WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/3368 E.  ,  2024/3987 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/122 E., 2023/12 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşma talepli olmaksızın da davacı Orman İdaresi vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz eden davacı Orman İdaresi vekili Avukat ... 'ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesi ile, Narlıdere ilçesi ... Mahallesi 24 ada 24 ve 25 parsel sayılı sırasıyla 3720 m² ve 1205 m² yüzölçümlü taşınmazların bir bölümünün, yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili ve taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece, davanın kabulüne, 28.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 24 ada 24 parsel sayılı taşınmazın (A) ile gösterilen 2347 m² bölümü ile, aynı raporda 24 ada 25 parsel sayılı taşınmazın (C) ile gösterilen 795 m² bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescillerine, orman sınırları içinde kalan bölümlere davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2014 tarihli ve 2014/3685 Esas, 2014/6835 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.

Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.02.2018 tarihli ve 2016/7436 Esas, 2018/1499 Karar sayılı bozma kararında özetle; "Mahkemece, dava konusu taşınmazların 1949 yılı orman kadastro sınırları içinde kaldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm tesisine yeterli ve elverişli olmadığı, yörede 1946 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda, dava konusu taşınmazların Ağustos 1934 tarih ve 151 sıra sayılı tapu kaydına dayanılarak tesbit edildiği ve itirazsız kesinleşmekle tapu siciline tescil edildiği, genel arazi kadastro işlemi kesinleştikten sonra ise yörede, 1949 yılında yapılarak 19.01.1951 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak kesinleşen orman kadastrosunda, ormanın dış sınırı çizilirken batı sınırının 5558 ... , 5559, 5560 ... olarak gösterilmiş olmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus kadastro sınırına uyulup uyulmadığının anlaşılmadığı şeklinde açıklandıktan sonra, 1976 yılında teknik izahnamenin 49. maddesine uygun olarak yapılan orman sınırı aplikasyonunun rapora esas alındığı belirtilerek, davalı taşınmazların 1976 yılında yapılan aplikasyon hattına göre orman sınırı içinde kaldığı yönünde kanaat belirttikleri, oysa, 1949 yılında yapılan orman tahdit hattı ile 1976 yılında yapılan orman aplikasyon hattının özellikle dava konusu taşınmazı ilgilendiren 5557 ilâ 5559 nolu orman sınır hattının birbirleri ile uyumsuz olduğu, gidiş yönü ve gidiş açısı olarak birbirinden farklı olduğu, mahkemece bu husus üzerinde durularak çelişkinin giderilmesi gerektiği açıklanarak, bu nedenle yörede yapılan tüm tahdit tutanakları dosya arasına alındıktan sonra yapılacak keşif sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca, davanın kabulü ile, dava konusu 24 ada 24 parsel sayılı taşınmazın, dosya arasında mevcut 29.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda kırmızı boyalı olarak gösterilen 2393.987 m²lik kısmı ile 24 ada 25 parsel sayılı taşınmazın mavi boyalı olarak gösterilen 749.700 m²'lik kısmının 1949 yılında kesinleşen ilk orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesi ile bu bölümlerin davalılar adına olan tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, orman sınırları içinde kalan kısımların davalıların vaki müdahalesinin menine karar verilmiş, hüküm, davacı Orman İdaresi vekili ve davalılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Orman İdaresi vekili ile davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına,

7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

06.06.2024 Tarihinde oy birliğiyle karar verildi.