu ve söz konusu havuzların büyük olduğu, bu açıdan taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu, nitekim bilirkişilerin 14.10.2019 tarihli raporda da bu hususu teyit ettiği, yine aynı tarihli raporda da kaldırma ilamında belirtilen diğer eksikliklerin giderildiği ve sonuç olarak dava konusu taşınmazın tapu iptal kararının kesinleşme tarihi olan 10/05/2012 tarihi itibariyle değerinin 1.341.545,52-TL olarak belirlendiği" gerekçesiyle davacıların tapu iptali ve tescil talebi bakımından davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine, davacıların 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında iade talepleri bakımından davanın reddine, davacıların tazminat taleplerinin kabulü ile, 1.341.545,52-tl tazminatın tapu iptalinin kesinleşme tarihi olan 10/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulü ile tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksine karar verilmesi ve kaldırma kararı sonrası verilen kararda mülkiyet taleplerinin tekrar reddinin usule aykırı olduğunu, doğrudan iade için yerel mahkemenin ileri sürdüğü her iki gerekçenin de yasal düzenleme karşısında kabul edilemeyeceğini, kaldırma kararı sonrası yapılan keşifte taşınmaza 1.341.445. 52 TL değer biçildiğini, tespit edilen bedelin rayiç bedelin çok altında olduğunu, belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasını, kaldırma kararı öncesinde Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/407 Esas sayılı dosyasında 1.170.884 TL olarak ıslah etmiş olduğunu ve bu bedel üzerinden karar verildiğini, davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğini (HMK md. 176/2), davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuken mümkün bulunmadığından reddi gerektiğini, ancak bu yönden dava ret edilmeyecekse bile davanın kısmi dava olarak kabul edilip buna göre hüküm kurulması gerektiğini, söz konusu alanın sulu tarım arazisi olarak kabulüne imkan bulunmadığını, alanın orman olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğinden bilirkişilerin dava konusu alanın vasfı ile ilgili yaptığı değerlendirmelerini kabul etmediklerini, eksik araştırma ve incelemeyle hazırlanan, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunda dayanan mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davada müvekkili Hazinenin yasal hasım bulunduğunu, belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece ikinci ıslah yasağı dikkate alınmadan karar verilmesi usul ve kanuna aykırılık oluşturmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176. ve devam eden maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup 176. maddede, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurulabileceği belirtilmiştir. 04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da soruşturma ve yargılama bitinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere ıslah yapılabilir. Aynı davada bir kez ıslah yoluna başvurulabilir, ikinci ıslah dilekçesi verilemeyeceğinden koşullarının varlığı halinde ancak ek dava açılabilir./ Davacı vekili kaldırma kararı öncesi bilirkişi raporundan sonra 09/10/2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile harcını yatırmak suretiyle talebini 1.170.884,00 TL'ye artırmış, kaldırma kararı sonrası yeni düzenlenen bilirkişi raporuna yönelik tarihsiz beyan dilekçesi ile de harcının yatırmaksızın 1.341.545,52 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece ikinci kez ıslah yasağı ve davacı vekilinin usulüne uygun düzenlenmiş ıslah dilekçesi bulunmadığı dikkate alınarak ilk ıslah dilekçesine göre karar verilmesi gerekirken ikinci artırım talebi üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır./ Mahkemece yapılan yargılamada eksiklik olmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edildiğinden davalı Hazine vekilinin istnaf itirazlarının kısmen kabulü ile hükmün kaldırılarak davanın esasına ilişkin olarak yeniden karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile davalı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabul kısmen reddi ile, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/175 Esas ve 2019/541 Karar sayılı kararının HMK 353/1.b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacıların tapu iptali ve tescil talebi bakımından davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine, davacıların 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında iade talepleri bakımından davanın reddine, davacıların tazminat taleplerinin kabulü ile 1.170.884,00 -TL tazminatın tapu iptalinin kesinleşme tarihi olan 10/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hazinesinden alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava tapu iptali ve tescil, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında bedelsiz iade olmadığı takdirde Türk Medeni Kanunu'nun 1007 nci maddesi kapsamında tazminat taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6292 sayılı Kanunun 7 nci maddesi, Türk Medeni Kanunu'nun 1007 nci maddesi .

3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazinenin tüm ve davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının 09.10.2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile harcını yatırmak suretiyle talebini 1.170.884,00 TL'ye artırdığı, kaldırma kararı sonrası yeni düzenlenen bilirkişi raporuna yönelik tarihsiz beyan dilekçesi ile de harcını yatırmaksızın talebini 1.341.545,52 TL'ye yükselttiği, İlk Derece Mahkemesince ikinci kez ıslah yasağı ve davacı vekilinin usulüne uygun düzenlenmiş ıslah dilekçesi bulunmadığı dikkate alınarak ilk ıslah dilekçesine göre karar verilmesi gerekirken ikinci artırım talebi üzerinden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmişse de, bu değerlendirmeye katılma olanağı bulunmamaktadır.

Şöyle ki; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında, belirsiz alacak davası açılabilen durumlarda, miktar ya da değerin tespit edildiği anda, alacaklının iddianın genişletilmesi yasağından etkilenmeksizin talebini artırabileceği belirtilmiştir. Kural olarak, bir davada başlangıçta belirtilen miktar veya değerin artırılması, iddianın genişletilmesi yasağına tâbidir. Bunun amacı, davacının dava açarken hakkını kötüye kullanmaması, daha özenli davranması, yargılamayı gereksiz yere uzatmamasıdır. Oysa, baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacak için, davacının böyle bir ihmal ya da kusurundan söz edilemez. Bu sebeple, belirsiz alacak davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir. Davacı, sınırlama ve yasağa tabi olmadan, sadece talepte bulunmak suretiyle yeni miktar üzerinden yargılamaya devam edilmesini isteyebilecektir. Bu halde, dava, Türk Medeni Kanunu'nun 1007 nci maddesi kapsamında tazminat talebi yönünden, belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan davacı tarafça ilk kez sunulan 09.10.2017 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi değil, talep açıklama dilekçesi olduğu kabul edilmelidir.

Buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında sunulan ikinci dilekçenin; mahiyeti itibarıyla bedel artırım dilekçesi olarak değil ıslah dilekçesi olarak kabul nitelendirilmesi, davacı tarafa ıslah harcının tamamlatılması için süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

VI. KARAR
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin tüm ve davacılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.