8. Hukuk Dairesi 2023/2171 E. , 2024/2573 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2153 E., 2023/123 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/52 E., 2022/114 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece (Fethiye 3. Asliye Hukuk) Mahkemesince, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeni ile kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/1-b-2. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulması davanın, hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.04.2024 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacı ... vekillleri Av. ... ve Av. ... ile karşı taraftan Hazine vekili Av. ... ile ... vekili Av. ...' in katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... şirket vekili, 2014 yılında verdiği dava dilekçesinde; Fethiye ilçesi ... köyü 323 ada 1, 2, 3, 175 ada 1, 2, 3, 324 ada 1, 2, 325 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların Fethiye 1. ve 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin muhtelif tarihli kararlarıyla kesinleşen orman sınırları içinde kaldıkları gerekçesiyle tapularının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, söz konusu dava dosyaları hakkında yapılan yargılamanın yenilenmesi başvurularının ise redle sonuçlandığını, ancak taşınmazların bulunduğu yörede 1744 Sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun Kanuna aykırı şekilde yapıldığını ve komşu Foça (Günlükbaşı) köyünde yapılan orman kadastrosu ile mükerrerlik teşkil ettiğini ve taşınmazların esasen orman sınırları dışında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazlar hakkında yapılan orman kadastrosu işleminin iptali ile taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek davacı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Fethiye 1. ve 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararların taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiği " gerekçesiyle, davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; " söz konusu dava dosyalarının taraflar arasında kesin hüküm teşkil etmediği ancak Kargı köyünde 1744 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmaların usul ve kanuna uygun olduğu ve söz konusu çalışmalar için kanunda öngörülen hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğu " gerekçesiyle, davacı ... Turizm ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeni ile kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. ve 353/1-b-2. maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesinin 2014/52 Esas, 2022/114 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın, hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde, dava konusu taşınmazların ilk defa 1947 yılında, 2613 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 1 ada 4, 5, 6 ve 25 parsel numaraları ile tapuya tescil edildikleri, 1953 yılında yapılan satışlar sonrası 1 ada 26 parsel olarak tevhid edildikleri, daha sonra yapılan satışlar sonrası taşınmazların 21 ve 89 numaralı adalara gittiği, 1997 yılında yapılan imar sonucu da eldeki ada ve parsel numaralarını alarak davacı şirket adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu Kargı köyünün 1952 yılına kadar bağlı olduğu Foça (...) köyünde ilk orman tahdidinin, 28.09.1947 tarihinde ilan edildiği, söz konusu orman tahdidine ait çalışma tutanakları incelendiğinde, " bu köy hududu dahilinde çıkılarak muhtelif köyler hududu dahilinde devam eden ve henüz orman poligonu kapatılmadığından talimat ahkamına göre dört cihetten gerek iç ve gerekse dış hududu teşkil edecek ormanların dört cihetten hududlarının tayinine maddeten imkan bulunmadığı ve işbu tahdidi yapılan köy hududu dahilindeki ormanların poligonları kapatıldığından ancak bu ormanların iç ve dış hudutlarının tespit edilebileceğine göre herhangi bir hataya düşmeme düşüncesi ile bu köye ait ormanın hudutlandırılmadığı " ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
İlk Orman Kanunu olan 3116 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, Devlet ormanlarının ve bu ormanların içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak, sulak ve diğer ormanlar ve her nevi arazi ile sınırları tesbit olunarak sınırlanması işinin orman tahdit komisyonlarınca yapılacağı öngörülmüştür.
6831 sayılı Orman Kanunu döneminde de, sonradan 1744 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılıncaya kadar ilçe ve köy idari sınırları ile bağlı kalınmaksızın seri usule göre Devlet ormanlarının kadastrosu yapılması hükme bağlanmış olup, tahdidi yapılan orman serisine bitişik olan ve tahdit dışında bırakıldığı açıkça belirtilen taşınmazlar yönünden ise geçerli bir orman kadastrosunun var olduğu, serinin uzak dışında kalan taşınmazlar yönünden geçerli bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmiştir. Foça (...) köyüne ait orman tahdit tutanaklarına göre, söz konusu tahdit çalışmasının seri bazda yapıldığı ve serinin dışında kalan dava konusu taşınmazlar yönünden geçerli bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay'ın (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin önceki temyiz incelemesindeki nitelendirmesi de bu yöndedir.
