WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/3048 E.  ,  2024/2237 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/167 E., 2015/660 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
karar verilmiştir.

Kararın Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 21.11.2022 tarihli ve 2022/5764 Esas, 2022/9137 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili, Konya ili Meram ilçesi ... Köyü ... mevkii 108 ada 10 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarla aynı yer Sögütlü mevkii 351 ada 7 ve yine aynı yer ... mevkii 249 ada 158 parsel sayılı taşınmazların 25 yıldan fazla süredir yegane malik ve zilyetlik sıfatı ile nizasız ve fasılasız olarak müvekkili olan davacı tarafından kullanıldığını, taşınmazların kentsel arkeolojik sit alanında kaldığının Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü tarafından bildirildiğini, davaya konu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerden olmayıp özel mülkiyet olarak tasarruf edilen yerlerden olduğunu, sit alanı olması sebebiyle kadastro çalışmaları sonucunda davalı sırasında Hazine adına tespit tescil edilmiş ise de, taşınmazın davacının veya zilyetliği devir aldıkları kimselerin kullanımda olduğunun kadastro tutanağının beyanlar hanesinde açıkça gösterildiğini ileri sürerek, taşınmazların 5663 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun gereğince değerlendirilerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, Konya ili Meram ilçesi ... Köyü ... mevkii 108 ada 5 parsel ve aynı yer 108 ada 10 parsel ile ... mevkii 249 ada 158 nolu parselin davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 351 ada 7 nolu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, kabul edilen parseller yönünden davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.11.2022 tarihli ve 2012/5764 Esas, 2022/9137 Karar sayılı ilamıyla onanmış, iş bu onama ilamına karşı davalı Hazine vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

1. Dosya içeriğine, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı Hazinenin 108 ada 5 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün onanmasına dair bölüme yönelik, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 ncı maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

2. Dava konusu 249 ada 158 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün onanmasına ilişkin ilama yönelik karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, bu taşınmazın Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılarak tarla vasfını kazandığı ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan taşınmazın davacının da içerisinde bulunduğu kişilerce işgal edildiği belirtilerek tarla vasfı ile Hazine adına tespitinin yapıldığı, taşınmazın tarla olarak kullanıldığı, tarla üzerinde arkeolojik olarak değerlendirilebilecek herhangi bir bulguya rastlanılmadığı ve davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın bu taşınmaz yönünden de kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı, zilyetlik iddiasıyla Hazine adına tesbit gören taşınmaz hakkında dava açtığı ve taşınmazın tapu kaydı üzerinde 2/B alanında kaldığı şerhi bulunduğu halde orman araştırması yapılmamış, zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları yöntemince, gereği gibi araştırılmamıştır.

Bu nedenle Mahkemece; taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı sorularak, yapılmış ise buna ilişkin tutanaklar ve harita ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarih ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarih ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarih ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu yapılmış ise orman kadastrosuna ilişkin orman kadastro haritası ile irtibatlı kroki çizdirilmeli ve yine, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftasının ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.

Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği takdirde, 3402 sayılı Kanun'un 30/1 inci maddesi gereğince tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davacı yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükümleri dikkate alınarak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, 249 ada 158 parsel yönünden eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün 249 ada 158 parsel yönünden bu nedenle bozulması gerektiği halde sehven onanmış olduğu anlaşılmıştır.

S O N U Ç : Yukarıda (1) no.lu bentte yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin 108 ada 5 ve 10 parsellere yönelen karar düzeltme isteği yerinde görülmediğinden REDDİNE, (2) no.lu bentte yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin 249 ada 18 parsele yönelen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.11.2022 tarihli ve 2022/5764 Esas, 2022/9137 Karar sayılı ilamının çekişmeli 249 ada 18 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik kısmı yönünden ortadan kaldırılmasına ve bu taşınmaza ilişkin hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 01.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.