WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/4326 E.  ,  2024/1949 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne, müdahilin davasının reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulüne, müdahilin davasının redine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı - müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sonucu, Antalya ili Kaş ilçesi Sarıbelen Köyü çalışma alanında bulunan 291 ada 17 parsel sayılı 13.750,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davacı ... adına; 291 ada 18 parsel sayılı 6367.26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı ... adına; 291 ada 37 parsel sayılı 8.108,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesinde belirtilerek ... adına tespit edilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kendisine ait Antalya ili Kaş ilçesi Sarıbelen Köyü 291 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kadastro sırasında davalılara ait 291 ada 18 ve 37 parsel sayılı taşınmazlara dahil edildiğini ileri sürerek, söz konusu bölüme ilişkin kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istemiş; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil ..., davacıya ait 291 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 662,02 metrekarelik bölümüne yönelik olarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin verdiği davanın kabulüne ilişkin önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 17.09.2020 tarihli ve 2016/13392 Esas, 2020/3108 Karar sayılı ilamıyla; " 291 ada 37 parsel sayılı taşınmaz yönünden onanmasına, 291 ada 18 parsel sayılı taşınmaz yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildikten sonra, 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaz yönünden, davalı ... tarafından, davacıya ait 291 ada 17 parsel hakkında açılmış bir dava bulunmadığı halde, hükme esas bilirkişi raporunda S3 ile gösterilen 662,02 metrekarelik kısmın 291 ada 17 parselden ayrılarak ... adına tesciline karar verilmesinin isabetsizliğine " değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " Bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesinde görülen davada tahkikat aşaması yeniden yapılacağından bu aşamada müdahale talebinde bulunulabileceği ancak yargılamanın başından beri davada taraf olan davalı / asli müdahilin, davacıya ait 291 ada 17 parsel hakkında davacıya karşı açtığı bir dava veya müdahale talebinin olmadığı, bozma ilamında bu hususa değinilmesinden sonra müdahale talebinde bulunarak 291 ada 17 parsel içerisinde kalan ve S3 rumuzu ile belirtilen 662,02 metrekarelik kısım hakkında müdahale talep edildiği, Yargıtayın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğu ve bozma gereklerinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, asli müdahilin davasının reddine karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle, davacının davanın kabulüne, müdahilin davasının reddine, 291 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile 22.02.2016 havale tarihli bilirkişi raporu ve eki krokisinde S3 rumuzu ile işaretli 662,02 metrekarelik alanın 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaza eklenmek sureti ile toplam yüzölçümünün 19.107,25 metrekare olarak zeytinlik vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları vekili ve davalı / müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; bozma ilamına uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğu, bu aşamadan sonra davalı sıfatıyla davada taraf olan ... tarafından 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaz hakkında müdahale talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle, müdahilin davasının reddi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 65/1 inci maddesinde, "Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir." hükmüne yer verilmiştir. Bozma ilamından sonra davaya asli müdahale talebinde bulunulmasına hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, ancak yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde müdahale talebinde bulunulabilmesi hukuken mümkün olup, davaya konu edilmeyen bir hak ve şeye yönelik olarak müdahale talebinde bulunulması usulen mümkün bulunmamaktadır.

Somut olayda; davalı / müdahil ... tarafından hak talep edilen taşınmaz, davacı tarafa ait 291 ada 17 parseldir. Davacı ..., kendisine ait 291 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kadastro sırasında davalılara ait 291 ada 18 ve 37 parsel sayılı taşınmazlara dahil edildiği iddiasıyla dava açmış olup, davanın konusu olan taşınmazlar 291 ada 18 ve 37 sayılı parsellerdir. Dolayısıyla, eldeki davanın konusu olmayan, davacıya ait 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde hak talebiyle davaya müdahale talebinde bulunulması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, davalı / müdahilin davasının bu gerekçeyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş ise de, bu hususun düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından, davalı / müdahilin davası yönünden, gerekçenin bu şekilde düzeltilmesi suretiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Öte yandan; davacı ... mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazları önceki tarihli Yargıtay ilamı ile değerlendirilmiş ve kesinleşmiş olup, aynı hususa ilişkin temyiz itirazlarının yeniden incelenmesi mümkün değildir. Ancak; İlk Derece Mahkemesince verilen " 291 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile 22.02/2016 havale tarihli bilirkişi raporu ve eki krokisinde S3 rumuzu ile işaretli 662,02 metrekarelik alanın 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaza eklenmek sureti ile toplam yüzölçümünün 19.107,25 metrekare olarak zeytinlik vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline" ilişkin hükmün infazı mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilen ve bahse konu bilirkişi raporunda S3 ile gösterilen 662,02 metrekarelik kısım zaten 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ait olup, bu taşınmazın yüzölçümüne dahildir.
Ayrıca taşınmazın toplam yüzölçümünün 19.107,25 metrekare olarak tesciline karar verilmekle, bunun içerisine, zaten 291 ada 17 parsel sayılı taşınmaza dahil olan 662,02 metrekarelik kısım ikinci kez eklendiği gibi, önceki tarihli Yargıtay ilamı ile dava konusu 291 ada 18 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile ayrı parsel numarası verilerek davacı adına tescili gerektiği yönünde düzeltilerek onanmasına karar verilen ve kesinleşen, bilirkişi raporunda 18/A ile gösterilen 118,82 metrekarelik kısım da 291 ada 17 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümüne dahil edilmiş ve bu şekilde, hem kesinleşen kararla çelişir hem de infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulmuştur.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, infazı kabil olmayacak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı / müdahil ...' nin davası yönünden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun' un 438/son maddesi gereğince gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Peşin harcın istek haline temyiz edenlere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi