8. Hukuk Dairesi 2023/3755 E. , 2024/1811 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine, müdahilin zilyetliğin tespitine dair talebi bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili ve asli müdahele talebinde bulunan tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince asli müdahele talebinde bulunan tarafın başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, asli müdahele talebinde bulunanın usulüne uygun harcı yatırılarak açılan davası bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından ve duruşma istemli olarak asli müdahele talebinde bulunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliğinden ötürü reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 118 ada 1 parsel sayılı 303,14 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bahçe ile üzerindeki üç katlı binanın 1997 yılından beri ...'un fiili kullanımında bulunduğu " şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacı ile davalının kardeş olduklarını, yurtdışında çalışan davacının isteği üzerine ve gönderdiği paralar kullanılarak onun adına olmak üzere davalı kardeşi tarafından dava konusu taşınmazın arsasının alınıp, üzerindeki üç katlı binanın inşa edildiğini, kullanım kadastrosu sırasında davalının tüm bu hususları inkar edip taşınmazda kendisini kullanıcı yazdırdığını ileri sürerek, davalı adına olan kullanıcı şerhinin iptali ile davacı adına kullanıcı şerhi konulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Gülaçtı, usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap vermemiş, 28.02.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında alınan imzalı beyanında ise, dava konusu taşınmazın üç kardeş (kendisi, davacı ve ...) tarafından müşterek eşit paylarla kullanıldığını, davayı bu şekliyle kabul ettiğini bildirmiştir.
Asli müdahale talebinde bulunan ... Gülaçtı müdahale dilekçesiyle, dava konusu taşınmazda 1/3 hak sahibi olduğunu belirterek, davacı yanında davaya katılma talebinde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "toplanan deliller çerçevesinde, davacının yurt dışında yaşadığı ve ülkemize giriş yapamadığı, bu nedenle de yurt dışından gönderdiği paraların davalı ve diğer abi müdahil ... tarafından değerlendirildiğinin, dava konu yapılan arsanın alınarak üzerine bina inşa edildiğinin, müdahil ...'un da para kattığının, ...'un hem para katıp, hem de yapım işini üstlendiğinin belirlendiği, buna göre davacının yurt dışından para gönderip, arsanın alımı ve binanın yapımını sağlamasının yanı sıra Türkiye de bulunan abisi ve kardeşinin de, gerek para gerek emeklerini kattıkları, bu yönde aralarında bir anlaşma olduğu ve her birinin 1/3 oranında pay sahibi oldukları, ancak davacının müdahale talebinin harç yatırmamış olması nedeniyle değerlendirilemediği, ayrıca davalı ile dava dışı ... ve davacının eşi arasında düzenlenen protokol ve buna ek protokollerin de dikkate alınması gerektiği, " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağının beyanlar hanesinde davalı ... adına olan zilyetlik şerhin iptali ile 1/3' ünün ..., 2/3' ünün ...'un kullanımda olduğu şeklinde düzeltilmesine ve beyanlar hanesine işlenmesine, müdahilin zilyetliğin kabulüne dair bir talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hükmün davacı vekili ve asli müdahele talebinde bulunan tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " Davanın, kullanıcı şerhi bulunan uyuşmazlık konusu taşınmazda fiili kullanım şerhinin hatalı tespit edildiği iddiasıyla şerhin iptali ile düzeltilmesi isteğine ilişkin olduğu, kullanım kadastrosu sırasında Elmalıkent Mahallesi çalışma alanında bulunan 118 ada 1 parsel sayılı 303,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bahçe ve 3 katlı bina olarak ...'un fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş olduğu, davacının, taşınmazın yurdışından gönderdiği paralarla satın alındığını ve binanın yapıldığını ileri sürerek adına şerh verilmesi istemi ile dava açtığı, davalı ve asli müdahale talebinde bulunanın, dava konusu taşınmazda üç kardeşin 1/3 oranında pay sahibi olduğunu savundukları, davacı tarafça dosyaya 11/03/2011 "Belgedir" başlıklı belge, davalı tarafından 11.03.2011 tarihli " Protokoldür " başlıklı belge sunulmuş olduğu, davalı tarafça belge altındaki imzaların tarafına ait olduğunun ikrar edildiği, anılan belgelerin incelenmesinde arsa ve binanın tüm maddi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı belirtilip, " Protokoldür " başlıklı belgede ayrıca arsa ve binanın davacıya ait olduğunın yazılmış olduğu, aynı tarihli belgelerden " Protokoldür " başlıklı olanının davacın eşi ve davalı ile asli müdahale talebinde bulunan, diğerinin ise davalı ... tarafından imzalandığının anlaşıldığı, tüm dosya kapsamından, dava konusu arsanın davacının yurtdışından gönderdiği paralarla alınıp üzerindeki binanın da yine davacı tarafından gönderilen paralarla yapıldığının ve arsa ve binanın davacıya ait olduğunun davalı ve asli müdahale talebinde bulunan tarafça da sunulan " Protokoldür " başlıklı belge ile de kabul edildiği, aynı tarihli diğer belgede de davalı tarafından arsa ve binanın tüm maddi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı hususunun kabul edildiği, " Protokoldür " başlıklı belgede ayrıca paylaşıma ilişkin kısım da bulunmakla birlikte bu belgede davacının imzası bulunmayıp, davacının eşinin imzasının da hukuken davacıyı bağlayıcı olmadığı, arsa ve binanın davacı adına alınıp yapılmasına rağmen sonrasında davalı tarafça davacının kullanımına engel olunduğu, yerel mahkemece davacının taşınmazda üstün zilyetliğinin bulunduğu gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı, diğer yandan, asli müdahale talebinde bulunan tarafın, asli müdahale dilekçesi sunulduğu anda harcı yatırılarak usulüne uygun açılan davası bulunmadığından yerel mahkemece bu sebeple karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin de isabetli olmadığı, tüm bunlardan ayrı, asli müdahale talebinde bulunan vekilince dosya istinaf incelemesi için gönderildikten sonra verilen dilekçe ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2021/38 Esas, 2022/52 Karar sayılı ilamı sunularak istinaf incelemesi sırasında bu ilamın nazara alınması talep edilmiş ise de, anılan ilamın incelenmesinde, davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine eldeki davaya konu taşınmaz hakkında 1/3 hisse zilyetliğin tespiti davası açılmış olduğu, davalının davayı kabul etmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği ve söz konusu hükmün kesinleştiği anlaşılmakta ise de, davalı ...'un taşınmaz üzerinde üstün zilyetliğinin bulunmaması ve anılan davada eldeki dosya davacısının ve Hazinenin de taraf olarak yer almaması nedeniyle istinaf incelemesi sırasında nazara alınmadığı " gerekçesiyle, asli müdahele talebinde bulunan tarafın başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/337 Esas, 2020/132 Karar sayılı, 25.06.2020 tarihli kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile, davanın kabulü ile dava konusu 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağının beyanlar hanesinde davalı ... adına olan zilyetlik şerhinin iptali ile " İş bu taşınmaz ve üzerindeki üç katlı bina ...'un fiili kullanımındadır" şerhi verilmesine, asli müdahale talebinde bulunan ...'un usulüne uygun harcı yatırılarak açılan davası bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve iş bu karar, davalı vekili ve asli müdahele talebinde bulunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin ve asli müdahele talebinde bulunan vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden asli müdahil ve davalı ...'tan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!