WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/4249 E.  ,  2023/5927 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/17 E., 2020/7 K.
...
...
...
KARAR : Davanın kısmen kabulüne-davanın reddine

BİRLEŞEN DAVA DOSYASI :
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2011/614 E., 2011/213 K.
...
...

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asli müdahilin davasının kısmen kabulüne, davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı / davalı ... vekili ile katılma yoluyla asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 116 ada 40, 82 ve 125 parsel ... sırasıyla 56.616.89, 4.338,76 ve 22.689,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzii komisyonunca oluşturulan tapu kaydı nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Köyü 116 ada 40, 82 ve 125 parsel ... taşınmazların müvekkili olan davacının dedesinden babasına, babasından da davacıya intikal ettiğini, taşınmazlara 100 yılı aşkın bir zamandır zilyet olduklarını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesini talep ettikten sonra, yargılama sırasında taşınmazların asli müdahil ...'e dedesi ve babasından intikal ettiğini ve taşınmazların ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

3. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ada 125 parsel ... taşınmaz ile dava dışı diğer taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini, ancak taşınmazların yüzölçümünün tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarından daha az olduğunu ileri sürerek, eksik kalan kısımların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında, Hazine tarafından taşınmaz hakkında açılan dava, taşınmazın eldeki dosyada dava konusu olduğu gerekçesiyle tefrik edildikten sonra, bozma ilamından önce eldeki davayla birleştirilmiştir.

4. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; ... ve 125 parsel ... taşınmazların müvekkili olan müdahile ait olup aynı zamanda onun kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazların müdahil adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların Hazine arazisi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, 05.02.2014 tarih ve 2011/413 Esas, 2014/46 Karar ... kararla; Hazine adına oluşturulan ve başka parsellere revizyon görmeyen, dava konusu 116 ada 40 parsel ... taşınmaza uygulanan 13.12.1961 tarihli ve 194 sıra numaralı tapu kaydının sınırları itibariyle bu taşınmaz ile birlikte dava dışı aynı ada 49 ve 51 parsel ... taşınmazları bir bütün halinde kapsadığı ve Toprak Tevzi Komisyonu haritalarında 527 nolu tevzi parselin içerisinde kaldığı, dava konusu 116 ada 82 parsel ... taşınmaza uygulanan 13.12.1961 tarihli ve ...' de kayıtlı tapu kaydının sınırları itibariyle bu taşınmaz ile birlikte dava dışı aynı ada 81 ve 83 parsel ... taşınmazları bir bütün halinde kapsadığı ve Toprak Tevzi Komisyonu haritalarında 177 nolu tevzi parselin içerisinde kaldığı, dava konusu 116 ada 125 Parsel ... taşınmaza uygulanan ...,...' de kayıtlı tapu kaydının sınırları itibariyle bu taşınmaz ile birlikte dava dışı aynı ada 123 ve 124 parsel ... taşınmazları bir bütün halinde kapsadığı ve Toprak Tevzi Komisyonu haritalarında 541 nolu tevzi parselin içerisinde kaldığı, 116 ada 40, 82 ve 125 parsel ... taşınmazların tarla vasıflı taşınmazlar olduğu, taşınmazlarda müdahil tarafından 20 yıldan daha uzun zamandır dedesi ve babasının zilyetliğine eklemeli olarak sürdürülen zilyetliğin iktisap sağlayıcı nitelikte bir zilyetlik olduğu gerekçesiyle, davacı ...'ın davasının reddine, müdahil davacı ...'in davasının kabulüne, çekişmeli 116 ada 40, 82 ve 125 parsel ... taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile müdahil davacı ... adına tescillerine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 05.02.2014 tarih ve 2011/413 Esas, 2014/46 Karar ... kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) (16). Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarih ve 2015/20916 Esas, 2016/2225 Karar ... ilamıyla; "İlk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, çekişmeli taşınmazların yer aldığı, 1961 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarından 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının Harita Genel Komutanlığından sorulması, varsa getirtilerek dosya arasına konulması, komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı üç kişilik yerel bilirkişi listesinin kolluk vasıtası ile tespit edilip dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, daha sonra yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, sağ olan tespit ve belirtmelik bilirkişileri ile üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte; çekişmeli taşınmazların öncelerinin ne olduğu, mera olup olmadıkları, mera parselinden ne şekilde ayrıldıkları, kim tarafından hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldıkları, toprak tevzi çalışmalarından 20 yıl önceye giden zilyetliğin bulunup bulunmadığı gibi hususların tek tek ve olaylara dayalı olarak yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından sorulup saptanması, beyanlar arasında doğabilecek çelişkilerin yöntemince giderilmesi, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılması, ayrıca hazır edilecek toprak tevzi komisyonu çalışmalarına katılmış heyet üyeleri ile bilirkişilerden hayatta olanların da tanık sıfatı ile dinlenilmesi, keşfe katılacak ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliklerini bildiren, öncelerinin mera olup olmadığı ile komşu mera parsellerinden ne şekilde ayrıldığını açıklayan, komşu parsellerin toprak yapısı ve bitki desenleri yönünden karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, keşfe katılacak fen bilirkişisinden de keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak veren, çekişmeli taşınmazlara ilişkin kadastro parselleri ile toprak tevzi parsellerini birlikte gösterir, çekişmeli taşınmazların mera parsellerinden ne şekilde ayrıldığını yan kesit krokisi ile açıklayan ayrıntılı rapor alınması, hava fotoğraflarının jeodezi veya fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda incelemesinin yaptırılması, bu kapsamda çekişme konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesinin istenilmesi, bu yerlerin o tarihlerdeki niteliklerinin, mera olup olmadıklarının ya da meradan ne şekilde ayrıldıklarının, imar - ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, taşınmazların kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazların 1961 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında meradan açıldıkları ve işgal edildikleri gerekçesiyle Hazine adına belirtmelerinin yapıldığı ve tarla vasfı ile Hazine adına tapu kayıtlarının oluştuğu, taşınmazların 1961 tarihinde oluşan Hazine tapularına istinaden Hazine adına tespit görmesine göre uyuşmazlığın, taşınmazların toprak tevzi çalışmalarından önceki nitelikleri ve zilyetlikle iktisabı mümkün taşınmazlardan olup olmadığı, taşınmazların kadim mera olup olmadıkları, 1961 tarihi öncesinde müdahil davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu, 116 ada 82 parsel ... taşınmaz yönünden; dört tarafı tarla ile çevrili ve hali hazırda tarla vasfında bulunan taşınmazın vasıf olarak özel mülk edinmeye elverişli bir taşınmaz olduğu, fakat mahalinde dinlenen tespit ve mahalli bilirkişilerinin taşınmazın müdahil ...'in kullanımında olmadığını beyan ettikleri, bu nedenle müdahilin taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanım ve zilyetliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazlar yönünden ise 116 ada 40 parsel ... taşınmazın komşusu olan 116 ada 224 parsel ... mera vasıflı taşınmaz ile halihazırda aralarında ayırıcı unsur bulunmadığı, fakat fen bilirkişisinin ek raporunda (A) harfi ile belirtilen (116 ada 224 nolu mera parselinde) alanın da kullanılarak komşu sınırında bulunan meraya müdahale edilerek ayırıcı unsur olduğu düşünülen yolun yaklaşık 4 dönüme kadar ileri taşındığı, bu nedenle ayırıcı unsurun bulunamadığının gerek alınan teknik raporlarca gerekse mahkeme gözlemince anlaşıldığı, 116 ada 125 parsel ... taşınmazın, komşusu olan 116 ada 154 parsel ... mera parseli arasında halihazırda aralarında ayırıcı unsurların bulunmadığı, fakat alınan ek raporunda 116 ada 154 parsel ... mera parseline bütünüyle müdahale edildiğinin belirlendiği, mahkemece yapılan gözlemde bu mera parselinin tarla olarak ekili biçili vaziyette olduğunun gözlemlendiği, hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde 1955 ve 1957 yıllarında bu iki taşınmazların komşuları olan mera vasıflı taşınmazlar ile aralarındaki sınırın belirgin olduğu ve ayırıcı unsurların olduğunun tespit edildiği, bu nedenle dava konusu taşınmazların kendilerine komşu olan mera niteliğindeki taşınmazlar ile halihazırda aralarında ayırıcı unsurun bulunmamasının sebebinin mera vasıflı komşu taşınmazlara günümüzdeki müdahaleden kaynaklandığının anlaşıldığı, öte yandan mera araştırması yapılarak gelen cevabi yazılar ve dinlenen bilirkişi beyanları ile taşınmazın tahsisli ve ya kadim mera olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle taşınmazların özel mülk edinmeye elverişli taşınmazlar olduğu, zilyetlik süresi değerlendirildiğinde her ne kadar taşınmazların 1961 tarihli tapu kaydı ile davalı ... adına kayıtlı ise de keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından ve bu beyanları doğrular nitelikte olan dava konusu taşınmaza ait hava fotoğrafının incelenmesi neticesinde alınan teknik rapordan da anlaşılacağı üzere, taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt edildiği 1961 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir asli müdahilin murisi tarafından kullanıldığı, eklemeli olarak 50 - 60 yıldır asli müdahilin murisleri tarafından tarla olarak kullanıldığı, 20 yılı aşkın bir zamandır ise asli müdahil tarafından kullanıldığı, eklemeli zilyetlikle asli müdahil lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolduğu, bu sebeple taşınmaza ilişkin 1961 tarihli tapu kaydının hukuki vasfını yitirdiği ve asli müdahilin 3402 ... Kadastro Kanunu' nun (3402 ... Kanun) 14. Maddesinde düzenlenen miktar sınırlamalarını da aşmadığı, davacı ...'nin 116 ada 125 parsel ... taşınmaza yönelik taşınmazın yüz ölçümünün düzeltilmesi istemli davasının Ağrı Kadastro Müdürlüğüne açıldığı, davanın yanlış hasma yöneltildiği ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, asli müdahil ...'in davasının kısmen kabulüne, 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazların Hazine adına yapılan tespitlerinin iptaline, kadastro tutanaklarındaki miktarı ve vasıfları aynı kalmak kaydıyla ... adına tapuya kayıt ve tescillerine, 116 ada 82 parsel ... taşınmazın tespit gibi tapu siciline tesciline, birleşen dava dosyası 2011/614 Esas ... dava dosyasına esas olmak üzere; davacı ...'nin 116 ada 125 parsel ... taşınmaza yönelik davalı ... Müdürlüğüne karşı açmış olduğu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, bozma öncesi yapılan 2011/413 Esas, 2014/46 Karar ... kararla asıl dosya davacısı ...'ın davasının sübut bulmadığından reddine karar verildiği, davacı yönünden kurulan bu hükmün taraflarca temyiz edilmediği, bu nedenle davacı ... bakımından hükmün kesinleştiğinin anlaşıldığından bahisle, davacı ...'ın talebine yönelik hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı / davalı ... vekili ile katılma yoluyla asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğu gibi eksik araştırma ve incelemeye dayandığını, taşınmazlar üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, imar - ihya durumunun oluşmadığını ve taşınmazların mera vasfında olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmaza ilişkin kayıtların hukuki kıymetlerini yitirdiğini, 1961 yılı öncesinde 20 yılında fazla süre müdahilin murisleri tarafından sonrasında müdahil tarafından zilyet olunduğunu, eklemeli zilyetlik koşullarının müdahil lehine oluştuğunu, taşınmazların mera vasfında olmadığı gibi 116 ada 82 parsele davacının zilyet olduğunu belirterek, dava konusu 116 ada 82 parsel ... taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazlar üzerinde tespite esas alınan tapu kayıtlarının oluşum tarihi olan 1961 yılın öncesinde 3402 ... Kanun'un 46/1 inci maddesinde koşulların asli müdahil lehine oluşup oluşmadığı, 116 ada 82 parsel ... taşınmaz yönünden ise katılma yoluyla asli müdahil vekilinin temyiz başvurusunda bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası) 3402 ... Kanun'un 14 ve 46/1 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Asli müdahil vekilinin, dava konusu 116 ada 82 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı / davalı ..., çekişmeli 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazlar yönünden hükmü temyiz etmiş olup, asli müdahil vekilinin katılma yoluyla hükmü temyiz etmiş olması karşısında, davacı / davalı ... tarafından temyiz konusu yapılmayan 116 ada 82 parsel ... taşınmaz hakkındaki hükme ilişkin temyiz hakkı bulunmadığından, asli müdahil vekilinin 116 ada 82 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz inceleme isteminin (dilekçesinin) reddine karar verilmiştir.
