8. Hukuk Dairesi 2023/4403 E. , 2024/1020 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca oluşan tapu kaydının iptali ve tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında,....Köyü çalışma alanında bulunan 132 ada 109, 110 ve 111 parsel sayılı sırasıyla 2.289,61 m2, 2.289,71 m2 ve 2.866,14 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları, 132 ada 109 parsel sayılı taşınmazın ...'nın, 102 ada 110 parsel sayılı taşınmazın ...'nın ve 132 ada 111 parsel sayılı taşınmazın ise ..., ....ve ...'in fiili kullanımında bulunduğu " şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 6292 sayılı Kanun gereğince 132 ada 109 parsel sayılı taşınmaz 01.04.2014 tarihinde ...'ya; 132 ada 110 parsel sayılı taşınmaz 04.02.2014 tarihinde ...'ya ve 132 ada 111 parsel sayılı taşınmazın 2/5 payı 06.02.2014 tarihinde ...'a, 3/5 payı 19.03.2014 tarihinde ...'e satılarak bu kişiler adına tescil edilmiş, yargılama sırasında ise (17.08.2020 tarihinde) 132 ada 111 parsel sayılı taşınmaz ...'e satılarak bu kişi adına kayden intikal ettirilmiştir.
Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde;...Köyü 132 ada 109, 110 ve 111 parsel sayılı taşınmazların bütün halde murislerinden intikal ettiğini, taşınmazları 1965 yılında taksim ettiklerini ve o tarihten beri iş bu taksime uygun olarak kullandıklarını, öte yandan kendilerinin kardeşlerinden... hisselerini 1975 yılında satın aldıklarını, dolayısıyla taşınmazlarda 5/7 oranında kendilerinin, 1/7 oranında ise ... ve ...'ın payı bulunmakta olup, 1975 yılından beri kullanım durumunun aynı olduğunu ve değişmediğini, buna karşın yanlış ölçüm ve sınır kaymaları söz konusu olduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile fiili kullanım durumlarına göre ölçüm yapılarak belirlenecek sınırlar itibari ile adlarına tescilini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin önceki günlü kararı ile; "... davanın hukuki niteliği itibariyle tapuda yüzölçüm düzeltim davası olduğu açıklanarak, mahallinde yapılan keşifte tutanak bilirkişilerinin göstermiş olduğu tarafların kullandıkları sınırlara göre aletli ölçüm ile fen bilirkişileri tarafından ölçüm yaptırıldığı, iş bu ölçüm neticesinde tapudaki miktar ile tarafların fiilen zeminde kullandıkları yüzölçümü arasında farklılık olduğu ..." gerekçesiyle çekişmeli 132 ada 109 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki yüzölçümünün 2.532,41 m2, 132 ada 110 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2.347,16 m2 ve 132 ada 111 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2.565,89 m2 olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hükmün, davalı ... vekili ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.06.2022 tarihli ve 2021/12716 Esas, 2022/6160 Karar sayılı ilamıyla; "... eldeki davanın, 6292 sayılı Kanun gereği yapılan satış sonucu oluşan tapu kayıtlarının iptali ve tescili istemine ilişkin olup, davacı tarafın davayı, davalılara yapılan satış işlemlerinden sonra açtığı ve dosya kapsamından da idari işlem niteliğindeki satış işlemlerinin idarece geri alındığının ya da idari yargıda iptal edildiğinin anlaşılamadığı, dolayısı ile davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, öte yandan davanın niteliğine göre Kadastro Müdürlüğü'nün de pasif husumet ehliyeti bulunmadığı açıklanarak, davalı ...' in, paylı maliki olduğu temyize konu 132 ada 111 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmü temyiz etmediği gözetilmek suretiyle temyiz edenlerin sıfatı ve kazanılmış haklar da dikkate alınarak yeniden hüküm kurulması..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, " ... dahili davalı ...'ün 04.05.2023 tarihli duruşmadaki beyanında davayı kabul ettiğini beyan ettiği, öte yandan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davalı ...'in paylı maliki olduğu parsel hakkındaki hükmü temyiz etmediği " gerekçesiyle davanın kabulüne, temyiz edenlerin sıfatı ve kazanılmış haklar ve diğer davalıların taşınmazını devralan ...'ün duruşmadaki kabul beyanı dikkate alınmak suretiyle 132 ada 109 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki yüzölçümünün 2.532,41 m2, 132 ada 110 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2.347,16 m2 ve 132 ada 111 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2.565,89 m2 olarak düzeltilmesine, 08.07.2015 tarihli fen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekili ile davalı ... vekili aşağıdaki bendine kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, eldeki dava, 6292 Sayılı Kanun uyarınca oluşan tapu kaydının iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyeti bulunmadığı halde bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmeyip, aleyhine harç ve yargılama giderine hükmedilmesi isabetsiz olduğu gibi, davalı ... yargılama sırasında çekişmeli taşınmazı üçüncü kişiye devrettiğine ve davacılar davaya, taşınmazı devralmış olan kişiye karşı devam ettiğine göre, dava davacı taraf lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olmakla beraber, esasen bozma kararında da açıklandığı üzere eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmadığından reddi gerektiği, ne var ki taşınmazı devralan ...'ün davayı kabul ettiği gözetildiğinde, taşınmazı devreden ... aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi ve davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmediği halde davalılar aleyhine ve davacı taraf lehine olacak şekilde vekalet ücreti takdir edilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmamakta ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE;
Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendine "... bakiye 154,70 TL harcın ..." sözlerinden sonra gelmek üzere, "...... ve Yalova Kadastro Müdürlüğü dışındaki..." sözlerinin; hüküm fıkrasının mükerrer yazılan (3) numaralı bendine "... toplam 1.326,62 TL yargılama giderinin ..." sözlerinden sonra gelmek üzere, "...... ve Yalova Kadastro Müdürlüğü dışındaki..." sözlerinin eklenmesine ve hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin tümüyle hüküm yerinden çıkartılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ...'a iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!