Bilahare; 1974 tarihinde, 1744 sayılı Kanun hükümleri uyarınca taşınmazların bulunduğu Kargı köyünde evvelce kadastrosu yapılmamış ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2. madde çalışmalarına başlanıldığı, çalışmaların 10.12.1975 tarihinde ilan edildiği, orman idaresinin itirazı üzerine komisyon tarafından yapılan çalışma neticesinde 33 ila 55 numaralı orman sınır noktaları oluşturularak bu sınırlar içerisinde kalacak şekilde Ütüktepe Hapastepesi Devlet Çam ormanının oluşturulduğu, söz konusu çalışmaların 08.03.1977 tarihinde ilan edildiği ve ilan edilen bu çalışmalarda, dava konusu taşınmazların kısmen orman sınırları içine alındığı; yine aynı tarihlerde, taşınmazlara komşu Foça (...) köyünde aplikasyon ve 2. madde çalışmalarının yapılarak 05.12.1976 tarihinde ilana çıkarıldığı, itirazlar üzerine yeniden yapılan incelemelerin sonuçlarının da 08.03.1977 tarihinde ilan edildiği tespit edilmiş olup, buna göre, 1974 yılında Foça köyünde yapılan çalışmaların sadece aplikasyon faaliyeti olduğu, 1947 yılında Foça köyünde yapılan seri bazdaki orman kadastrosunun aplikasyonu dışında, yeniden bir orman kadastrosu faaliyetinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında; komşu Foça köyünde yapılan ve sehven ... köyü içinde kalan dava konusu taşınmazları da içine alacak şekilde düzenlenen orman kadastrosu haritası, yalnızca 1947'de yapılan seri bazdaki orman kadastrosunun aplikasyonu olup, 1947 yılında dava konusu taşınmazlar için yapılan geçerli bir orman kadastrosu çalışması bulunmadığından ve söz konusu aplikasyon çalışmaları taşınmazların bulunduğu Kargı köyünde ilan edilmediğinden, bu çalışmaların dava konusu taşınmazların hukuki durumunu etkileyeceğinden söz edilemez.
Taşınmazların bulunduğu Kargı köyünde, 6831 sayılı Kanun' un 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesi çalışmaları yapılarak 25.09.1987 tarihinde ilan edilmiş ve taşınmazların durumunda bir değişiklik yapılmamıştır. Komşu Foça (...) köyünde ise, evvelce sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 3302 sayılı kanuna değişik 2/B madde çalışmaları yapılarak 14.08.1991 tarihinde ilan edilmiş ve yörede 1974 yılında yapılan aplikasyon çalışmalarında taşınmazların bulunduğu Kargı köyüne ait alanın çalışma alanı dışında olduğu belirtilerek önceki çalışmalarda sehven yapılan ve taşınmazların hukuki durumunu etkilemeyen hata giderilmiştir.
Dava konusu taşınmazların orman sınırları içine alınmasına dair orman kadastrosu çalışmalarına ait tutanakları incelendiğinde, 12.09.1975 tarihli ve 4 numaralı itiraz karar tutanağında orman sınır noktalarının yakınlarında ... Coşkun'a ait tarlaların bulunduğu belirtilmiş, bu tutanakta, çalışmaların yapıldığı tarihte, davacı şirkete ait tapulu herhangi bir taşınmazın, orman sınır noktalarının yakınında bulunduğu ifadesine yer verilmemiştir. Keza davacı şirkete ait olup zeminde dava konusu yapılan taşınmazlara ait tapu kayıtları da 1997 yılındaki imar işlemi sonucu oluşmuştur.
Hal böyle olunca, çalışma tarihinde yürürlükte bulunan Orman Kanunun 11. maddesi uyarınca kendisine tebligat yapılmasını gerektirecek herhangi bir tapulu taşınmaz malikinden söz edilemeyeceği sabit olup, aynı Kanunun 11. maddesi uyarınca orman kadastrosunun ilan edilmek suretiyle 08.03.1977 tarihinde ilgilere tebliğ edildiği ve söz konusu çalışmalar hakkındaki hak düşürücü sürenin 08.03.1978 tarihinde dolduğu, komşu taşınmazlara ait Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/648-332 sayılı kararının dava konusu taşınmazları kapsamadığı ve hukuki durumlarını etkilemediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun olup davacı şirket vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Davacı ... şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacı ... Turizm Ve Ticaret Anonim Şirketinden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ... ile Tarım ve Orman Bakanlığına verilmesine,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!