2. Davacı / davalı ... vekilinin, dava konusu 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yönünden;
a) Çekişmeli 116 ada 125 parsel hakkındaki davada, davalı ... yönünden verilen davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı ..., dava konusu 116 ada 125 parsel ... taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle dava açmış ise de, eldeki dava niteliği itibariyle mülkiyet uyuşmazlıklarının çözümüne yönelik olup, uygulama kadastrosuna itiraz davası olmaması ve taşınmazın yüz ölçümündeki azalmanın hangi parselden kaynaklandığının belirtmemiş olması karşısında, davacı Hazinenin, kadastro tespiti sırasında adına tespit edilen taşınmaza yönelik dava açmasında her hangi bir hukuki yararının bulunmadığı ve buna göre İlk Derece Mahkemesi'nin, bu parsele yönelik olarak davacı ... tarafından açılan davaya yönelik değerlendirmesi yerinde görüldüğünden, davacı ... vekilinin kendi açmış oldukları davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

b) Davacı / davalı ... vekilinin, dava konusu 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 116 ada 40 parsel ... taşınmazın komşusu olan 116 ada 224 parsel ... mera vasıflı taşınmazla halihazırda aralarında ayırıcı unsur bulunmadığı, fakat fen bilirkişisinin ek raporunda (A) harfi ile belirtilen (116 ada 224 nolu mera parselinde) alanın da kullanılarak komşu sınırında bulunan meraya müdahale edilerek ayırıcı unsur olduğu düşünülen yolun yaklaşık 4 dönüme kadar ileri taşındığı, bu nedenle ayırıcı unsurun bulunamadığının gerek alınan teknik raporlarca gerekse mahkeme gözlemince anlaşıldığı; dava konusu 116 ada 125 parsel ... taşınmazın ise, komşusu olan 116 ada 154 parsel ... mera parseli arasında halihazırda aralarında ayırıcı unsurların bulunmadığı, fakat alınan ek raporunda 116 ada 154 parsel ... mera parseline bütünüyle müdahale edildiğinin belirlendiği, mahkemece yapılan gözlemde bu mera parselinin tarla olarak ekili biçili vaziyette olduğunun gözlemlendiği, hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde 1955 ve 1957 yıllarında bu iki taşınmazların komşuları olan mera vasıflı taşınmazlar ile aralarındaki sınırın belirgin olduğu ve ayırıcı unsurların olduğunun tespit edildiği, bu nedenle dava konusu taşınmazların kendilerine komşu olan mera niteliğindeki taşınmazlar ile halihazırda aralarında ayırıcı unsurun bulunmamasının sebebinin mera vasıflı komşu taşınmazlara günümüzdeki müdahaleden kaynaklandığının anlaşıldığı, öte yandan gelen cevabi yazılar ve dinlenen bilirkişi beyanları ile taşınmazın tahsisli ve ya kadim mera olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle taşınmazların özel mülk edinmeye elverişli taşınmazlar olduğu, zilyetlik süresi değerlendirildiğinde, her ne kadar taşınmazların 1961 tarihli tapu kaydı ile davalı ... adına kayıtlı ise de keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından ve bu beyanları doğrular nitelikte olan dava konusu taşınmaza ait hava fotoğrafının incelenmesi neticesinde alınan teknik rapordan da anlaşılacağı üzere, taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt edildiği 1961 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir asli müdahilin murisi tarafından kullanıldığı, eklemeli olarak 50 - 60 yıldır asli müdahilin murisleri tarafından tarla olarak kullanıldığı, 20 yılı aşkın bir zamandır ise asli müdahil tarafından kullanıldığı, eklemeli zilyetlikle asli müdahil lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolduğu, bu sebeple taşınmaza ilişkin 1961 tarihli tapu kaydının hukuki vasfını yitirdiği ve asli müdahilin 3402 ... Kadastro Kanunu' nun (3402 ... Kanun) 14. Maddesinde düzenlenen miktar sınırlamalarını da aşmadığı gerekçesiyle, dava konusu 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile kadastro tutanaklarındaki miktarı ve vasıfları aynı kalmak kaydıyla asli müdahil ... adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, önceki tarihli bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; önceki tarihli bozma ilamında, çekişmeli taşınmazlara bitişik konumda komşu olan mera parsellerinin bulunduğu, bu nedenle 3402 ... Kanun'un 46/1 inci maddesine göre araştırma yapılırken