WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/3188 E.  ,  2024/3554 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/25 E., 2023/19 K.
KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup hükmün asıl davada davacı vekili, asıl davada dahili davalı, davalılardan Orman İdaresi vekili ile duruşma istemli olarak birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin niteliği ve dava değeri itibariyle 21.5.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde birleşen davada davacı ... ile vekili Avukat ..., davalı ... İdaresi vekili Avukat ..., davalı Hazine vekili Avukat ... ’ın katılımıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl davada davacı ... vekili Sulh Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde; bildirdiği taşınmazın 70/80 yıldır zilyetliğinde olduğunu, tarla olarak kullandığını, taşınmaza ev, ahır ve havuz yaptığını açıklayarak sözkonusu taşınmazda malik olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davacı ... Sulh Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde bildirdiği taşınmazın zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak malik olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, yargılamalar devam ederken 2006 yılında dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda kadastro çalışmaları yapılmış, asıl davada dava konusu edilen taşınmaza ilişkin olarak 370 ada 7 parsel sayılı, birleşen davada dava konusu edilen taşınmaza ilişkin olarak ise 369 ada 1 parsel sayılı tutanak düzenlenmiş, davalı olmaları nedeniyle malik haneleri boş bırakılmış, 383/1 sayılı orman parseli ise dava konusu taşınmazlara komşu olması nedeniyle davalı hale getirilmiş, her iki davaya ilişkin olarak Sulh Hukuk Mahkemeleri tarafından Kadastro Mahkemelerinin görevli bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Asıl ve birleşen davalarda davalı Hazine, dava konusu taşınmazların Hazineye ait, 1317 tarihli ve 1 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürmüştür.

Asıl davada, dava konusu yapılan 370 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, taşınmazın bilirkişi raporunda (C) ile gösterilen kısmının Hazinenin dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle tarla vasfıyla Hazine adına tesciline, (A) ve (B) ile gösterilen kısımlarının ise orman vasfıyla Hazine adına tesciline dair verilen kararın davacı vekili, davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.3.2011 tarihli ve 2011/95 Esas, 2011/3066 Karar sayılı kararı ile, "İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu taşınmazların orman vasfını yitirip yitirmediği, Hazinenin dayandığı tapu kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının usulünce araştırılmadığı, 383 ada 1 nolu orman parselinin yüzölçümü belirlenerek doğru sicil oluşturulmadığı, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası davaların birleştirilmesine karar verilerek yargılama yapılmış, bozmaya uyularak ve dosyalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazların davalı ... Hazinesinin dayandığı 1317 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak 370 ada 7 parselin B ve (C) harfleriyle, 369 ada 1 parselin ise (E) ve (G) harfleriyle gösterilen kısımların orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu, (B) ve (G) harfleriyle gösterilen kısımları için yapılan 2/B uygulamasının usulüne uygun olduğu, (D) ve (F) harfleriyle gösterilen yerlerin orman sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, (B) harfi ile gösterilen kısmın ... tarafından, (G) harfiyle gösterilen kısmın ... tarafından kullanıldığı, davacı vekili her ne kadar davadan feragat etmiş ise de, kadastro tutanağının malik hanesi boş olduğundan feragat nedeniyle davanın sona ermediği ve feragatin hüküm ifade etmediği, 383 ada 1 parsel sayılı taşınmazın da kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen dosya yönünden davanın reddine, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulaması ve 3402 sayılı Kanunun ek-4 maddesine itiraz davasının reddine, Denizli ili, Beyağaç İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, 370 ada 14 parsel ve 369 ada 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, dava konusu Denizli ili, Beyağaç İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, 370 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 29.09.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda (C) harfi ile gösterilen 641,79 metrekarelik kısmının orman vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (D) harfi ile gösterilen 414,74 metrekarelik kısmı ile (B) harfi ile gösterilen 1287,21 metrekarelik kısmının ayrı ayrı aynı ada son parsel numaraları verilerek tarla vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, B harfi ile gösterilen kısım yönünden '... oğlu ... 'ın 1981 yılından beri kullanımındadır.' şerhinin konulmasına, dava konusu Denizli ili, Beyağaç İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, 369 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 29.09.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda (E) harfi ile gösterilen 3444,89 metrekarelik kısmının orman vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (F) harfi ile gösterilen 3242,13 metrekarelik kısmı ile (G) harfi ile gösterilen 3534,97 metrekarelik kısmının ayrı ayrı aynı ada son parsel numaraları verilerek tarla vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (G) harfi ile gösterilen kısım yönünden ''... oğlu ...'ın 1981 yılından beri kullanımındadır.'' şerhinin konulmasına, dava konusu Denizli ili, Beyağaç İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, 383 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 207.005,797 metrekare yüzölçümü ile orman vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı ... vekili, asıl davada dahili davalı ... , birleşen davada davacılar ... mirasçıları vekili, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 1973 yılında yapılmış, 05.09.1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra 2007 yılında 3302 Sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun)
ile Değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde ve aplikasyon uygulaması yapılmış, 2012 yılında ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) 5831 Sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (5831 Sayılı Kanun) Eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca kullanım kadastrosu yapılmıştır.

1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı ... vekili, asıl davada dahili davalı ... ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b)Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; Dava konusu 369 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 29.09.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda (G) harfi ile gösterilen 3534,97 metrekarelik kısmının aynı ada son parsel numarası verilerek tarla vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (G) harfi ile gösterilen kısım yönünden ''... TC kimlik numaralı ... oğlu ...'ın 1981 yılından beri kullanımındadır.'' şerhinin konulmasına karar verilmiş ise de, 11.5.2007 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Kanun'un, 3302 sayılı Kanun'la Değişik 2/B maddesi uygulama çalışma tutanaklarında şagil ... oğlu ... olarak tespit edildiği gibi, eldeki davanın davacısı da ... oğlu ...’dır. Aynı şekilde 369 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağında da taşınmazın ... oğlu ...’ın kullanımında olduğu belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece, taşınmazın bilirkişi raporunda (G) ile gösterilen bölümünün ... oğlu ... kullanımında olduğuna dair şerh verilmesi gerekirken ... oğlu ... kullanımında olduğuna dair şerh verilmesi doğru olmamıştır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

SONUÇ: Birleşen davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (2-a) bendinde sayılan nedenlerle, asıl davada davacı ... vekili, asıl davada dahili davalı ... ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Yukarıda (2-b) bendinde açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının KABULÜ ile, hükmün 3 üncü maddesinin 2 inci paragrafındaki “... TC kimlik numaralı ... oğlu ...'ın 1981 yılından beri kullanımındadır.'' cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “13792967116 TC kimlik numaralı ... oğlu ...'ın 1981 yılından beri kullanımındadır.'' cümlesinin yazılarak hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden birleşen davada davacılar ... vd. iadesine, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden ... ile ... 'dan ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.