WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/2708 E.  ,  2023/4146 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/353 E., 2019/51 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyü (Mahallesi), ... Mevkiinde bulunan ve dava dilekçesine ekli krokide 4497,69 m² yüzölçümlü olarak gösterilmiş taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu iddia ederek, taşınmazın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre müvekkilleri adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2015 tarihli ve 2014/78 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve ... mahallesi, ... mevkiinde bulunan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 4346,92 m² yüzölçümündeki taşınmazın son parsel sayısıyla davacılar adına veraset hisseleri oranlarına göre kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarihli ve 2015/6250 Esas, 2016/2796 Karar sayılı kararıyla öncelikle davacıların aktif dava ehliyeti olup olmadığı hususunun üzerinde durulması, sonrasında en eski hava fotoğrafı ve memleket haritası ve komşu taşınmaz kayıtları incelenerek taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi ve komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanakları ile hudut denetimi yapılması, dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenirse usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar lehine zilyetlikle kazanım şartları gerçekleştiği gerekçesiyle, ... İli, Manavgat İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan 25.06.2018 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile mavi renkle gösterilen 4.346,92 m²'lik taşınmazın ... Mahallesindeki 199 adaya son parsel numaralı verilmek suretiyle, davacılar adına muris ...'ın Manavgat 5.Noterliğinden verilme 21.11.2018 tarihli ve 3257 yevmiye numaralı veraset ilamındaki hisseleri oranlarına göre tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili, bozma gereklerimin yerine getirilmediğini, davacıların kazanıma elverişli kullanımı olup olmadığı hususunun usulünce belirlenmediğini, bozma öncesi ve sonrası mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olmasına rağmen bu çelişkileri giderecek şekilde sorular sorulmadığını, imar uygulaması kapsamında olup olmadığının araştırılmadığını ileri sürerek ve resen belirlenecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Kanun,

3. Değerlendirme
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davacılar lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiğinden bahisle kabul kararı verilmiştir. Ancak yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazın batısında yer alan 199 ada 30 parsel sayılı taşınmaz mera niteliği ile kayıtlıdır. Bahsi geçen 199 ada 30 parsel yenileme öncesi 327 parsel, senetsizden, ev ve tarla vasfı ile ... adına tespit edilmiş, eldeki dosya davacıları murisi ... tarafından, babası ...'ın bu taşınmazı kendisine verdiği iddiası ile tespite itiraz davası açılmış ve Manavgat Tapulama Hakimliği'nin 30.05.1972 tarihli ve 1967/2462 Esas, 1972/589 Karar sayılı kararı ile davacının davasının reddine, dava konusu edilen 327 parselin davalı adına yapılan tespitinin iptaline, kadim mera olduğu gerekçesiyle, taşınmazın köy merası olarak sınırlandırılmasına ve tescil harici bırakılmasına, haritasında görülen evin müştemilatı olan ahır ve samanlığı ile birlikte davacı tarafından yaptırıldığı konusunda tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesince köy merası ifadesi mera olarak değiştirilerek onanmış ve karar düzeltme isteminin reddi ile 17.05.1973 tarihinde kesinleşmiş ve bahsi geçen taşınmaz hükmen mera olmuştur. Tescili talep edilen dava konusu taşınmazın batısında yer alan 30 parsel hükmen mera olduğu halde İlk Derece Mahkemesince yöntemince mera araştırması yapılmadan, ilgili dava dosyası dosya içerisine alınmadan, dava konusu edilen yerin mera ile ayırıcı unsurları bulunup bulunmadığı üzerinde yeterince durulmadan verilen karar doğru olmamıştır.

Öte yandan; orman bilirkişisi dosyada bulunan 1953, 1992 ve 2009 tarihli hava fotoğraflarının tek uçuşlu olması sebebiyle stereoskopik incelemeye uygun olmadığını, kendi temin ettiği hava fotoğrafları ile stereoskopik inceleme yaptığını belirttiği halde, dosyaya stereoskopik incelemeye uygun hava fotoğrafları getirtilmemiş, ayrıca bozma öncesi ve bozma sonrası eğim farklı belirtildiği halde bunun üzerinde durulmamıştır. En eski hava fotoğrafının çıplak gözle yapılan kontrolünde dava konusu taşınmazın üzerinde koyuluklar bulunduğu halde, bunun sebebi net olarak ortaya konulmamıştır. 1981 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde maki örtüsünün kaldırıldığı, toprağın işlenerek tarıma uygun hale getirildiği, 1992 hava fotoğrafında taşınmazın üzerinin tamamen açıklık olduğunun belirtildiği ancak tarımsal faaliyet olup olmadığı hususunun açık ve net şekilde ifade edilmediği anlaşılmıştır.

O halde Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri, 199 ada 30 parsel sayılı hükmen mera dava dosyası ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın kamu orta malı mera niteliğinde olup olmadığı, taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı hususlarını içeren, önceki raporları da irdeleyen ayrıntılı, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi, komşu köy bilirkişileri ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera olup olmadığı, meradan elde edilip edilmediği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, dava konusu yerin, kamu orta malı mera vasfında olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı ve mera bütünlüğünü bozup bozmadığı hususlarını belirten, nizalı bölüm ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı ve üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş şekli ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini, imar-ihyaya muhtaç yerden olması halinde imar ihya edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı, gerekçeli, önceki raporları da irdeleyen rapor alınmalı, keşifte taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmaz bölümünün sınırlarının (özellikle mera parseli ile olan sınırının) işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Değiştirilen (5403 sayılı Kanun) 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.