yöntemine uygun bir şekilde mera araştırmasının da yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen, ziraatçi bilirkişi kurulunca, çekişmeli taşınmazların komşu mera parselleri ile aralarında doğal / yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazların meranın devamı niteliğinde olup olmadıkları ve taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ve niteliği konusunda, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, denetime elverişli ve komşu parsellerle mukayeseli değerlendirmeyi içerir şekilde rapor hazırlanmadığı gibi rapora ekli fotoğraflarda da taşınmazların sınır hatları ve komşu parselleri de net olarak gösterilmemiş ve bu nedenle söz konusu fotoğrafların taşınmazların hangi parselle olan sınırına ilişkin olduğu anlaşılamamıştır.
Diğer taraftan, önceki tarihli bozma ilamında taşınmazların nitelikleri ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin tespiti hususunda hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiş olup, ilk derece mahkemesince de dosya üzerinden hava fotoğrafı incelemesi yaptırılmış ve bu inceleme sonucu taşınmazların sınırlarında meradan ayırıcı unsur / unsurlar bulunduğu belirtilmiş ise de, bu ayırıcı unsurların ne / neler olduğu ve çekişmeli taşınmazların bitişik mera parsellerinden ne şekilde ayrıldıkları denetime olanak verecek şekilde somut olarak ortaya konulmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen, aynı köyden ve komşu köylerden ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişileri ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı veya harita mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında, Hazineye ait tapu kaydının dayanağı olan belirtmelik tutanağında belirtilen tapu kaydının Hazine adına oluşum nedeni üzerinde durulmalı, buna göre taşınmazların öncesinin zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığı belirlenmeli ve bu kapsamda, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadıkları ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadıkları, mera vasfında değillerse veya komşu mera parselinden kazanılmamış iseler, taşınmazların kime ait oldukları, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, kim ya da kimler tarafından, hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldıkları ve Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru asli müdahil taraf ve /veya bayilerinin maliki evvellerinin 20 yılı aşkın zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı ve beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere ve bilimsel verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar - ihyaya konu olup olmadıklarını, olmuşlarsa imar - ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliklerine ne zaman başlanıldığını ve üzerilerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, taşınmazların sınırlarında bulunan mera parselinden ayırıcı unsur / unsurlar bulunup bulunmadığını, mevcut ise bu ayırıcı unsurların ne / neler olduğunu ve çekişmeli taşınmazların bitişik mera parsellerinden ne şekilde ayrıldıklarını denetime olanak verecek şekilde, somut olarak ortaya koyan rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmazlar ile komşu parsellerinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlemesi istenilmeli; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve tespit dayanakları olan belgelerle denetlenmeli ve bundan sonra, davalı Hazineye ait tapunun oluştuğu tarihe kadar 3402 ... Kanun'un 46/1 inci, 14 üncü ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kazanım koşullarının asli müdahil lehine gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir.

3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinin / isteminin, yukarıda (V.C.3.1) numaralı bentte açıklanana nedenlerle REDDİNE;

Davacı ... vekilinin, çekişmeli 116 ada 125 parsel hakkındaki davada, davalı ... yönünden verilen davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.2.a) numaralı açıklanan nedenlerle REDDİNE,

Davalı ... vekilinin, dava konusu 116 ada 40 ve 125 parsel ... taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının (V.C.3.2.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...