WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/3570 E.  ,  2023/4316 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/427 E., 2019/358 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; Erzurum ili Olur ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve miras bırakanları ... 'a ait olup, kendilerine intikal eden taşınmazların bir bölümünün adlarına tescil edilmediğini ileri sürerek bu taşınmazların adlarına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, iktisap koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2014 tarihli ve 2013/91 Esas, 2014/73 Karar sayılı kararı ile fen bilirkişi raporunda A ve B harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği, C harfi ile gösterilen kısım yönünden ise iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 09.10.2013 tarihli fen bilirkişisi ... ... ve ...'ın krokisinde C harfi ile gösterilen 42,54 metrekare yüzölçümündeki kısmın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, sair taleplerin ise reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2018 tarihli ve 2015/12469 Esas, 2018/2378 Karar sayılı kararıyla, kadastro sırasında tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında husumetin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca yasal hasım konumunda olan Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine birlikte yöneltilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda dava, Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açılmış olmakla beraber karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) 1 inci maddesi gereğince ... ile Olur Belediye Başkanlığının da taraf olması gerektiği açıklanarak ... ile Olur Belediye Başkanlığına husumetin yaygınlaştırılıp dava dilekçesi ve duruşma gününün yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmesi, bu yolla taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fen bilirkişi raporunda A ve B harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği, C harfi ile gösterilen kısım yönünden ise iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 09.10.2013 tarihli fen bilirkişisi ... ... ve ...'ın krokisinde C harfi ile gösterilen 42,54 metrekare yüzölçümündeki kısmın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, sair taleplerin ise reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğini, yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını, davalılar yasal hasım olarak değerlendirildiği halde lehlerine vekalet ücretine hükmedildiğini, buna karşın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmadıklarını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde, kararın kabul yönü ile usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verildiğini, zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz bölümlerinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacılar vekili'nin hükme esas bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüme; davalı Hazine vekili'nin ise (C) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (IV.B) numaralı paragrafta açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun düşmemektedir.
Eldeki dava, iddianın ileri sürülüşüne göre, kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tescili isteği ile açılmış ve bu kapsamda yapılan yargılama sonucunda hüküm tesis edilmiştir.

Ne var ki, keşif yapılmadan önce Kadastro Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 19.04.2013 tarihli yazı cevabında davanın konusunu teşkil eden taşınmazların tescil harici alanda kaldığı belirtilmekle beraber, mahallinde icra edilen keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen 09.10.2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda, davacı tarafın iddiasına konu olup, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı belirtildiği halde bu çelişki üzerinde önemle durulmamış, bu şekilde çekişmeli taşınmazların tescil harici alanda kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmediği gibi, teknik bilirkişi raporunda taşınmazların içerisinde kaldığı belirtilen 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tüm tedavülleri içerir şekilde tapu kaydı ya da tapu kütük sayfası celbedilmemiş, sözü edilen taşınmazın oluşum nedeni, kadastro sonucu oluşmuş ise kadastro tespitinin kesinleşip kesinleşmediği ya da tapuda kim adına kayıtlı olduğu gibi hususlar üzerinde durulmamış ve davanın niteliğinin ne olduğu hususunda oluşan tereddütler giderilmeden karar verilmesi yoluna gidilmiştir.

Hal böyle olunca; öncelikle, Kadastro Müdürlüğünden teknik bilirkişi raporu da yazı ekine eklenmek sureti ile dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin kadastro sırasında ve hali hazırda niteliğinin ne olduğu, bir diğer ifade ile tescil harici alanda kalıp kalmadığı hususu sorulup saptanılmalı, gerektiğinde teknik bilirkişilerden bu hususta ek rapor alınmalı, taşınmazların bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının anlaşılması halinde, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tüm tedavüllerini içerir tapu kaydı ya da kütük sayfası celbedilmeli, bu surette taşınmazın oluşum nedeni üzerinde önemle durularak oluşumuna esas tüm bilgi ve belgeler ilgili yerlerden getirtilip dosya arasına konulmalı, taşınmazın kadastro sonucu oluştuğunun anlaşılması halinde kadastro tespitinin kesinleşip kesinleşmediği tespit edilip, bu yolla görev hususu tayin edinmeli, kayıt maliki dosyanın taraflarından değil ise pasif husumet ehliyeti göze önüne alınarak ve husumetin tevcihinin maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilmeli, ayrıca taşınmazın kadastro sonucu oluştuğunun ve tespitin kesinleştiğinin anlaşılması halinde hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenmeli, bundan sonra Mahkemenin görevli olup, diğer usuli bir eksiklik de bulunmaması ve taşınmazın teknik bilirkişi raporunda belirtildiği üzere "orman" vasfında olduğunun anlaşılması halinde yöntemince orman araştırması da yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, belirtilen tereddütler giderilmeden ve taşınmazın hukuki niteliği belirlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de, zilyetliğin belirlenmesine yönelik mahalli bilirkişi ve tanık beyanları yetersiz olup, teknik bilirkişi raporları ise soyut ve denetime elverişli bulunmadığı halde bu şekildeki inceleme ile yetinilmesi de isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.

VI. KARAR
1. Yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacılar vekilinin hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile bu taşınmaz bölümüne yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

2. Yukarıda (V.C.3.2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin hükme esas bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu taşınmaz bölümleri yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.