8. Hukuk Dairesi 2023/2823 E. , 2024/2080 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/565 Esas, 2018/370 Karar
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 31.10.2022 tarihli ve 2021/9178 Esas, 2022/8636 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, taşınmazı zilyetliğin devri sözleşmesiyle satın aldığını ve lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinim koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca bahsi geçen taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 2007/350 Esas ve 2012/187 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, kontrol mühendisi S.B'nin rapor ekindeki krokisinde (Ek No:2) (C) harfi ile gösterdiği 26.572,45 m²'lik alanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 maddesi gereğince davacı adına tesciline ilişkin verilen önceki hükmün, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerince temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi' nin 2013/9323 Esas ve 2014/558 Karar sayılı ilamıyla, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak devam eden yargılama neticesinde, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairenin 2021/9178 Esas, 2022/8636 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine davalı ... İdaresi vekili tarafından kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmuştur.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca açılan tescil istemine ilişkindir.
Dairenin 2021/9178 Esas, 2022/8636 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece, uygulanan orman kadastro haritalarına göre dava konusu yerin orman sınır noktalarının ortasında kalan orman içi açıklık vasfında olduğunun tespit edildiği, taşınmazın 3116 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 1937 tarihinden önce üzerinde orman ağaçları bulunan yerlerden olduğunun 1944 ve 1957 tarihli memleket haritalarından anlaşıldığı, taşınmazın 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen yerlerden ve 5658 sayılı Kanuna göre iade edilmesi gereken yerlerden olmadığı, öncesi orman olan yerin sonradan açılarak tarım arazisine dönüştürülmüş olsa bile zilyetlik ile kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu değerlendirmesi dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın 1971 yılında yapılan ve kesinleşen tapulama çalışmaları sırasında tespit harici yer olarak bırakıldığı, bilahare 16.09.1974 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda da taşınmazın tahdit dışı bırakıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamında mevcut ziraat mühendisi bilirkişisinin 08.05.2018 havale tarihli raporunda, taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 26.572,45 m²' lik bölümünde uzun yıllar geleneksel olarak toprak işlemenin yapıldığının, üzerinde 30 - 40 yaşlarında meyve ağaçlarının bulunduğunun ve halen tarım yapılmaya devam edildiğinin, bu bölümün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 3. maddesi ğ ve j bendinde tanımlanan kuru marjinal tarım arazisi özelliğini gösterdiğinin belirlenmiş olması ve mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarıyla da davacının zilyetliğinin doğrulanmış olması karşısında; Mahkemece, taşınmazın orman sayılmayan yer olduğunun ve dosya kapsamında mevcut ziraat mühendisi bilirkişisinin 08.05.2018 havale tarihli raporunda taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 26.572,45 m²' lik bölümünde davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesinde düzenlenen kazanım koşullarının oluştuğu kabul edilerek, bu bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi" gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
Her ne kadar bozma ilamında dava konusu taşınmazın ziraat mühendisi bilirkişinin 08.05.2018 havale tarihli raporunda C harfi ile gösterilen 26.572,45 m2 lik bölümü yönünden davacı lehine zilyetlikle kazanım şartları gerçekleştiğinden bahisle bu bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; dosyanın incelenmesinden; dava konusu taşınmazın bir kısmının orman tahdit sınırları içinde olduğu, bir kısmının da iç parsel olarak orman sınırları dışında bırakıldığının anlaşıldığı ancak hangi bölümün orman sınırları içinde, hangi bölümün zilyetlikle kazanıma uygun kısımda kaldığının anlaşılamadığı, bozma öncesi alınan orman raporundaki (A), (B), (C) ile gösterilen yerler ile bozma sonrası alınan orman raporunda (A), (B), (C) ile gösterilen yerlerin aynı olmadığı, ayrıca bozma sonrası alınan orman raporu ile ziraat raporunda belirtilen (A), (B), (C) bölümlerinin de aynı olmadığı, zira orman raporu ekindeki çakıştırmalı eski belgelerde (A), (C) den büyük gösterildiği halde, ziraat raporunda A'nın 2.163,12 m2, B'nin 4.989,87 m2, C'nin 26.572,45 m2 olduğunun belirtildiği, orman raporu ekindeki hava fotoğrafı, memleket haritası ve orman tahdit haritasındaki (A), (B), (C) ile gösterilen yerlerin de tam olarak uyumlu olmadığı ve orman tahdit haritası ile rapor içeriğindeki açıklamaların da örtüşmediği anlaşılmıştır.
Dairemizin bozma kararında dava konusu taşınmazın bir kısmının 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesi anlamında orman içi açıklık olmadığı, orman içi parsel olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği de nazara alınarak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdit çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi, bir harita/ jeodezi mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmının neresi olduğunun, zilyetlikle kazanıma elverişli olan kısmın neresi olduğunun tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve bundan sonra oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazın tamamının orman içi açıklık olduğu gerekçesi ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, hükmün az yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, dosya içeriğine uygun olmayacak şekilde bozma yapıldığı anlaşılmış olup, hükmün değiştirilen bu gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı ... İdaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairenin 31.10.2022 tarihli ve 2021/9178 Esas, 2022/8636 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!