WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/410 E.  ,  2024/4251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/29 E., 2022/44 K.
KARAR : Asli müdahil Hazinenin davasının kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asli müdahil Hazine'nin davasının kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 165 ada 14, 15, 16, 17, 18, 19 parsel sayılı sırasıyla 74.544,11 , 96.939,59 , 57.093,76 , 60.968,86 , 63.569,55 ve 74.765,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve müşterekleri, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden mera niteliğinde olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine, aynı iddiaya dayanarak davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince ilk hükümle, "davacıların davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle HMK'nin 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği usulden reddine, müdahilliğine karar verilen Hazinenin, usulüne göre açılmış bir dava bulunmaması, birleştirme talepli bir davanın bulunmaması sebepleriyle talebinin reddine, süresi içinde genel mahkemede dava açmakta muhtariyetine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline" karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve müdahil davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.10.2017 tarihli ve 2015/13257 Esas, 2017/6454 Karar sayılı ilamı ile, ''..Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacı Behçet Delen ve müşterekleri tarafından kadastro tutanaklarına karşı askı ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde dava açıldığına göre taşınmazların kadastro tespitleri kesinleşmemiştir. Yargılama sırasında Hazine vekili taşınmazın mera olduğunu ileri sürerek davaya katıldığına göre, Hazinenin harçtan muaf olduğu da göz önüne alınarak talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Kaldı ki, Mahkemece de 12.09.2013 ve 19.3.2014 tarihli celselerde Hazinenin müdahilliğine karar verilmiştir. Hal böyle olunca, Mahkemece, katılan Hazine'nin davası yönünden tarafların iddia ve savunmaları konusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir...'' gerekçesi ile bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, "dava konusu taşınmazların dağlık alanda, eğimi yüzde 20-30 arasında değişen engebeli arazi üzerinde konumlandırıldığı, taşınmazların tasarruf sınırlarının belirgin olmadığı gibi keşif tarihi itibariyle de taşınmazlar üzerinde mera bitkileri ve kendiliğinden yetişen çayır dışında davalıların zilyetliği sayılabilecek herhangi bir emareye dahi rastlanılmadığı, keşif tarihinde taşınmazlar üzerinde davalılara ait herhangi bir zilyetlik emaresine rastlanılmadığı, zilyetliğe ilişkin 1963-1988 ve 2001 yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede de dağlık alan üzerinde bulunan taşınmazların sınırlarının belirgin olmadığı gibi taşınmazlar üzerinde herhangi bir sürüm izi/emaresine de rastlanılmadığı, dağlık alan üzerinde kendiliğinden yetişen otu biçmek ise ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmayacağı, kaldı ki taşınmazların çayır vasfıyla değil tarla vasfıyla davalılar adına tespit edildiği, somut olayda her şeyden önce taşınmazların zilyetlikle edinilebilmesi için tasarruf sınırlarının belirgin olması gerektiği, yani taşınmazı çevresinden ayıran üçüncü kişilerin yararlanmasını engelleyen aidiyet unsurunun taşınmaz üzerinde bulunması gerektiği, tasarruf sınırları belirgin olmayan ve zilyetlik sürdürülmeyen dava konusu taşınmazların Kadastro Müdürlüğünce davalılar adına tespit edilmesinin hatalı olduğu, ziraat bilirkişi kurulu'nun tanzim ettiği raporda yer alan resimlerden de görüleceği üzere dağlık alan üzerinde bulunan taşınmazların üzerinde yer yer taşlık ve kayalıklarla birlikte taşınmazlara hakim bitki örtüsü olarak yöreye özgü mera bitkilerinden geven, deve dikeni, dağ kekiği ve sığır kuyruğu gibi bitkiler ile yer yer kendiliğinden yetişen kısa çayır bitkisi tespit edilmiş olduğundan taşınmazların mera vasfı taşıdığı gerekçeleri ile, asli müdahil ...’nin talebinin kabulüne, Van İli, Gürpınar İlçesi, ... Mahallesi 165 ada 14 parsel, 165 ada 15 parsel, 165 ada 16 parsel, 165 ada 17 parsel, 165 ada 18 parsel, 165 ada 19 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaline, taşınmazların mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına" karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.